Gastroenteroloji, hepatoloji ve beslenme polikliniği'ne başvuran portal ven trombozu tanılı hastaların tanı, takip ve tedavilerinin retrospektif olarak değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DR. SAMİ ULUS KADIN DOĞUM ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MERYEM BAYDAR
Danışman: Gürses ŞAHİN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Portal ven trombozu , çocuklarda ekstrahepatik portal hipertansiyonun en sık nedenidir. Portal ven trombozu tanısına özgü laboratuvar bulgusu ve klinik semptom yoktur. Hastalar sıklıkla asemptomatik splenomegali ve gastrointestinal kanama ile başvuru sonrası tanı almaktadır. Bu çalışmada; portal ven trombozu tanısıyla izlenen hastaların demografik, klinik, laboratuvar özelliklerinin ve uzun süreli takiplerinin belirlenerek; portal ven trombozu, ikincil olarak portal hipertansiyon ve komplikasyonlarının gelişiminin önlenmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Polikliniği'ne 01.01.2004-31.12.2017 tarihleri arasında başvuran ve portal ven trombozu tanısı ile izlenen 0-18 yaş arası 60 çocuk hasta incelenmiştir. Hastalara ait demografik ve klinik özellikler, laboratuvar bulguları, ultrasonografi görüntülemeleri ve tedavileri geriye dönük olarak hastane bilgisayar veri-kayıt sisteminden elde edilmiştir. Bulgular: Hastaların 22'si (%36,7) kız, 38'i (%63,3) erkekti. Olguların ortalama tanı yaşı 9,1 (±17,9) ay, ortalama izlem süresi 3,1 (±2,3) yıldı. Hastaların %10'u karın ağrısı ile başvuru sonrasında portal ven trombozu tanısı almış olup en sık (%81,7) saptanan risk faktörü göbek kataterizasyonu idi. Hastaların tanı anındaki laboratuvar bulguları incelendiğinde aminotransferaz düzeylerinde genellikle orta ve hafif düzeyde yükseklikler saptandı. Olguların ultrasonografik değerlendirmelerinde 10 hastada (%16,7) hepatomegali görülürken, karaciğer sol lob atrofisi 13 hastada (%21,7) geliştiği görüldü. Portal hipertansiyon 7 hastada (%11,7), üst gastrointestinal kanama 4 hastada (%57,1) mevcuttu. Antikoagülan tedavi alan ve almayan hastalar karşılaştırıldığında portal hipertansiyon gelişimi, laboratuvar bulguları, trombüste kaybolma ve rekanalizasyon açısından anlamlı fark saptanmadı (p ≥ 0.05). Erken tanı alan ve takibe giren hastalarda portal hipertansiyon gelişimi, geç tanı alan hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha azdı (p < 0.05). Sonuç: Portal ven trombozu olan hastalarda en sık (%81,7) saptanan risk faktörü göbek kateterizasyonu idi. Portal ven trombozu tanısını erken alan ve düzenli izlemleri yapılan olgularda portal hipertansiyon gelişimi daha az sıklıkta görüldü. Ayrıca bu hastalarda antikoagülan tedavinin, tedavi almayanlara göre klinik, laboratuvar bulguları açısından üstünlüğü saptanmadı. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Portal ven trombozu, Portal hipertansiyon, Gastrointetsinal kanama, Göbek kataterizasyonu, Antikoagülan tedavi