Triple negatif meme kanserlerinin programlı ölüm ligandı-1 (PD-L1) ekspresyonu açısından değerlendirilmesi ve klinikopatolojik parametrelerle ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: RABİA DOĞUKAN

Danışman: Ramazan UÇAK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Triple negatif meme karsinomu (TNMK), östrojen reseptörü (ER), progesteron reseptörü (PR) ve cerb-B2/Her2 ekspresyonu göstermeyen farklı morfolojilerde görülebilen meme kanserlerini içeren gruptur. Bu heterojen grup tümörler, genç kadınlarda görülme eğiliminde, agresif gidişli, erken dönem nüksler ile karakterize tümörlerdir. Hormonoterapi, kemoterapi, radyoterapi gibi tedavi yöntemlerinden fayda görmezler. Bu tümör grubuna yönelik özgül bir tedavi yöntemi henüz bulunamamıştır. Programlı ölüm ligandı-1 (PD-L1), doğal öldürücü hücreler, makrofajlar, myeloid dendritik hücreler, B hücreler, epitelyal hücreler ve vasküler endotelyal hücreler gibi çok sayıda normal doku hücresinde de bulunan, bazı tümörlerde immüniteden kaçış ile ilgili bir transmembran proteinidir. Son yıllarda klinik çalışmalarda programlı ölüm reseptörü (PD-1) /programlı ölüm ligandı (PD-L1) hedefe yönelik tedavisinin tek başına veya diğer tedavi modalitelerine kombine olarak agresif seyirli, ileri evre kanserlerde faydalı olduğu gösterilmiştir. Agresif seyirli TNMK'de de PD-1/PD-L1 hedefe yönelik tedavisinin etkisiyle ilgili çok sayıda çalışma yapılmaktadır. Çalışmamızda; Ocak 2009 ile Temmuz 2017 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Şişli Hamidiye Etfal Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Patoloji Anabilim Dalında incelenmiş meme rezeksiyon materyallerinden ER, PR ve cerb-B2/Her2 ekspresyonu göstermeyen triple negatif özellikteki 61 olgu seçilmiştir. Bu vakaların PD-L1 ekspresyonu değerlendirilip, klinikopatolojik özellikleriyle karşılaştırılmıştır. Çalışmamızda 61 TNMK olgusunun %37,7'sinde tümöral, %47,5'inde tümör mikroçevresinde PD-L1 ekspresyonu saptanmıştır. Olguların %68,9'u invaziv karsinom, özel olmayan tip (invaziv karsinom, NST) olup invaziv karsinom, NST olgularında %23,8, medüller karsinomda %83,3, metaplastik karsinomda %66,6 oranında tümöral PD-L1 ekspresyonu görülmüştür. PD-L1'in tümöral pozitifliği ile Ki-67 indeksi ve mikroçevredeki PD-L1 ekspresyonu arasında anlamlı ilişki mevcuttu. PD-L1'in mikroçevrede ekspresyonu ile patolojik evre ilişkili bulunmasına karşın, PD-L1 ekspresyonu ile yaş, tümör boyutu, histolojik ve nükleer derecesi, lenfovasküler invazyon (LVİ), duktal karsinoma in situ (DKİS) varlığı, nüks/metastaz, hastalıksız sağkalım arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır.