Kliniğimizde son 10 yılda gerçekleştirilen çocuk piyeloplasti vakalarının çok yönlü retrospektif analizi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ALİ EMRE ÇEKMECE
Danışman: Kaya HORASANLI
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışmada kliniğimizde son 10 yılda ÜPBD nedeniyle pyeloplasti uygulanan çocuk olguların demografik özellikleri, preoperatif ve postoperatif klinik bulguları, görüntüleme sonuçları ve cerrahi başarı oranları retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 2014–2024 yılları arasında Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Üroloji Kliniği'nde üreteropelvik bileşke darlığı tanısı ile açık piyeloplasti uygulanan 167 çocuk hastadan, verilerine eksiksiz ulaşılan 133 hasta dahil edilmiştir. Hastalar; yaş, cinsiyet, preoperatif klinik bulgular, radyolojik değerlendirme sonuçları, postoperatif komplikasyonlar ve cerrahi başarı açısından analiz edilmiştir. Postoperatif hidronefrozun gerilemesi, drenajın düzelmesi ve renal fonksiyonun korunması cerrahi başarının göstergesi olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 133 hastanın ortalama operasyon yaşı 64 ay olup %72,9'u erkek, %27,1'i kız cinsiyet olarak saptanmıştır. Pyeloplasti yapılan böbrek tarafı hastaların %60,9'unda sol, %38,3'ünde sağ ve %0,8'inde de bilateral olduğu görülmüştür. Hastaların postoperatif takiplerinde ortalama %90'ın üzerinde fonksiyonel ve radyolojik iyileşme gözlendi. Postoperatif dönemde anlamlı olarak hidronefroz gerilemesi görüldü, DTPA/MAG-3 sintigrafi sonuçlarında drenaj eğrisinin normalleştiği ve diferansiyel renal fonksiyonun anlamlı şekilde korunduğu görüldü. Tartışma: Sonuçlarımız, pediatrik ÜPBD olgularında açık pyeloplastinin yüksek anatomik ve fonksiyonel başarı oranına sahip güvenilir bir cerrahi yöntem olduğunu desteklemektedir. Postoperatif hidronefrozun tam olarak kaybolmaması, tek başına başarısızlık kriteri değildir; drenajın düzelmesi ve böbrek fonksiyonunun korunması asıl belirleyici parametrelerdir. Ayrıca preoperatif böbrek uzunluğunun da önemli olduğu ortaya çıkmıştır, özellikle kalıcı dilatasyon için bağımsız bir risk faktörü olarak saptanmıştır. Sonuç: Bu çalışmada, cerrahi tedavinin hem anatomik hem de fonksiyonel parametreler açısından büyük oranda başarılı olduğu gösterilmiştir. Preoperatif böbrek uzunluğu kalıcı dilatasyon gelişimini öngören bağımsız bir risk faktörü olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak, piyeloplasti sonrası takipte hem anatomik hem de fonksiyonel parametrelerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Üreteropelvik bileşke darlığı, piyeloplasti, hidronefroz, böbrek fonksiyonu