Hidradenitis süpürativa hastalarında tiroid fonksiyonlarının ve çinko düzeylerinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLAR ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: CEREN YAKIŞTIRAN BOZKURT

Danışman: Düriye Deniz DEMİRSEREN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Hidradenitis süpürativa (HS); sıklıkla apokrin bezleri içeren deriyi etkileyen kronik, tekrarlayan, inflamatuar bir hastalıktır. Hastalık kardiyovasküler hastalık, depresyon, inflamatuvar bağırsak hastalıkları gibi birçok kronik bozukluğun yanı sıra obezite, diyabet/insülin direnci, dislipidemi, hipertansiyon komponentlerini içeren metabolik sendrom ile de ilişkilendirmiştir. Obezite her zaman metabolizma ile ilişkili heterojen bir durumdur. Endokrin sistem özellikle tiroid bezi mitokondriyal regülasyon yoluyla doğrudan iştah regülasyonu ve enerji tüketimini belirleyerek metabolizmada önemli rol oynar. Literatürde HS'nin endokrin sistem anormallikleri ile ilişkisine vurgu yapan çalışmalar olmakla birlikte HS'in tiroid bozuklukları ile ilişkisi yeterince net değildir. Çinko; inflamatuar akne, folliculitis dekalvans ve HS gibi doğuştan gelen immun disregülasyon ile ilişkili birçok inflamatuar deri hastalığının patogenezinde yer alabileceği bildirilen bir mineraldir. Şiddetli aknesi olan hastalarda düşük serum çinko seviyelerini gösteren çalışmalar bulunmakla birlikte HS'li hastalarda çinko düzeyi konusu net değildir. Bu çalışmada HS hastalarına tiroid fonksiyon bozukluklarının eşlik edip etmediğini ve hastalardaki çinko düzeylerini araştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Araştırmamıza Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Dermatoloji Kliniği'nde Ağustos 2022- Ağustos 2023 tarihleri arasında polikliniğe başvuran 91 HS hastası dahil edildi. Kontrol grubu olarak yaş ve cinsiyet bakımından benzer 90 kişi seçildi. Hastanemize HS tanısı ile başvurup tetkik ve tedavi edilmiş hastaların dosyaları geriye yönelik tarandı. Hasta ve kontrol grubuna ait yaş, cinsiyet ve vücut kitle indeksi (VKİ) gibi sosyo-demografik özelliklere ve ek hastalıklara, alkol- sigara kullanımı gibi klinik verilere mevcut dosya bilgilerinden ulaşıldı. TSH, T3, T4, Çinko düzeyleri Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları bölümü muayene kayıtlarından ve kontrol grubunda belirlenen sayıya ulaşılamama durumunda sağlık çalışanlarının iş yeri hekimliğindeki muayene kayıtlarından elde edildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hasta ve kontrol grubu, yaş ve cinsiyet dağılımı açısından benzer olup kontrol grubununun %65,6'sı, hasta grubunun ise %72,5'si erkek, hasta grubunun %73,7'si kontrol grubunun %71,1'i 18-40 yaş arasındadır. Hastaların yaklaşık yarısının (%47,3) yakınmaları 5 yıldan daha kısa süredir mevcuttu. Hastaların %14,3'ü Hurley 1, %58,2'si Hurley 2, %27, 5'i Hurley 3'tü. Hastalarda kontrol grubuna kıyasla daha sık pilonidal sinüs, dislipidemi, hipertansiyon saptandı. Aktif sigara içiciliği hasta grubunda (%73,6) kontrol grubuna (%34,5) oranla daha yüksek tespit edildi. (p = 0,000) Hasta grubunda VKI ortalaması 31,82 ± 13,55 olarak saptandı ve hasta grubunda VKİ, kontrol grubuna göre anlamlı şekilde daha yüksek bulundu (p = 0,000). Benzer şekilde hasta grubunda bel çevresi kontrol grubuna göre anlamlı şekilde daha geniş saptandı (p = 0,000). Hasta grubunda bel çevresi ortalaması 100,23 ± 15,59 cm olarak kaydedildi. Kontrol grubundaki TSH ortalaması 1,84 ± 0,96 μIU/mL; hasta grubunda ise TSH ortalaması 2,11 ± 1,32 μIU/mL olarak saptandı. Bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p = 0,330). Kontrol grubundaki T3 ortalaması 3,57 ± 0,42 pg/mL; hasta grubunda T3 ortalaması 3,6 ± 0,48 pg/mL idi. Gruplar arasında anlamlı bir fark bulunamadı. (p = 0,475). Kontrol grubundaki T4 ortalaması 1,13 ± 0,18 ng/dL; hasta grubunda T4 ortalaması 1,13 ± 0,18 ng/dL olarak saptandı. Gruplar arasında anlamlı bir fark bulunamadı (p = 0,929). Serum çinko düzeyi de hasta ve kontrol gruplarında benzer olarak tespit edildi (p = 0,874). Sonuç: Araştırmamız bildiğimiz kadarıyla ülkemizde HS'li hastalarda tiroid fonksiyonunu araştıran ilk araştırmadır. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar, HS ile tiroid fonksiyonları arasında anlamlı bir ilişki olmadığını göstermektedir Özellikle, HS'in heterojen bir klinik spektruma sahip olması ve inflamasyonun bireyden bireye farklı etkiler göstermesi, çalışmamızdaki sınırlı sayıdaki hasta sayısı sonuçların genelleştirilebilirliğini sınırlandırmaktadır. Bununla birlikte, bu alandaki literatürün çelişkili olması göz önüne alındığında, daha geniş ölçekli, uzun dönemli ve prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır. Çalışmamızda serum çinko düzeyleri hasta ve kontrol grubunda benzer tespit edildi. Bulgularımız, çinko seviyelerinin HS'in şiddeti veya tedavisinde bir biyobelirteç olarak kullanımının henüz netleşmediğini göstermektedir. Çinko takviyesinin HS'deki potansiyel terapötik faydalarının değerlendirilmesi için, çinko seviyelerinin başlangıçta ölçüldüğü ve takviyenin etkisinin serum çinko düzeylerindeki değişimle ilişkilendirildiği daha büyük ve kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Hidradenitis süpürativa, tiroid fonksiyonları, çinko,enflamasyon