Wilms tümorü nedeniyle nefrektomi uygulanan ve kemoterapi alan hastalarda aktif vitamin D konversiyonun ve kemik sağlığı parametrelerinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ONUR KÜÇÜKÖZER

Danışman: Dildar Bahar GENÇ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Vücudumuzda aktif D vitamini (1,25(OH)2D3) üretimi böbreklerde gerçekleşmektedir. Soliter böbrekli olgularda 1,25(OH)2D3 düzeyi ve kemik sağlığı parametreleri hakkında çalışmalar son derece nadir olmakla birlikte böbrek vericisi olup tek böbrek ile yaşamını sürdüren olgularda 1,25(OH)2D3 konversiyonun bozulduğu bilinmektedir. Benzer şekilde, erken evrede, kreatinini normal olan böbrek yetersizliği olgularında da aktif D vitamini üretiminin bozulabildiği bildirilmiştir. Ancak onkolojik bir nedene bağlı olarak nefrektomi yapılan ve kemoterapi (KT) alan hastalarda uzun vadede 25(OH)D3'ün 1,25(OH)2D3'e dönüşümünün etkilenme durumu ve kemik sağlığı parametreleri üzerine araştıran çalışma bulunmamaktadır. Onkoloji hastalarında kemik sağlığının olumsuz etkilendiği bilinmektedir. Ama Wilms tümörlü hastaların özel durumundan dolayı bu negatif etki daha erken yaşanabilir. Çalışmamızla böyle bir ilişki saptanması durumunda erken müdahele edilmesi hedeflenmektedir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız tek merkezli prospektif bir çalışma olarak tasarlandı. Hastanemizin Çocuk onkoloji polikliniğinden Wilms tümörü (WT) nedeniyle nefrektomi uygulanmış, en az 6 aydır tedavisiz ve remisyonda izlenen ve rutin takipleri kapsamında 1,25(OH)2D3 düzeyine bakılmış hastalar ve çocuk nefroloji polikliniğinden doğumsal soliter böbrek tanısıyla izlemde olan hastalar çalışmaya dahil edildi. Çalışmamızın sağlıklı kontrol grubunu hastanemize aşı, masum üfürüm, rutin sağlık taraması, okul raporu alımı gibi sebeplerle başvuran, D vitamini dönüşümünü etkileyebilecek ilaç kullanım öyküsü olmayan olgular oluşturdu. Olguların ayrıntılı fizik muayenelerinin yanı sıra, vücut ağırlığı, boyu, vücut ağırlık ve boy persentilleri, vücut kitle indeksi (VKİ) ve arteryel tansiyon ölçüm sonuçları kaydedildi. Laboratuvar incelemesi olarak üre, kreatinin, kalsiyum, fosfor, alkalen fosfataz (ALP), 25(OH)D3, parathormon, 1,25(OH)2D3 ve tam idrar tahlili tetkik sonuçları değerlendirildi. Wilms tümörü olgularının olduğu gruba tanı tarihi, nefrektomi tarihi, aldığı kemoterapi ve radyoterapi (RT) tedavisinin detayı, son kemoterapi tarihi, nüks varlığı ile çalışmadaki tüm gruplara D vitamini dönüşümünü etkileyebilecek ilaçlar başta olmak üzere aldığı tüm ilaçlar, ne kadar süredir bu ilaçları almakta olduğu ve raşitizm, böbrek yetersizliği vb. gibi ek hastalıkların varlığı takip formuna kaydedildi. 1,25(OH)2D3 tedavisi kullanmış veya kullanmakta olan hastalar, bilinen raşitizm tanısı olan hastalar, kemoterapisi halen devam etmekte olan hastalar, bilinen böbrek yetersizliği olan hastalar ve D vitamini dönüşümünü etkileyebilecek ilaç kullanmış veya kullanmakta olan hastalar çalışmamıza dahil edilmedi. Bulgular: Çalışmamıza 74 olgu dahil edildi. Katılımcıların %29,7'si (n:22) Wilms tümörü tanılı grup, %36,5'i (n:27) renal agenezi olan çocuk grubu, %33,8'i (n:25) sağlıklı kontrol grubundan oluşmaktaydı. Yüzde 56,8'i (n:42) erkek, %43,2'si (n:32) kız olan çalışma grubunun yaş ortalaması 9,44±4,70 yıl (ortanca:9,37, aralık:1,33-18,58 yıl) olarak saptandı. Glomerüler Filtrasyon Hızı (GFH) düzeyleri incelendiğinde tek böbrekle yaşamını sürdüren Wilms tümörü grubunda ve renal agenezi grubunda, kontrol grubuna göre daha düşük GFH değerlerleri olduğu izlendi. Ortanca 7,91 yıl sürelik izlemde WT hastalarında hiçbir olguda GFH düzeyi 90 ml/dk/1.73 m2 değerinin altında izlenmedi ve kreatinin değeri sadece üç hastada üst sınırda bulundu. Tüm katılımcılar arasında %77,3 oranla 25(OH)D3 düzeyinin en düşük saptandığı grup olan Wilms tümörü grubunda 1,25(OH)2D3 düzeyi ve 1,25(OH)2D3 / 25(OH)D3 oranı en yüksek olarak izlendi. Vitamin D eksikliği olan hastalarda kalsiyum düşüklüğü ve ALP yüksekliği daha sık gözlendi. Sonuç: Araştırmamızdaki her iki olgu grubunda ve sağlıklı kontrol grubunda yüksek oranda 25(OH)D3 eksikliği saptanması global bir sağlık sorununa işaret etmektedir. Çalışmamızda 25(OH)D3 düzeyinin en düşük olduğu grup WT grubu olmakla beraber aktif Vitamin D'ye dönüşüm kusurunun olmadığı gösterilmiştir. Bu durum GFH düzeyinde ciddi düşüklük olmamasına bağlanmıştır. Kısa izlem süresinin olması, böbrek fonksiyonlarını etkileyecek olumsuz faktörlerin (hipertansiyon, obezite vb.) halen pediatrik yaş grubunda olan çalışma grubumuzda gözlenmemesi bir faktör olarak düşünülmüştür. D vitamini eksikliğinin WT olgularında yüksek oranda gözlenmesi WT hastalarının nefrolojik uzun vadeli yan etkilerin yanısıra D vitamini desteği açısından da takibin önemine işaret etmektedir. Anahtar kelimler: Böbrek, Kemik, Nefrektomi, Vitamin D, Wilms