Açık kalp cerrahisi sonrası sternumu geç kapanan hastaların klinik sonuçları
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ETLİK ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GÜL ŞENER
Danışman: Özer KANDEMİR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Açık kalp cerrahisi sonrası gelişen hemodinamik instabilite, ciddi miyokardiyal ödem veya kontrol edilemeyen kanama gibi durumlarda hayat kurtarıcı bir strateji olarak uygulanan Gecikmiş Sternal Kapama (GSK) yönteminin klinik sonuçlarını değerlendirmektir. Bu çalışmada, GSK uygulanan yüksek riskli hasta grubunun demografik özellikleri, risk faktörleri, mortalite oranları ve prognozu etkileyen bağımsız değişkenlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Ankara Etlik Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği'nde, Ocak 2023 ile Aralık 2024 tarihleri arasında açık kalp cerrahisi uygulanan ve postoperatif dönemde GSK yapılan 56 hasta retrospektif olarak incelendi. Hastaların demografik verileri, preoperatif komorbiditeleri (EuroSCORE II, LVEF, GFR vb.), intraoperatif değişkenleri ve postoperatif klinik sonuçları hastane kayıtlarından elde edildi. Hastane içi mortaliteyi etkileyen faktörlerin belirlenmesi için tek değişkenli ve çok değişkenli lojistik regresyon analizleri ile sağkalım analizleri (Kaplan-Meier) uygulandı. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların yaş ortalaması 62.1 ± 11.3 yıl olup %76.8'i erkektir. En sık GSK endikasyonu %58.9 ile hemodinamik instabilite olarak belirlenmiştir. Hastane içi mortalite oranı %51.8, 30 günlük mortalite oranı ise %44.6 olarak saptanmıştır. Çok değişkenli lojistik regresyon analizi sonucunda; düşük preoperatif Glomerüler Filtrasyon Hızı (GFR) (OR: 2.31, p=0.023) ve yüksek postoperatif 24. saat laktat düzeyi (OR: 1.715, p=0.031), hastane içi mortalite için bağımsız risk faktörleri olarak tespit edilmiştir. Kaplan-Meier analizinde, preoperatif GFR düzeyi <60 mL/dk olan hastalarda 1 yıllık sağkalımın anlamlı derecede düşük olduğu görülmüştür (%38.9, p=0.012). Sonuç: Gecikmiş sternal kapama, fizyolojik rezervleri tükenmiş hastalarda kardiyak basıyı azaltarak hemodinamik stabilizasyona olanak tanıyan önemli bir yöntemdir. Ancak bu hasta grubunda morbidite ve mortalite oranları yüksektir. Çalışmamız, özellikle preoperatif böbrek fonksiyon bozukluğunun ve postoperatif dönemde devam eden doku hipoperfüzyonunun (yüksek laktat), mortaliteyi öngörmede en kritik belirteçler olduğunu ortaya koymuştur. Bu nedenle GSK kararı verilen hastalarda renal koruma stratejileri ve erken dönem metabolik resüsitasyon hayati önem taşımaktadır.