Tam kan değişimi uygulanan ciddi hiperbilirübinemili yenidoğanların değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: YASİN CEYLAN

Danışman: Serdar CÖMERT

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

ÖZET Amaç: Bu çalışmada yenidoğan yoğun bakım ünitesinde takip edilen ve kan değişimi uygulanan ciddi hiperbilirübinemili yenidoğanlarda demografik, klinik ve laboratuvar özellikler ile tedavi sonrası oluşan komplikasyonların değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Retrospektif olarak gerçekleştirilen çalışmaya tam kan değişimi yapılan 20 olgu ve ciddi hiperbilirübinemisi olan ancak kan değişimi yapılmayan 20 olgu, toplam 40 yenidoğan dahil edildi. İki grup arasında demografik, klinik, etiyolojik özellikler, laboratuvar bulguları ve komplikasyonlar karşılaştırıldı. İstatistiksel anlamlılık p 0,05). Klinik özellikler değerlendirildiğinde, doğum sonrası sarılık nedeniyle başvuru zamanı tam kan değişimi yapılan grupta medyan 55 [6,75–141,50] saat, tam kan değişimi yapılmayan grupta medyan 165 [99,50–236] saat olarak bulundu. Başvuru zamanı tam kan değişimi yapılan grupta anlamlı olarak daha erken saptandı (p=0,003). Doğum sonrası hastaneye yatış zamanı tam kan değişimi yapılan grupta medyan 56,50 [12–143,75] saat, kan değişimi yapılmayan grupta 167 [100,50–238] saat, olarak bulundu. Tam kan değişimi yapılan grupta anlamlı olarak daha erken idi (p=0,004). Hastanede yatış süresi ise tam kan değişimi yapılan grupta medyan 10 [5–12] gün, kan değişimi yapılmayan grupta 5 [3–9,50] gün, olarak saptandı. Tam kan değişimi yapılan grupta hastanede yatış süresi anlamlı olarak daha uzun bulundu (p=0,039). Etiyolojik nedenler değerlendirildiğinde en sık sırasıyla Rh uygunsuzluğu, ABO uygunsuzluğu, G6PD eksikliği, pirüvat kinaz eksikliği, yetersiz beslenme ve sepsis saptandı. Hiperbilirubinemi nedenleri açısından gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). IVIG tedavisi uygulanma oranı tam kan değişimi yapılan grupta anlamlı olarak daha yüksek bulundu (%45'e karşı %15; p=0,038). Komplikasyonlar açısından değerlendirildiğinde, trombositopeni tam kan değişimi yapılan grupta 12 (%60) bebekte saptanırken tam kan değişimi yapılmayan grupta gözlenmedi ve bu fark ileri düzeyde anlamlı bulundu (p<0,001). Hipokalsemi yalnızca tam kan değişimi yapılan grupta %30 sıklıkta gözlendi. Gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p=0,020). Anemi ise tam kan değişimi yapılmayan grupta daha yüksek oranda saptandı (%45'e karşı %15; p=0,038). Sonuç: Tam kan değişimi, ciddi hiperbilirübinemi tedavisinde etkili bir çözüm sunmaktadır. Ancak trombositopeni ve hipokalsemi gibi kritik komplikasyonların oluşma riskine karşı dikkatli olunması ve yakın izlem yapılması gerekmektedir. Bu doğrultuda, uygun hasta seçimi, zamanında yapılan müdahaleler ve işlem sonrasında yakın klinik ve laboratuvar takibinin sağlanması büyük önem taşımaktadır.