Juvenil idyopatik artritli hastalarda demografik özellikler ve tedaviye cevabın değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ÜMRANİYE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: TUĞBA DEMİRCAN BİLEN

Danışman: Betül SÖZERİ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Juvenil İdyopatik Artritli Hastalarda Demografik Özellikler ve Tedaviye Cevabın Değerlendirilmesi Juvenil idyopatik artrit (JİA) , çoğunlukla periferik artrit ile ortaya çıkan, endojen ve /veya eksojen antijenlerin etkisi ile bağışıklık sisteminde yangısal yanıt artışı ile giden süregen bir hastalıktır. Juvenil idyopatik artrit, çocukluk çağının en sık görülen romatizmal hastalığı olup bu otoimmun hastalığın etyolojisi bilinmemektedir. Hastalığın ortak bulgusu kronik sinovittir. Amaç Bu araştırmada juvenil idyopatik artrit tanısı alan hastaların demografik, klinik özellikleri ve izlemleri boyunca tedavi yanıtları değerlendirilmek amaçlanmıştır. Hastalar ve yöntem Çalışmaya Ocak 2016-Ocak 2017 tarihleri arasında çocuk romatoloji polikliniğine başvuran, Uluslararası Romatoloji Birliği (ILAR) kriterlerine göre Juvenil idyopatik artrit tanısı alan hastalar dahil edilmiştir. Bu kriterlere uygun 141 hasta prospektif olarak değerlendirilmiştir. İlk başvuruda hastaların demografik özellikleri, klinik özellikleri, hastalık aktivite skoru, görsel analog skor ve laboratuvar bulguları kaydedildi. Klinik özelliklerinde semptomların başlangıç tarihi, başvuru semptomları, tutulan eklem tipi, eklem sayısı, entezit olup olmadığı, sakroileit olup olmadığı, göz bulguları ve aile öyküsü değerlendirildi. Laboratuvar testlerinden tam kan sayımı, eritrosit sedimentasyon hızı, C-reaktif protein, anti nükleer antikor, romatoid faktör ve seçilmiş hastalarda insan lökosit antijen -B27 (HLA-B27) analizleri değerlendirildi. Hastalık aktivitesi için Juvenil Hastalık Aktivite Skoru ve (JADAS-71) kullanıldı ayrıca hasta / hasta yakını global değerlendirme ve hekim görsel analog skor (hasta VAS ve hekim VAS) değerlendirmeleri yapıldı. Hekim görsel analog skor ve hasta /hasta yakını global değerlendirme için 10 cm 'lik yatay değerlendirme ölçeği kullanıldı. Çalışma süresince hastalar tedavinin 3. ayında ve çalışma sonunda yeniden değerlendirildi. Hastalığın üçüncü ayı olan ikinci ve son değerlendirmede ek olarak kullanılan ilaçlar, tedavi yanıtları ve tedavi yan etkileri sorgulandı. Sonuçlar Çalışmada toplam 141 hastanın dosyası incelendi. Hastalığın başlangıç yaşı ortalama 111,7 ± 49,9 ay, hastalığın tanı yaşı ortalama 130,2 ± 50,6 aydır. Ortalama takip süresi 10,9 ± 3,4 aydır. Bu hastaların 70'i (%49) erkek, 71'i (%51 ) kızdı. Kız:erkek oranı yaklaşık olarak 1:1 idi. Hastaların 41'i (%29) oligoartiküler JİA, 16'i (%11,3) poliartiküler JİA, 8'i ( %5,6) sistemik JİA, 45'i(%32 ) entesitle ilişkili artrit, 13'ü (%9,2) juvenil psöriatik artirit, 18 i (%12.7) sınıflandırılamayan artrit grubunu oluşturmaktadır. Hastaların 24' ünde (%17) birinci derece akrabalarında romatizmal hastalık olduğu görüldü. Tanı anında en çok tutulan eklemin diz eklemi olduğu görüldü. Son vizitte ise en çok tutulan eklemin diz eklemi olduğu görüldü. Hastalara tanı anında bakılan laboratuar tetkiklerinden en fazla pozitiflik ESR parametresinde (%34)görülmüştür. Hastaların 132 tanesinde (%93,6 ) NSAİ,115 (%81,5) metotreksat, 64 'ünde (%45,4) sulfasalazilin, 32'sinde (%22,7) biyolojik ajan kullanılmıştır. Steroid 62'inde (%44) kullanılmış olup ortalama steroid kullanma süresi ortanca değeri 2 ay olarak bulundu. Hastaların 32 tanesi (%22,6) biyolojik ajan tedavisi almış olup en sık kullanılan biyolojik ajanın etanercept olduğu görülmüştür. Metotreksat tedavisi alan 117 hasta metoreksat intoleransı açısından incelendi. 