İntihar girişiminde bulunan major depresif bozukluk hastalarının zihin kuramı becerilerinin değerlendirilmesi ve umutsuzluk düzeyi ile ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HAYDARPAŞA NUMUNE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: NURBANU ERGÜN
Danışman: Meliha ZENGİN EROĞLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Major depresif bozukluk (MDB) en sık izlenen psikiyatrik rahatsızlıklardandır ve hastalığa ilişkin en önemli sorunlardan biri de intihardır. MDB ve intihar arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya yönelik çalışmalar, bu grupta potansiyel risklerin ortaya konması açısından değerlidir. Çalışmamızda olası risk faktörlerini tanımlama amaçlı depresyonda izlenen intihar girişimini, kişinin başkasının zihinsel süreçleri hakkında çıkarsama yapabilme kabiliyeti olarak tanımlanabilecek, sosyal bilişin de bir komponenti olan Zihin Kuramı (ZK) perspektifinden değerlendirmek ve intihar için bir diğer önemli risk faktörü olan umutsuzluk düzeyi ile ZK becerileri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amaçlanmıştır. Araç ve yöntem: Çalışmamızın örneklem grubunu DSM- 5 tanı ölçütlerine göre MDB tanısı karşılayan 60 hasta ve 30 sağlıklı gönüllü oluşturmaktadır. 60 kişilik hasta grubunun 31'ini son 6 ay içerisinde intihar girişimi olan depresif hastalar, 29'unu ise bu süreçte intihar girişimi öyküsü olmayan depresif hastalar oluşturmaktadır. Tüm katılımcılara araştırmacılar tarafından düzenlenen sosyodemografik veri formu uygulanmıştır. ZK becerileri Dokuz Eylül Zihin Teorisi Ölçeği (DEZTÖ) ve Gözlerden Zihin Okuma Testi (GZOT) ile değerlendirilmiştir. Katılımcılar tarafından Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ), Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ), İntihar Davranışı Ölçeği (İDÖ) ve Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) doldurulmuştur. Bulgular: MDB grubu ile sağlıklı kontrol grubunun hem DEZTÖ, hem de GZOT toplam puanları benzer izlenmiş, fakat DEZTÖ'nin metafor kavrama alt ölçeği ve GZOT'nin nötral duygu değerlendirme alt ölçeğinde MDB grubunun kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha düşük puanlar elde ettiği görülmüştür. Depresyon grubu kendi içerisinde intihar girişimi öyküsü olup olmaması açısından ayrılıp sağlıklı kontrol grubuyla kıyaslandığında, benzer şekilde DEZTÖ ve GZOT toplam ortalama puanlarında farklılık gösterilememiştir. İntihar girişimi olan depresif bireylerin, DEZTÖ'nin ikinci derece yanlış inanç (İDYİ) alt ölçeğinde intihar girişimi olmayan depresif bireylerden, metafor alt ölçeğinde ise hem intihar girişimi olmayan depresif bireylerden hem de kontrol grubundan anlamlı olarak daha düşük puanlar elde ettiği saptanmıştır. GZOT'nin nötral duygu değerlendirme alt ölçeği ortalama puanları intihar girişimi olan depresif hastalarda sağlıklı kontrollere göre anlamlı olarak düşüktür. Yine intihar girişimi olan depresif bireylerin, GZOT'nin negatif duygu değerlendirme alt ölçeğinde hem intihar girişimi olmayan depresif bireylerden, hem de sağlıklı kontrollerden anlamlı olarak daha düşük ortalama puanlara sahip oldukları izlenmiştir. Ayrıca intihar girişimi olan depresif hastalarda düşük negatif duygu değerlendirme puanlarının yüksek umutsuzluk seviyesi ile ilişkisi olduğu gösterilmiştir. Sonuç: Depresif hastalarda afektif, intihar girişiminde bulunan depresif hastalarda ise hem afektif hem kognitif ZK becerilerinin alt bileşenlerinde bozukluk olduğu gösterilmiştir. Ayrıca intihar girişimi olan depresif bireylerin negatif uyaranları doğru değerlendirme açısından başarısız oldukları ve bu durumun daha yüksek umutsuzluk seviyesi ile ilişkili olduğu sonucu elde edilmiştir. İntihar girişiminde bulunmayan depresif kişilerin ise bulunanlara göre ikinci derece yanlış inanç testlerinde (İDYİ) daha başarılı oldukları gözlemlenmiştir. ZK, tek bir boyuttan ziyade farklı bileşenlerden oluşan kompleks bir kavram olarak değerlendirildiğinden alt ölçeklerde izlenen farklılıklar önem teşkil etmektedir. Fakat izlenen bu bozukluğun, depresyonun ya da depresyonda izlenen intihar girişiminin nedeni mi yoksa sonucu mu olduğunun aydınlatılması hususunda daha büyük örneklem gruplarında uzun süreli takip çalışmaları gerekmektedir.