Tip 1 diyabeti olup nefropatisi olan ve olmayan hastalarda iskemi modifiye albumin ve arteriyel sertliğin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR TEPECİK SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SEVDA KOÇAK UÇKUN
Danışman: Harun AKAR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Tüm dünyada sıklığı giderek artan, mikrovasküler ve makrovasküler komplikasyonları ile hayat kalitesini olumsuz etkileyen, kronik bir hastalık olan Diyabetes Mellitus (DM), önemli sağlık problemlerinden biridir. DM'nin mikrovasküler komplikasyonu olan diyabetik nefropati (DN) son dönem böbrek yetmezliği nedenlerinde başı çekmektedir. Diyabetli hastaların % 20-40'ında diyabetik böbrek hastalığı (DBH) gelişmektedir. DBH Tip 1 diyabette yaklaşık 10 yıllık diyabet süresinden sonra gelişirken, Tip 2 diyabette tanı anında bulunabilir. Albuminüri hem böbrek hastalığının progresyonu hem de kardiyovasküler prognozla ilişkili en önemli belirteçtir. Renal hemodinamik değişiklikler, oksidatif stres, inflamasyon, hipoksi ve aşırı aktif renin-anjiyotensin-aldosteron sistemi (RAAS) DBH patogenezi ile ilişkilidir ve sonuçta gelişen renal fibrozis anahtar rol oynamaktadır. İskemik Modifiye Albumin (İMA) kanda ölçülebilen bir iskemi belirtecidir. Yapılan çalışmalarda diyabetik nefropati patogenezinde rol oynayan, vasküler hasarı gösteren oksidatif stres belirteci olduğu saptanmıştır. Arteriyel Sertlik parametreleri ise arterlerin elastik özelliklerinin belirlenmesinde en etkili yöntemlerden biridir ve DN ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Amaç: Bu çalışmada Tip 1 diyabette İMA ve arteriyel sertlik parametrelerinin DN ile ilişkisinin olup olmadığı ve DN'nin daha erken dönemde saptanabilmesi açısından faydalı belirteçler olup olmadığını araştırmayı amaçladık. Materyal ve Yöntem: Araştırmaya Tip 1 diyabet tanısı olup nefropatisi olan 30 olgu, nefropatisi olmayan 40 olgu ve 37 kişilik sağlıklı kontrol grubu dahil edildi. Çalışmaya katılan hastaların yaş, cinsiyet, boy, kilo, vücut kitle indeksi, komorbid hastalıklar (hipertansiyon, serebrovasküler hastalık, kardiyovasküler hastalık), sigara ve alkol kullanımı, Tip 1 diyabet süresi, ACE-İ kullanımı, diyabetik retinopati, diyabetik ayak ve diyabetik nöropati öyküsü sorgulanarak kaydedildi. Çalışma grupları; Tip 1 diyabet tanısı olup Nefropatisi olmayan, nefropatisi olan ve sağlıklı kontrol grubu olacak şekilde üç gruba ayrıldı. Grup 1 ; Tip 1 diyabet tanısı olup, GFR> 60 ml/dk, spot idarda albümin/kreatinin oranı 60 ml/dk olup spot idrarda albümin/kreatinin oranı 300 mg/g olan makroalbuminürik (ciddi derecede artmış albuminüri) hastalar ve KBH'ı olan (renal replasman tedavisi almayan, transplant olmayan) hastalar, Grup 3; herhangi bir kronik hastalığı olmayan sağlıklı erişkinler olarak belirlendi. Tip 1 diyabetli hastalarda hastalığın rutin takibi sırasında alınan, kontrol grubunda da başka nedenlerle alınan laboratuar tetkikleri kaydedildi. IMA testi spektrofotometrik yönteme göre yapıldı. Albuminin İMA'ya etkisini ortadan kaldırmak için albuminin düzeltilmiş İMA indeksi hesaplandı ve İMA'nın karşılaştırıldığı parametreler ile karşılaştırıldı. Hastaların nabız dalga hızı (NDH), augmentasyon indeksi (Alx) ve arteriyel kan basıncı parametreleri, ''Mobil-O-Graph® ARCsolver algorithm'' cihazı ile ölçüldü. Araştırmada elde edilen veriler, SPSS ile oluşturulan veri tabanına girildi ve istatistiksel analizler IBM SPSS® sürüm 25.0 (SPSS Statistics for Windows, Version 25.0. Armonk, NY: IBM Corp.) programı kullanılarak yapıldı. Analizlerde p 0,05). Sonuç: İMA ve İMA İndeksi, nefropatisi olan ve olmayan hastalarda kontrol grubuna göre anlamlı yüksek saptanırken nefropatisi olan ve olmayan hasta grupları arasında anlamlı fark saptanmadı. Diyabetik nefropati, albüminüri ve eGFR taraması ile klinik olarak en erken mikroalbüminüri evresinde yani Evre 3'te tanınabilmektedir. İMA düzeyinin normoalbüminürik hastalarda da yüksek çıkmasının, DN'nin daha erken evreleri ile yani Evre1 ve Evre 2 ile ilişkili olabileceği düşünüldü. Bu nedenle de DN ile İMA arasındaki ilişkinin anlaşılabilmesi için albüminüri düzeyindeki değişim ile İMA düzeyindeki değişim arasında analizler yapılarak daha doğru sonuçlar elde edilebileceği ve daha yüksek katılımlı çalışmalara ihtiyaç duyulduğu sonucuna ulaşıldı. Çalışmamızda Diyabetik nefropati ile arteriyel sertlik parametreleri arasında anlamlı ilişki saptanmamış olup kontrol grubunda NDH, nefropatisi olmayan gruba göre anlamlı yüksek saptandı. Yaş, VKİ ve sigara içme oranının yine kontrol grubunda yüksek olduğu görüldü. Kontrol grubunda NDH'nın yüksek saptanmasının Arteriyel sertliği etkileyen değişkenlerden olan yaş, VKİ ve sigara içimi ile ilişkili olabileceği düşünüldü. Bu sonuçlara dayanarak, DN'nin ilk aşamalarında İMA ve arteriyel sertliğin prediktif değerlerini belirlemek için daha büyük çalışmalara ihtiyaç vardır.