Akut bakteriyel menenjit tanısı ile takip edilen hastaların değerlendirilmesi ve mortalite risk faktörlerinin belirlenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, ENFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FATIMA ASLAN

Danışman: Esragül AKINCI

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Çalışmamızda, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde akut bakteriyel menenjit tanısıyla takip edilen hastaların klinik ve laboratuvar özelliklerinin değerlendirilmesi, etken dağılımı ile antimikrobiyal duyarlılık profillerinin belirlenmesi ve mortalite ile direnç gelişimine etki eden risk faktörlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma, 1 Ekim 2019 ile 1 Ekim 2024 tarihleri arasında akut bakteriyel menenjit tanısı alan 186 erişkin hasta üzerinde retrospektif olarak yürütülmüştür. Hastalar enfeksiyonun edinildiği yere göre toplum kökenli (TK) ve sağlık bakımı ilişkili (SBİ) menenjit olarak iki gruba ayrılmıştır. Demografik veriler, klinik bulgular, beyin omurilik sıvısı (BOS) analizleri, mikrobiyolojik etkenler ve tedavi sonuçları kaydedilerek mortalite ile ilişkisi değerlendirilmiştir. Bulgular: İncelenen 186 hastanın %17,2'si (n=32) toplum kökenli, %82,8'i (n=154) sağlık bakımı ilişkili menenjit tanısı almıştır. TK menenjitlerde başlıca etken Streptococcus pneumoniae iken, SBİ menenjitlerde koagülaz negatif stafilokoklar ve Acinetobacter spp. başta olmak üzere nozokomiyal patojenler ön planda bulunmuştur. Antimikrobiyal direnç oranları özellikle SBİ menenjitlerde yüksek saptanmıştır. Pnömokok izolatlarında penisilin ve üçüncü kuşak sefalosporin direncinin yüksekliği ampirik tedavide vankomisin eklenmesi gerekliliğini desteklemektedir. Stafilokok izolatlarında metisilin direncinin yüksekliği, ampirik tedavide metisilin dirençli suşların kapsanmasının önemini göstermiştir. Gram negatif etkenlerde üçüncü kuşak sefalosporin ve karbapenem direncinin yüksek oranlarda izlenmesi, özellikle Acinetobacter spp. varlığında tedavi seçeneklerinin sınırlı olduğunu ortaya koymuştur. Hastaların %80,1'i yoğun bakım ünitesinde izlenmiş olup genel mortalite oranı %44,1 olarak saptanmıştır. Çok değişkenli analizde mortalite için bağımsız risk faktörleri; YBÜ'de yatış (OR: 3,81; p=0,004), eşlik eden pnömoni (OR: 11,63; p=0,008), son üç ayda antibiyotik kullanımı (OR: 2,92; p=0,015) ve etkenin Acinetobacter spp. olması (OR: 3,11; p=0,047) olarak belirlenmiştir. Düşük GKS ve hipotansiyon mortalite ile ilişkili bulunmuştur. Ölen hastalarda CRP ve prokalsitonin düzeylerinin daha yüksek, trombosit sayısının ise daha düşük olduğu saptanmıştır. Direnç analizinde, pnömokoklarda penisilin direnci ile yakın dönemde antibiyotik kullanımı arasında anlamlı ilişki saptanmış; gram negatif menenjitlerde ESBL/karbapenem direnci açısından YBÜ yatışı öne çıkan risk faktörü olmuştur. Sonuç: Akut bakteriyel menenjit, özellikle sağlık bakımı ilişkili olgularda ve dirençli patojenlerin varlığında yüksek mortalite ile seyretmektedir. YBÜ yatışı, pnömoni birlikteliği, yakın zamanda antibiyotik kullanımı ve Acinetobacter spp. etkeni mortaliteyi artıran temel belirleyicilerdir. SBİ menenjitlerde yüksek direnç oranları, ampirik tedavinin yerel etken dağılımı ve direnç paternleri dikkate alınarak planlanmasını zorunlu kılmaktadır. Yüksek riskli hastalarda erken tanı, uygun geniş spektrumlu başlangıç tedavisi, antibiyotik yönetim programlarının güçlendirilmesi ve enfeksiyon kontrol önlemlerinin etkin uygulanması, hem direnç gelişiminin sınırlandırılması hem de mortalitenin azaltılması açısından kritik öneme sahiptir Anahtar Kelimeler: Bakteriyel menenjit, Mortalite, Risk faktörleri, Sağlık bakımı ilişkili menenjit