Açıklanamayan infertilite tanısı ile gonadotropin kullanılarak ovaryan stimülasyon yapılan hastalarda tedavi başarısını öngörmede antimüllerian hormon düzeyinin rolü
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ETLİK ZÜBEYDE HANIM KADIN HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HÜSEYİN ARMAĞAN
Danışman: Berna DİLBAZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: Bu çalışma, açıklanamayan infertilite tanısı ile gonadotropin kullanılarak ovaryan stimülasyon (G-OS) + intrauterin inseminasyon (IUI) uygulanan hastalarda antimüllerian hormon (AMH) düzeylerinin tedavi başarısını öngörmedeki yerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Ocak 2018-Haziran 2020 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üremeye Yardımcı Tedavi Kliniği'ne başvuran, açıklanamayan infertilite tanılı, dahil edilme hariç tutulma kriterlerine uyan, üç siklus başarısız klomifen sitrat ile ovaryan stimülasyon (CC-OS) + IUI sonrası, G-OS + IUI tedavisine alınan ardışık tüm olguların verileri retrospektif olarak tarandı. Demografik veriler, vücut kitle indeksi (VKİ), AMH düzeyi, 3. gün hormon düzeyi, antral folikül sayısı, endometrial kalınlık ve toplam gonadotropin dozunun; siklus iptali, klinik gebelik ve canlı doğum sonuçlarına etkisi istatistiksel olarak değerlendirildi. BULGULAR: Ocak 2018–Haziran 2020 tarihleri arasında taranan hasta kayıtlarından dahil edilme kriterlerine uygun olan toplam 292 olgu çalışmaya dahil edildi. TVUSG'de olguların %8,2'sinde ovaryan yanıt yoktu, %85,6'sında normal ovaryan yanıt, %6,2'sinde ise aşırı ovaryan yanıt saptandı. Normal ovaryan yanıt veren grup, ovaryan yanıtı olmayan ve aşırı ovaryan yanıt veren gruplarla karşılaştırıldığında; grupların AMH düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu [sırasıyla; 3,73 ± 2,14 ng/mL, 4,6 ± 2,27 ng/mL, and 4,7 ± 2,81 ng/mL, (p = 0.09)]. Ovaryan yanıtı normal olan grup, ovaryan yanıt olmayan grupla karşılaştırıldığında; VKİ [sırasıyla; 25,07 ± 4,17 kg/m², 28,48 ± 5,32 kg/m², (p = 0,009)] ovaryan yanıt olmayan grupta istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek saptandı. Olguların gebelik sonuçları değerlendirildiğinde; %10,6'sında 14.gün βhCG pozitifliği mevcuttu, %9,2'sinde klinik gebelik oluştu ve %8,2'si canlı doğum yaptı. AMH düzeyleri, klinik gebelik oluşan ve oluşmayan grupta benzerdi [sırasıyla; 4,07 ± 2,15 ng/mL, 3,84 ± 2,22 ng/mL, (p=0,414)]. AMH düzeyleri, canlı doğum ile sonuçlanan ve canlı doğum gerçekleşmeyen grupta benzerdi [sırasıyla; 4,23 ± 2,23 ng/mL, 3,82 ± 2,21 ng/mL, (p = 0,280)]. AMH'nin klinik gebeliği ve canlı doğumu öngörebilirliğini incelemek amacıyla yapılan ROC analizi sonucunda istatistiksel olarak anlamlı bir kesim noktasının olmadığı görüldü (klinik gebelik için AUC: 0,548, p = 0,414; canlı doğum için AUC: 0,567, p = 0,280). Ayrıca 35 yaş altında olan olgular AMH düzeylerine göre persantil eğrisi kullanılarak 75p (>5,6 ng/mL) şeklinde gruplandırıldı. Persantil gruplarında ( 75p), klinik gebelik oranları [sırasıyla; 4 (%6,9), 14 (%12,4), 5 (%8,9)] ve canlı doğum oranları [sırasıyla; 4 (%6,9), 12 (%10,6), 5 (%8,9)] bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu (p = 0,500). SONUÇ: Siklus iptali, klinik gebelik ve canlı doğum sonuçları değerlendirildiğinde; açıklanamayan infertilite tanısı ile G-OS + IUI uygulanan olgularda AMH'nin tedavi başarısını öngörmede değerli bir parametre olmadığı sonucuna varıldı.