Akut inme tedavisinde uygulanan trombektomi ile elde edilen trombüs içeriğinin klinik sonuçlarla ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MERVE GÜRSOY HASOĞLAN

Danışman: Şennur DELİBAŞ KATI

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve amaç: Akut iskemik inme, tüm inme vakalarının yaklaşık %87'sini oluşturmakta ve hem mortalite hem de kalıcı engellilik açısından ciddi bir halk sağlığı sorunu oluşturmaktadır. Son yıllarda, özellikle büyük damar tıkanıklığına bağlı akut iskemik inmede uygulanan mekanik trombektomi, reperfüzyonun etkin bir şekilde sağlanmasına olanak tanımış ve geleneksel tedavilere kıyasla anlamlı ölçüde daha iyi fonksiyonel sonuçlar elde edilmesini mümkün kılmıştır (1,2). Ancak mekanik trombektomi, her zaman aynı düzeyde başarılı olamamakta, bu farklılıkların başlıca belirleyicilerinden birinin trombüsün histopatolojik yapısı olduğu bildirilmektedir (3,4). Özellikle eritrosit ağırlıklı pıhtıların daha yumuşak yapıları sayesinde daha az trombektomi girişimiyle çıkarılabildiği ve genellikle ilk geçişte başarılı reperfüzyonla sonuçlandığı belirtilirken, fibrin/trombosit açısından zengin pıhtıların daha sert yapıda olup daha düşük deformasyon kabiliyetine sahip olduğu ve bu nedenle mekanik trombektomi sırasında çıkarılmalarının daha zor olduğu ileri sürülmektedir (5,6). Bu çalışmanın amacı, mekanik trombektomi ile tedavi edilen hastalardan elde edilen trombüs örneklerinin eritrosit ve fibrin içerik oranlarının, işlem sonrası 90. gün mortalite oranlarıyla ilişkisini değerlendirmektir. Bu doğrultuda pıhtı bileşimi ile uzun dönem klinik sonuçlar arasındaki ilişki kantitatif olarak incelenmiş, özellikle mortalite üzerine etkisi araştırılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, T.C. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Ekim 2024 - Nisan 2025 tarihleri arasında, prospektif vaka- kontrol tasarımıyla yürütülmüştür. Çalışmaya arteriyel oklüzyon tanısı almış, semptomdan kasık ponksiyonuna kadar geçen süre <24 saat olan, IV-tPA kontrendikasyonu bulunmayan ve girişimsel nöroloji hekimince uygulanan mekanik trombektomi ile TICI ≥2b düzeyinde rekanalizasyon sağlanan akut iskemik inme hastaları dahil edilmiştir. İnme öncesi mRS ≤2 olan hastalardan çıkarılan trombüsler patoloji hekimince histopatolojik analizle incelenmiştir. Demografik ve klinik veriler ile laboratuvar değerleri kayıt altına alınmış; NIHSS skorları, ASPECT skorları, BT-anjiyografi bulguları, işlem süreleri, pass sayısı, arteriyel oklüzyonun yeri, trombolitik tedavi durumu, pıhtı içeriği gibi değişkenler analiz edilmiştir. Fibrin ve eritrosit yüzdesine göre gruplar oluşturularak istatistiksel karşılaştırmalar yapılmış; mortaliteyle ilişkili faktörler çok değişkenli lojistik regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya 37 hasta dahil edilmiş olup, ortalama yaş 67.2 idi. Kadın oranı %43,2, fibrin zengin trombüs oranı %48,6, eritrosit zengin oranı %51,4 olarak saptanmıştır. 90. gün mortalite oranı %59,5'tir. Fibrin zengin grupta işlem sonrası mRS değerleri daha yüksek bulunmuş (%77,8 kötü klinik sonlanım, p=0.012), 90. gün mortalite oranı daha fazlaydı (%55,6 vs. %21,1, p=0.031). Fibrin zengin grupta enfeksiyon oranı (%52,9, p=0.024), D-dimer düzeyi (p=0.041) daha yüksekti. Mortalite gelişen grupta fibrin zengin pıhtı oranı anlamlı derecede yüksek (%71,4 vs. %34,8, p=0.031), lenfosit yüzdesi ise daha düşüktü (p=0.024). ROC analizine göre fibrin yüzdesi, 90 günlük mortaliteyi öngörmede anlamlı bulunmuş (AUC: 0.731, p=0.023), %50 eşik değeri üstü fibrin içeriği yüksek mortalite riskiyle ilişkilendirilmiştir. Çok değişkenli lojistik regresyon analizine göre; fibrin baskın trombüs varlığı (OR: 394, p=0.022), başvurudaki NIHSS skoru (OR: 1.895, p=0.015) ve lenfosit yüzdesi (OR: 0.80, p=0.047) mortaliteyle bağımsız olarak ilişkili saptanmıştır. Sonuç: Bu çalışma, fibrin baskın pıhtıların daha kötü klinik sonlanım, yüksek mortalite ve mekanik trombektomi esnasında daha fazla girişim gereksinimi ile ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Fibrin zenginliğinin bağımsız bir mortalite belirleyicisi olarak saptanması, trombüs bileşiminin klinik karar süreçlerinde dikkate alınması gerektiğini göstermektedir. Tüm hastalarda aynı teknikle işlem uygulanması, kompozisyonun etkisini izole etme açısından çalışmanın önemli bir metodolojik avantajıdır. Elde edilen veriler, pıhtı kompozisyonunun yalnızca bir patolojik özellik değil, aynı zamanda tedavi başarısı ve hasta prognozu üzerinde belirleyici bir faktör olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda, ileride yapılacak daha geniş ve çok merkezli moleküler düzey analizleri içeren çalışmalar; trombüsün biyolojik yapısına göre kişiselleştirilmiş tedavi stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: Akut İskemik İnme, Eritrosit Zengin Pıhtı, Fibrin Zengin Pıhtı, Mekanik Trombektomi, Mortalite, Pıhtı Kompozisyonu, Prognoz