Özkıyım riski nedeniyle psikiyatri kliniklerinde yatarak tedavi gören hastalarda özkıyımla ilişkili akut duygudurum bozulmasının sonraki özkıyım davranışını öngörücülüğü
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: NAZMİYE GÜÇLÜ
Danışman: Medine YAZICI
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Özkıyım, psikiyatrik hastalarda genel popülasyondan daha sık görülür. Ruhsal bozukluğu olup özkıyım sonucu ölen kişilerin önemli bir kısmının ölmeden kısa süre önce ruh sağlığı servisleri ile ilişkisi olduğu ve taburculuk sonrası özkıyım riskinde artış olduğu bilinmektedir. Akut özkıyım riskini nitelendirme ve öngörme; etkin tedavinin yürütülebilmesi, dolayısıyla da özkıyıma bağlı ölümlerin azaltılabilmesi açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmanın birincil amacı özkıyım riski nedeniyle psikiyatri kliniklerinde yatarak tedavi gören hastalarda, akut durumu yansıtmayı amaçlayan yeni bir tanı antitesi olan Özkıyımla İlişkili Akut Duygudurum Bozulması'nın (ÖADB), taburculuk sonrası dönemde gerçekleşen özkıyım davranışını öngördüğünün saptanmasıdır. Ayrıca çalışmada; ÖADB'nin özkıyım düşüncesi olanlar ile girişimi olanların ayrımını sağlayıp sağlayamadığını belirlemek amaçlanmaktadır. Yöntem: Araştırmamız bir uzunlamasına takip çalışmasıdır. Çalışmaya, S.B.Ü. Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yatarak tedavi gören hastalardan özkıyım riski bulunan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 141 hasta dahil edildi. Hastalara, hastane yatışı sürecinde; DSM-IV Eksen 1 Bozuklukları İçin Yapılandırılmış Klinik Görüşme (SCID-1) ve DSM-III-R Eksen 2 Bozuklukları İçin Yapılandırılmış Klinik Görüşme (SCID-2) uygulanarak tanı konuldu. Özkıyımla İlişkili Akut Duygudurum Bozulması-Yaşamboyu (ÖADB-Y) ve Özkıyımla İlişkili Akut Duygudurum Bozulması-Güncel (ÖADB-G) ölçekleri ile Columbia-İntihar Şiddetini Derecelendirme Ölçeği (C-İŞDÖ), Hasta Sağlık Anketi-Somatik, Anksiyete ve Depresyon Belirtileri Ölçeği (HSA-SADBÖ) ve Kısa Psikiyatrik Değerlendirme Ölçeği (KPDÖ) uygulandı. Örneklem, hastaneye yatış sebebine göre; özkıyım düşüncesi nedeniyle yatışı sağlanan ve özkıyım girişimi sebebiyle yatışı sağlananlar olarak gruplandırıldı. Örneklemde daha önce özkıyım girişiminde hiç bulunmamış olan hastalar da yer aldığından, ayrıca yaşamboyu özkıyım girişimi olup olmamasına göre de gruplandırılarak değerlendirme yapıldı. Hastalara taburculuklarından iki ay sonra telefon aracılığıyla ulaşılarak, özkıyım davranışında bulunup bulunmadığı sorgulandı. Bulgular: Çalışmamızda; hastalar hastaneye yatış sebebine göre ayrıldığında, özkıyım girişimi nedeniyle yatışı sağlanan ve özkıyım düşüncesi nedeniyle yatışı sağlanan hastalar arasında; ÖADB ve ÖADB-G ölçek toplam skorları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Örneklem; yaşamboyu özkıyım girişimi olup olmama durumuna göre ayrıldığında ise ÖADB-Y ölçek toplam skorları açısından aralarında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Hastalar taburculuk sonrası dönemde özkıyım girişiminde bulunup bulunmamasına göre ÖADB açısından değerlendirildiğinde; gruplar arasında istatistiksel düzeyde anlamlı farklılık saptanmıştır. Ancak hastaların hastanede yattıkları dönemdeki ÖADB ölçek toplam skorlarının, taburculuk sonrası dönemde özkıyım girişimini öngörmediği bulunmuştur. Sonuç: Özkıyımla İlişkili Akut Duygudurum Bozulması'nın, akut özkıyım riskini değerlendirmede DSM'deki tanısal boşluğu doldurmayı amaçlayan yeni bir tanı antitesi olduğu öngörülmektedir. Çalışmamızda, ÖADB varlığının ve ÖADB ölçek toplam skorlarının; özkıyım riski nedeniyle yatarak tedavi gören hastalarda özkıyım girişimi ile özkıyım düşüncesi olanları birbirinden ayırdığı ancak taburculuk sonrası dönemde hastaların özkıyım girişimlerini öngörmediği saptanmıştır. Ancak daha geniş örneklemlerle çalışmanın tekrarı önerilir. Anahtar kelimeler: Akut Özkıyım Riski, Özkıyım, Özkıyımla İlişkili Akut Duygudurum Bozulması, Taburculuk, Yatan Hastalar.