Lisfranc eklem yaralanmalarında k teli ile yapılan tespit ve kanüllü vida ile yapılan tespitin sonuçlarının klinik ve radyolojik olarak retrospektif değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL PROF. DR. CEMİL TAŞÇIOĞLU ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: OLCAYTO OCAK
Danışman: Murat ÇAKAR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Lisfranc yaralanması ilk olarak 1815 yılında tanımlanmıştır. Napolyon Savaşları'nda cerrah olan Jacques Lisfranc de St. Martin askerleri amputasyon yoluyla tedavi etmiştir. Geçmişten bugüne Lisfranc yaralanması için birçok tedavi araştırıldı. Birçok enstrüman ile yapılan kapalı veya açık redüksiyon anlatılmakta ve birçok makalede K teli veya vida ile tespit önerilmektedir. Çalışmamızın amacı Lisfranc yaralanmasında K teli ile kanüllü vida tespiti arasındaki farkı araştırmak ve etkinliklerini karşılaştırmaktır. Klinik sonuçlar da AOFAS (The American Orthopedic Foot & Ankle Society) orta ayak skoru ve VAS (Visual Analog Scale) skoru ile karşılaştırıldı. Radyolojik sonuçlarda ise orta ayak artrozu, implant başarısızlıkları ve redüksiyon başarısızlığı ile karşılaştırıldı. Method Çalışmamız Prof. Dr. Cemil Taşcoğlu Şehir Hastanesinde planlandı. Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi'nin etik kurulundan 21.04.2022 tarihinde onay alındı. 2000-2021 yılları arasında ortopedi kliniğimize gelen hastalar tarandı. Çalışmaya K teli ve kanüllü vida ile tespit uygulanan Myerson B tipi kırıklar dahil edildi. Dışlama kriterleri açık kırıklar, 18 yaş altı hastalar, ampute hastalar ve Myerson tip A ve C kırıklardır. PACS(hastane radyoloji sistemi) ve medulla sisteminde doldurulmuş olan AOFAS(American Orthopaedic Foot & Ankle Society) ve VAS(Vizuel Analog Skalası) skorları, ameliyat notları, nörovasküler durumları, demografik kayıtları, yaralanma şekli, geliş zamanı, ameliyat olma süresi toplanmıştır. Bulgular Araştırmaya 55 hasta dahil edildi. Erkek hasta sayısı 45(%81,8), kadın hasta sayısı 10(%18,2)'dır. K teli ile tedavi edilen hasta sayısı 24(%43,6) olup vida ile tespit edilen hasta sayısı 31(%56,4) olarak tespit edilmiştir. Araştırmaya dahil edilen hastaların başvuru anından ameliyata kadar geçen süre ortalaması 6,3saattir (sd:1,1). Araştırmaya dahil edilen hastaların yaş ortalaması 38,9 yıldır (sd:14,4). Bu verilerin SPSS 26 programında parametrik mi yoksa nonparametrik mi dağıldığı ile ilgilitesteler yapılmıştır. Vida yapılan hastanın AOFAS skoru ortalaması 88,38 (sd:1,19), K teli yapılan hastaların AOFAS skoru ortalaması 63,33 (sd:2,24) olarak tespit edilmiştir. (p<0,01) K teli yapılan hastaların VAS skoru ortalaması 4,54 (sd:0,32), vida yapılan hastaların VAS skoru ortalamaları 0,87(sd:0,16) olarak tespit edilmiştir.(p<0,01) Bu verilere göre vida yapılan hastaların K teli yapılan hastalara göre AOFAS skoru sonucu daha iyi olup, ağrı açısından VAS skoru daha düşüktür. Ameliyat tipi ile 2 yıl sonu takiplerinde artroz gelişme arasındaki ilişki Ki-kare testi ile analiz edildi. K teli yapılan hastalarda artroz gelişmesi vida yapılanlara göre daha fazla olarak tespit edildi. Sonuç Vidalı tespit tedavisinin radyolojik ve klinik sonuçları K telinden istatistiksel olarak daha iyidir. Binom lojistik regresyonun bir sonucu olarak, K-teli uygulanan hastalarda artroz olma olasılığı daha yüksektir. K-teli fiyat avantajı ne kadar yüksek olursa olsun K-teli uygulanan hastalarda ağrı düzeyi yüksek ve memnuniyet daha düşük olmaktadır. (p<0.01)