Sıçanlarda indirekt bilirubinin kontrast ilişkili nefropati üzerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: FATİH ÜNAL
Danışman: Mehmet Timur SELÇUK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Kontrast ilişkili nefropati tanım olarak; herhangi bir sebeple kontrast maruziyeti (Kontrastlı Bilgisayarlı Tomografi (BT); Koroner Anjiyografi, Periferik Anjiyografi) sonrası ilk 48-72 saat içerisinde, özellikle de maruziyetten 24 saat sonra kreatinin seviyesinde 0,5 mg/dl artış ya da GFR değerinde %25-30 oranında kayıp olmasıdır. Özellikle hastalarda hipotansiyon, kalp yetmezliği (KY), diyabetes mellitus (DM) gibi patolojilerin varlığında kontrast ilişkili nefropati olma olasılığı artmaktadır. Oluşan bu nefropati hastalarda mortalite ve morbidite artışlarına sebebiyet vermektedir. Kontrast ilişkili nefropatinin patogenezinde; temel olarak medüller vazokontriksüyon; apoptoz; nekroz patolojileri; inflamasyon yatmaktadır. Bu çalışmadaki amacımız indirekt bilirubinin kanıtlanmış anti-apoptotik; anti-oksidan özelliklerinden faydalanarak kontrast ilişkili nefropatinin modellendiği Wistar Albino cinsi sıçanlarda patolojinin gerilemesinde; buna ikincil olarak böbrek fonksiyonlarının iyileşmesinde faydasının olup olmadığını değerlendirmektir. Literatürde daha önce indirekt bilirubin ile ilgili diyabetik nefropati üzerine yapılmış deneysel çalışma mevcut olup, kontrast ilişkili nefropati üzerine bilirubin düzeyi ile istatiksel ilişkisini gösteren klinik çalışmalar incelenmiş; ancak herhangi bir deneysel-hayvan çalışmasına rastlanmamıştır. Bu anlamda yapmış olduğumuz bu çalışma kontrast ilişkili nefropati ve bilirubin ilişkisi konusunda ilk deneysel-hayvan çalışması özelliğini taşımaktadır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız deneysel-hayvan çalışmasıdır. Çalışmada toplamda 24 adet erkek 8 haftalık Wistar Albino cinsi sıçan kullanılmıştır. Sıçanlar 8'er adetten oluşan üç adet gruba ayrılmıştır. İlk iki grupta 10mg/kg indometazin; 10 mg/kg L-nitro arjinin metil ester (L-NAME) intraperitoneal (i.p.) enjeksiyonundan 15 dk sonra intravenöz (i.v.) yolla 3 mg/kg iyoheksol enjekte edilerek kontrast ilişkili nefropati indüklenmiştir. Üçüncü grup sham grubu olarak kullanılmıştır. Kontrast ilişkili nefropati oluşturulan iki gruptan birine 30 mg/kg indirekt bilirubin, di- metil sulfoksit'te (DMSO) çözülerek i.p. yoldan kontrast enjeksiyonundan sonraki 48 saat süresince 24 saatte bir enjekte edilmiştir. Diğer kontrast nefropati indüklenen gruba kontrol olarak DMSO çözücüsü enjekte edilmiştir. Her üç gruptan metabolik kafes vasıtası ile 24 saatlik idrar örnekleri toplanmıştır. Kontrast enjeksiyonundan 48 saat sonra sıçanlara ötenazi işlemi uygulanmış olup serum ve böbrek doku örnekleri alınmıştır. Her sıçandan alınan böbrek dokularından biri %10'luk formalin solüsyonuna gömülerek patolojiye; diğer böbrek ve serum örnekleri kuru buz vasıtası ile moleküler ve biyokimyasal analiz yapılmak üzere -80 C'ye transfer edilmiştir. Histopatolojik inceleme hemotoksilen-eozin boyası vasıtasıyla nefron ve glomerüler hasar incelenmek üzere yapılmıştır. Moleküler araştırmada ise böbrek dokusunda TNF-α, IL-1, IL-6 ve sitokrom-c gen ekspresyon analizi yapılmıştır. İdrar örneklerinde üre, kreatinin, 24 saatlik toplam kreatinin, idrar/serum kreatinin oranı ölçümü; serum örneklerinde ise üre, kreatinin ölçümleri yapılmıştır. Bulgular: Biyokimyasal analizde kontrol grubunda ve indirekt bilirubin verilen grupta, serum kreatinin değerleri sham grubuna kıyasla anlamlı olarak daha yüksek (p 0,05). Serum ve idrardaki üre değerlerine bakıldığında; serumdaki üre değeri indirekt bilirubin grubunda sayısal veri açısından kontrol gruba göre düşük görülse de istatiksel analiz neticesinde kontrol ve indirekt bilirubin grupları arasında serum ve idrar üre değerleri açısından anlamlı farklılık bulunmadı (p>0,05). Metabolik kafes ile 24 saatlik sıvı alımı ve idrar miktarı hesaplandığında; çıkardıkları idrar miktarları açısından her üç grup arasında hem grup analizinde hem de post-hoc analizlerde anlamlı farklılık tespit edilmedi (p>0,05); ancak kontrol ve indirekt bilirubin grubunda alınan sıvı miktarları sham grubuyla ayrı ayrı kıyaslandığında anlamlı olarak daha düşük olduğu tespit edildi (p>0,05). Alınan sıvı miktraları açısından kontrol ve indirekt bilirubin grupları arasında anlamlı farklılık bulunmadı (p>0,05). Böbrek dokusundaki histopatolojik verilerin kategorik olması ve çapraz tabloda 5'ten küçük değerlerin olduğu hücre oranı toplam hücrelerin %20' sinden fazlasını oluşturması nedeniyle, istatistiksel analiz Fisher's Exact yöntemi ile yapıldı. Tübüler dejenerasyon açısından gruplar ile böbrek tübüler dejenerasyon şiddeti arasındaki ilişki, istatistiksel açıdan anlamlı kabul edildi (Fisher's Exact p 0,05). TNF-α, IL-1β ve sitokrom C gen ekspresyonları ise beklenilenin aksine kontrol kontrast nefropati grubunda indirekt bilirubin grubuna göre istatiksel açıdan anlamlı daha düşük olduğu bulundu (p<0,05). Sonuç: Kontrast nefropatiyi modellediğimiz invivo deneysel hayvan çalışmamızda; indirekt bilirubin molekülünün verildiği sıçanların histopatolojik analizlerinde, tübüler dejenerasyon düzeyinin sham grubuyla benzer olduğu, kontrol grubuna göre ise tübüler hasar şiddetinin daha az olduğu saptanmıştır. Biyokimyasal analizde istatiksel anlamlı farklılık olmasa da, indirekt bilirubin verilen grupta kontrol gruba göre sayısal olarak serum kreatinin ve üre değerleri daha düşük bulunmuştur. Bununla birlikte, indirekt bilirubin verilen grupta idrar kreatinin değerleri daha yüksektir. Bu sonuçlar, indirekt bilirubinin kontrast nefropatisi üzerine olumlu etkisinin olabileceğini göstermektedir. Yaptığımız bu invivo hayvan çalışması, gelecekte yapılacak klinik/deneysel çalışmalara öncülük edebilir. Anahtar Kelimeler: Apoptoz, akut böbrek hasarı, indirekt bilirubin, iyoheksol, kontrast ilişkili nefropati, nekroz