Göbek altı ve göbek üstü median kesi ile laparotomi uygulanan hastalarda, batın kapatma aşamasında fasyaları karşılıklı birleştirmek için gereken çekme kuvvetiyle karın içi basıncı arasındaki ilişkinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, GÜLHANE TIP FAKÜLTESİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÇAĞDAŞ KARAMAN

Danışman: Aytekin ÜNLÜ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Genel durumu kritik olan hastaların karın içi basınçları genellikle 5-7 mmHg aralığında tutulmaktadır. İntraabdominal hipertansiyon (İAH) Dünya Abdominal Kompartman Sendromu Topluluğu tarafından; karın içi basıncının sürekli 11 mmHg'yı geçmesi ya da tekrarlayıcı olarak geçmesi olarak adlandırılmaktadır. Abdominal kompartman sendromu (AKS) ise, karın içi basıncının >20 mmHg olması ve eşlik eden yeni organ disfonksiyonunun ya da yetmezliğinin bulunması (abdominal perfüzyon basıncı <60 mmHg olsun ya da olmasın) olarak tanımlanmaktadır. İntraabdominal hipertansiyon yoğun bakım erişkin hastalarının yaklaşık %50'sinde görülür. Abdominal kompartman sendromunda mortalite oranı %50-75'e ulaşmaktadır ve yoğun bakım şartlarında morbiditenin ve mortalitenin artmasında kritik bir sebep olarak kabul edilmektedir. Mevcut durumda karın içi basıncının ölçülmesi indirekt ve invaziv bir metod olan mesane içi basıncının (MİB) ölçülmesi ile sağlanmaktadır. MİB ölçümü komplike ve zaman alıcı bir ölçümdür. Karın Duvarı Tansiyonu (KDT), karın içi basıncı (KİB) arttığında artar. Postmortem çalışmalarda ve hayvan deneylerinde, MİB ile KDT arasında anlamlı bir lineer korelasyon saptanmıştır. Ameliyatın bitiş aşamasında, hasta düz supine pozisyonda yatıyorken, karın duvarı kapatılırken, cerrah hassas bir karın duvarı gerginliği değerlendirmesi genellikle yapamamakta olmasına rağmen, travma, karın içi enflamasyon gibi hadiselerde, İAH-AKS riskini azaltmak için şüpheye dayalı olarak, karın duvarını kapamamayı, bogota bag gibi uygulamalar yapmayı tercih etmektedir. Biz bu çalışmada, ameliyatın bitişi esnasında KDT'nun normal ya da yüksek olup olmadığını anlamamızı sağlayacak tanımlayıcı değerleri, mesane içi basıncı değerlerine bakarak tespit etmeyi hedefledik. Bu açıdan çalışmamız dünyada ilk olma özelliğine sahiptir. Ayrıca KDT ölçümü değerleriyle, postoperatif dönemde gözlenen komplikasyonlar (yara yeri eviserasyonu, akut böbrek yetmezliği, ARDS, sepsis, akut solunum yetmezliği, mortalite varlığı, uzun dönemde insizyonel herni gelişimi vb.) ve hastanede kalış süreleri arasındaki ilişki araştırılmıştır. Çalışmamız 2020-2021 yılları arasında Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi kliniğinde opere edilen ve dahil olma kriterlerini karşılayan 100 hasta üzerinde yapılmıştır. Çalışmanın dizaynı, araştırılacak parametreler açısından; prospektif, gözleme dayalı, tanımlayıcı özellikler taşımaktadır. Ameliyat öncesi hastanın yaşı, ameliyat nedeni, TC kimlik numarası ve tüm hastalara rutin olarak yapılan kan tetkiklerinden elde edilen beyaz küre(BK), hemoglobin(Hgb), hematokrit(Htc), serum albümin değerleri kaydedilmiştir. Çekilen bilgisayarlı tomografisinden, cilt altı yağ dokusu kalınlığı ve simfizis pubis- ksifoid arası mesafe cm cinsinden ölçülerek kaydedilmiştir. Fizik muayene sırasında BMI hesaplanmıştır. Ameliyat başladığında ve karın kapamaya geçmeden önce anestezi monitöründe beliren TOF değeri kaydedilmiş, sonrasında cerrah karın kapama işlemini tamamladıktan sonra ve postoperatif 1nci günde mesane içi basınç ölçülerek kaydedilmiştir. Bu aşamadan sonra çalışmanın gözlem aşamasına geçilerek hastaların yoğun bakımda ve hastanede kalış süreleri, postoperatif gelişen komplikasyonlar kaydedilmiştir. Çalışmanın üç en önemli primer sonlanım noktaları olan TOF değeri, karın duvarı tansiyonunun ağırlık cinsinden değeri ve mesane içi basınç değeri sürekli değişkenler olup, Pearson korelasyon testiyle değişkenler arasındaki lineer ilişkinin gücü değerlendirilmiştir. Ayrıca karın duvarı tansiyonunun; hastanede yatış süresi, postoperatif komplikasyonlar, laboratuar test değerleri, vb. ile arasında bağımlı değişkene bakarak bağımsız değişkenler hakkında tahmin yürütüp yürütemeyeceğimizi araştırmak için de (lineer) regresyon analiz testi ve diğer uygun regresyon analiz testleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan istatistiksel analizler, karın duvarı gerginliği ile karın kapama sonrası ve postoperatif 1nci gün mesane içi basıncı arasında orta düzeyde pozitif yönlü istatistiksel anlamlı ilişki olduğunu göstermiştir. Ayrıca grade 1 ve 2 abdominal hipertansiyon olan grupta, karın içi basıncı normal olan gruba göre BMI ve cilt altı yağ dokusunun daha fazla olduğu gösterilmiştir. Postoperatif komplikasyon gelişen hastalarda acil ameliyat oranının daha fazla olduğu görülmüş ve bu hastalarda TOF değeri, karın duvarı gerginliği ve mesane içi basıncı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür. Sonuç olarak; oldukça mortal seyredebilen ve postoperatif gelişebilecek olası bir intraabdominal hipertansiyon durumunu önceden tahmin etmek, gelişmesini önleyici tedbirler almak mümkündür.