Erektil disfonksiyonun patofizyolojisinde rol alan insulin rezistansının tespitinde kullanılan belirteçlerin erektil disfonksiyonu öngörmedeki etkinliği


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ATATÜRK GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: İHSAN BARIŞ MÜLDÜR

Danışman: Çağrı ŞENOCAK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Çağımızın sık karşılaşılan iki önemli hastalığı olan Erektil disfonksiyon (ED) ve metabolik sendrom (MetS) ortak bir mekanizmadan kaynaklanmaktadır; insülin rezistansı(İR). Bu sebeple günümüze kadar yapılan çalışmalarda İR tespitinde kullanılması için günlük pratiğe uygun ve maliyeti düşük bir takım belirteçler araştırılmıştır. Çeşitli çalışmalarda ise bu belirteçlerin ED'nin öngörülmesindeki etkinlikleri araştırılmıştır. Ancak, bu belirteçlerin etkinliklerini karşılaştıran yayınlanmış bir çalışma literatürde mevcut değildir. Çalışmamızda İR belirteçleri ile ED arasındaki ilişkiyi en güçlü olarak gösteren belirtecin belirlenmesi hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: 1 Ocak 2018 – 31 Aralık 2020 tarihleri arasında Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi üroloji polikliniğine ED şikayeti ile başvuran 25-65 yaş arası 156 hasta dahil edilmiştir. Kliniğimizde bu şikayetler ile başvuran hastaları Avrupa Üroloji Derneğinin kılavuzuna uygun şekilde değerlendirilmektedir. Bu çerçevede alınan anamnezler, yapılan fizik muayeneler ve bakılan kan değerleri retrospektif olarak incelenmiştir. İncelenen anamnezlerde hızlı ejakülasyon sonucu oluşan penil detümesans nedeniyle şikayetini ereksiyon zorluğu olarak dile getiren hastalar kontrol grubuna dahil edilmiştir. ED varlığı ve şiddeti muayene esnasında doldurulan Uluslararası Erektil İşlev Formu-15 (IIEF-15) ile değerlendirilmiştir. Arşiv verilerine ulaşılamayan hastalar çalışma dışı bırakılmıştır. Bulgular: 156 hastanın 83'ü(%53.2) ED olan grupta, 73'ü(%46.8) ED olmayan grupta yer almaktadır. Hastaların yaş ortanca değeri 47 ve VKİ ortanca değeri 27.17 olup %20.5'i normal kiloda, %53.8'i fazla kilolu, %25.6'sı obezdir. Hastaların %14.1'ü DM, %14.7'si HT, %51.3'inde metabolik sendrom mevcuttur. IIEF skoru ortancası 21 olup 7 hastada(%4.5) şiddetli ED, 20 hastada (%12.8) orta şiddette ED, 29 hastada (%18.6) hafif orta şiddette ED ve 27 hastada (%17.3) hafif ED mevcuttur. 73 hastanın IIEF skoru 22 ve üzerinde olduğu için ED'si yoktur. İR belirteçleri ve ED ilişkisine baktığımızda TyG indeksi, TyG-VKİ ve TyG-bel çevresi indeksi tek değişkenli analizde anlamlı olmasına rağmen çok değişkenli analizde anlamlı bulunmamıştır. Sonuç: İR'nin ED'nin oluşumunda etkisi olduğu ortaya konulmuştur. İR'nin öngörülmesi için farklı indeksler geliştirilmiştir ancak bu indeksler ED'nin öngörülmesinde oldukça kısıtlı sayıda çalışmada değerlendirilmiştir. Bildiğimiz kadarıyla mevcut çalışmamız indekslerin ED'nin öngörülmesideki gücünü araştıran en kapsamlı çalışmadır. Çalışmamız sonucunda İR belirteçlerinin hiçbiri tek başına ED'nin öngörülmesinde anlamlılık düzeyine erişememiştir ve sadece yaş anlamlı parametre olarak bulunmuştur. ED'nin multifaktöriyel bir fizyopatolojik süreç olmasının bunda rolü olduğu düşünülmüştür. Bu belirteçlerin değerlendirilmesi için çok merkezli ve prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır.