Çocukluk çağı üriner sistem taş hastalığının değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DR. SAMİ ULUS KADIN DOĞUM ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MEHTAP ALTUNTAŞ
Danışman: Mehmet BÜLBÜL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve amaç: Üriner sistem taş hastalığı, çocuklarda yaşam tarzı ve beslenme alışkanlığının değişmesi ile sıklığı gittikçe artan önemli bir klinik tablo haline gelmiştir. Hastalarda oluşabilecek morbiditeyi ve hastalığın tekrarlamasını engellemek için risk faktörlerinin ve hastalığının etiyolojisinin erken belirlenmesi ve tedaviye hızla başlanması önemlidir. Çalışmamızda, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Nefroloji Polikliniği'nde üriner sistem taş hastalığı tanısı ile izlenen 0-18 yaş hastaların demografik özelliklerinin, kan ve idrar biyokimyasal parametrelerinin taş oluşumuna etkilerinin gösterilmesi, tedavide uygulanan yöntemlerinin etkinliğinin ve izlem sonuçlarının değerlendirilmesi ve çocukluk çağı taş hastalığına dikkat çekilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve yöntemler: Hastanemiz Çocuk Nefroloji Polikliniği'nde 2005-2017 yılları arasında, üriner sistem taş hastalığı nedeni ile değerlendirilen, 0-18 yaş arası olguların geriye dönük olarak dosya ve laboratuvar verileri değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmamıza dâhil edilen 189 çocuk hastanın 78 (%41,3)'i kız, 111 (%57,8)'i erkek idi. Hastalarımızın yaş dağılımlarında; 90 hasta (%47,6) 0-2 yaş, 42 hasta (%22,6)2-5 yaş, 57 hasta (%30,2) 5 yaş üzerinde saptandı. 0-2 yaş grubundaki hastaların 10 (%11,2)'unda, 2 yaşından büyük hastaların 16 (%16,2)'sındaobezite mevcuttu. Eşlik eden hastalık ve ek ilaç kullanımı açısından istatiksel olarak önemli bir farklılık yoktu. En sık başvuru şikâyeti %55,6 ile dizüri idi ve diğer başvuru şikâyetleri ise sırası ile hematüri, ateş, karın ağrısı ve yan ağrısı idi. Başvuruda hematüri 44 (%23,3) hastada vardı ve 5 yaş üzerinde sıklığı anlamlı olarak fazlaydı (p=0,04). Hastaların 91 (%48,1)'inde eşlik eden üriner sistem anormalliği mevcuttu. Başvuruda hastaların 18 (%9,5)'inde nefrokalsinozis, 66 (% 34,9)'sında hidronefroz, 5 (%2,6)'inde hidroüreteronefroz vardı ve üriner sistemde taşların yerleşim yerleri en sık görüldüğü yerden itibaren böbrek kaliksleri (%85,2), pelvis (%10,1), üreter (%2,6) ve mesane (%2,1) olarak sıralanmıştı. Hastalara yapılan ultrasonografi (USG) sonuçlarına göre çoklu taş saptanma oranı 2 yaş altında daha fazla idi (p=0,028). Hastaların % 37,5'inin serum elektrolit değerlerinde anormallik vardı ve bunlar sıklık sırasına göre hipofosfatemi (%17,9), hiponatremi (%11,6), hipermagnezemi (%8), hiperkalsemi (%3,1) ve hiperkalemi (%2,1) idi. Hiponatremik olan hastalarda sistolik hipertansiyon anlamlı olarak daha fazlaydı (p=0,03). Hastaların 117 (%61,9)'sinin idrar metabolitlerinde anormallik vardı ve bunlar sıktan aza doğru sırasıyla hiperoksalüri, hiperkalsiüri, hipositratüri, hiperürikozüri ve hipersistinüri olarak sıralanmıştı. İki yaşından küçük obez hastaların %20'sinde hiperürikozüri vardı (p=0,05). Hastaların yaşlarının artmasıyla hiperkalsiüri görülme oranının da anlamlı olarak arttığı görülmüştü (p=0,008). Hastaların hepsine diyet, sıvı alımının arttırılması ve tuz kısıtlaması uygulandı, ek olarak %55,5'ine metabolik sorunlarına yönelik olarak ilaç tedavisi ve %27,5'ine de cerrahi tedavi uygulandı. Sonuç: Üriner sistem taş hastalığının çocuklarda sıklığı giderek artmaktadır ve önlenebilir böbrek hasarı nedenlerindendir. Erken tanı, metabolik risk faktörlerinin araştırılması, akut ve önleyici tedavilerin zamanında başlanması önemlidir.