Birinci basamakta sağlık hizmeti alan kadınlarda, gebelikte ve doğum sonrası dönemde depresyon sıklığının ve ilişkili faktörlerin saptanması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AHMET DURAN ŞAHİN
Danışman: Mehmet ÖZEN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Kadınların hayatlarının en özel zamanlarından biri olan antepartum ve postpartum dönemlerde görülen depresyon gebenin ve bebeğin sağlığını olumsuz şekilde etkileyen ciddi bir halk sorunudur. Çalışmamızda gebelik ve doğum sonrası dönemde görülen depreyon prevalansı, ilişkili faktörlerin belirlenmesi ve birbirleriyle ilişkilerini saptayarak anne ve bebek sağlığı için yapılacak çalışmalara katkı sunmak amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmaya Nisan 2018 - Mart 2020 tarihleri arasında Antalya'nın Döşemealtı, Korkuteli, Elmalı ilçelerinde aile sağlığı merkezi (ASM) polikliniğine başvuran 18 yaş ve üzeri gebe kadınlar dahil edilmiştir. Döşemealtı'ndan 108, Korkuteli'nden 90, Elmalı'dan 73 kişi katılmıştır. Araştırmaya dahil olma kriterlerini taşıyan ve gönüllü olan toplam 271 kadınla araştırma tamamlanmıştır. Araştırma tek merkezli, kesitsel, tanımlayıcı, yüzyüze anket çalışması olup, ilk aşamada son trimesterinde olan gebelere sosyodemografik veri formu doldurulmuş ve Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) uygulanmıştır. İkinci aşamada aynı katılımcılara postpartum dönemin ilk dört haftasını kapsayan dönemde gebelik ve doğum süreci ile ilgili bilgileri içeren anket ve Edinburgh Postpartum Depresyon Ölçeği (EPDÖ) uygulanmıştır. Gebelik döneminde uygulanan BDÖ verileri; depresif belirtilerin ortaya çıktığı 10 puan ve üzeri puan alanlar ile kesme noktası 17 olarak iki ayrı şekilde değerlendirilmiştir. EPDÖ için kesme noktası 13 puan ve üzeri alınarak veriler değerlendirilmiştir. Bulgular: Gebelik döneminde uygulanan BDÖ'den 10 ve üzerinde puan alan katılımcıların oranı %33.2, kesme noktası 17 puan ve üzeri alındığında gebelik depresyonu görülme sıklığı %13.65 olarak belirlenmiştir. Doğuımm sonrası dönemde uygulanan EPDÖ'den 13 ve üzerinde puan alanların oranı %12.9 olarak belirlenmiştir. Gebelerin BDÖ skorları ile EPDÖ skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde orta seviyede bir korelasyon bulunmuştur (r=0.416; p<0.001). Buna göre GD görülmesi DSD için ciddi bir risk faktörü olarak saptanmıştır. Gebenin eğitim durumu, mesleği, planlı gebelik, düzenli gebelik kontrolleri, hemoglobin düzeyleri, gebelikte aldığı kilo, düzenli doğum sonrası kontrolleri, bebeğin sadece anne sütü ile beslenmesi, yeterli annelik hissi, stres varlığı, eşi ve ailelerle ilişkileri gibi faktörler gebelik depresyonu ve/veya postpartum depresyon için risk diğer faktörleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Sonuç: Önemli bir toplum sağlığı sorunu olan GD ile postpartum depresyonun ilişkili olması ve bunları etkileyen birçok risk faktörünün bulunması nedeniyle, kişilerin ilk başvurdukları ve en sık temas halinde oldukları birinci basamak sağlık hizmeti sunucuları tarafından kapsamlı ve bütüncül yaklaşımla değerlendirilmesi çok önemlidir. Eşin ve ailelerin desteği, emzirme, gebelik ve doğum sonrası dönemde düzenli sağlık kontrolleri, doğum hakkında yeterli bilgi sahibi olmalarının gebelerin depresif belirtilerin az görülmesine katkıda bulunduğu saptanmıştır. Birinci basamak sağlık hizmeti sunucuları tarafından gebelere eşlerin de katılımıyla annelik, emzirme, bebek bakımı, öz bakımı, rutin sağlık kontrolleri gibi konularda yeterli bilgilendirme ve eğitimlerin verilmesi sağlanmalıdır. Birinci basamak sağlık hizmeti sunucuları tarafından gebelerin rutin kontrollerinde BDÖ ile taranması, doğum sonrası dönemde ortaya çıkabilecek DSD'nin önlenmesi için uyarıcı olabilir. Doğum sonrası kontrollerde EPDÖ ölçeği ile yapılacak değerlendirme ile olası DSD durumu erken dönemde saptanabilir.