22 'sinde (%18,8) hastada metoreksat intoleransı görüldü. Metoreksat intoleransı saptanan hastalardan 8 tanesine leflunomid başlandı. Hastaların 5'sinde (%1,4) akut iridosiklit şeklinde göz tutulumu mevcuttur. En çok (%7,4) oligoartiküler alt tipinde gözlenmiştir Hastaların ilk vizitlerinde hesaplanana JADAS düzeyi ortalama olarak 18,4 ± 6,4 olup son vizitte JADAS düzeyi ortalama 5,2 ± 4,2 olarak bulunmuştur. Tüm gruplarda JADAS düzeyinde anlamlı azalma görüldü. En çok remisyona giren hasta grubunu sistemik JİA ve ardından oligoartiküler JİA alt grubu olduğu görüldü. Tartışma Cinsiyetler açısından hastalığın başlangıç yaşı ve tanı yaşı açısından anlamlı fark bulunmamış olup JİA alt tipleri arasında hastalığın başlangıç yaşı ve tanı yaşı açısından anlamlı fark bulunmuştur. Cinsiyet ve alt tipler arasındaki ilişkiye bakıldığında gruplar arasında anlamlı fark olup poliartiküler JİA alt tipinin kız cinsiyette daha fazla, ERA alt tipinin erkeklerde daha fazla görüldüğü bulundu. Gruplar arasında entezit ilişkili artrit ve psöriatik artritte aile öyküsünün daha belirgin olduğu saptandı. Tüm gruplarda JADAS düzeyinde anlamlı azalma görüldü. Hastalığın remisyon durumuna göre her grup için hastalğın başlangıç yaşı, tanı yaşı, ilk JADAS değeri, cinsiyet, CRP, ESH, ANA ayrı ayrı analiz edildi; sonuç olarak bu parametrelerin inaktif döneme girmede etkili olmadığı gösterildi. Juvenil idyopatik artritin tıbbi tedavisinin temelini oluşturan ilaçlar içinde çocuklarda en sık kullanılan non-steroidal anti inflamatuar ilaçlardır (NSAİİ). Kortikosteroidler, antienflamatuar ilaçlar içinde en etkili olanıdır. Bu çalışmada JIA alt tipleri arasında steroid kullanımı açısından anlamlı fark bulundu (p= 0,00). En fazla oranda steroid sistemik JİA alt tipinde (%100) , ikinci sırada poliartiküler tip JİA 'da (%81,2) kullanılmıştır. Juvenil idyopatik artrit (JIA) tedavisinde son yirmi yıldır erken yoğun tedaviye (Metotraksatın erken kullanılması) rağmen pek çok çocuk hasta erişkin dönemine kronik aktif hastalık ile girmektedir. Bu nedenle kronik sekel sıklığının azalması ve tam remisyon elde edilmesi amacıyla biyolojik ilaçlar JIA tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Onbeş yılı aşkındır, özellikle biyolojik ilaçların kullanılması ile birlikte JİA tedavisinde büyük gelişmeler olmuştur bu durum hastalığın prognozuna iyileşme olarak yansımaktadır. Genetik ve immünolojik araştırmalar hastalığın patogenezinin anlaşılması, klinik alt tiplerin ortaya konulmasında yol gösterici olmaktadır. Ama mevcut sınıflama kriterlerinin yeniden düzenlenmesine de ihtiyaç vardır. İleri de yapılacak olan ararştırmalarla, yeni geliştirilecek olan biyobelirteçler, hastalığın gidişatını izlemede ve tedavi yönetiminde katkı sağlayacaktır. Anahtar kelimeler: juvenil idyopatik artrit , remisyon