Postpnömonektomik bronkoplevral fistülde risk faktörlerinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ATATÜRK GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: NECATİ SOLAK

Danışman: Pınar BIÇAKÇIOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç Bronkoplevral fistül (BPF), bronşiyal sistem ile plevral boşluğu arasında oluşan anormal ilişki veya sinüs traktıdır. BPF, akciğer rezeksiyonu, özellikle pnömonektomi, sonrası nadir görülen fakat morbiditesi ve mortalitesi yüksek komplikasyondur. BPF'ün tedavisinde birçok cerrahi yöntem olmasına rağmen risk faktörlerini saptayıp BPF gelişimini azaltmak daha önemlidir. BPF oluşumunu arttıran risk faktörleri hasta bağımlı, anatomik bağımlı ve cerrahi teknik bağımlı olarak gruplandırılmaktadır. Çalışmamızda, pnömonektomi sonrası BPF oluşumundaki risk faktörleri açısından değerlendirilmesini amaçladık. Risk faktörleri ve sağkalım süreleri BPF gelişip gelişmemesine, BPF boyutuna ve BPF oluşum sürelerine göre gruplandırılarak karşılaştırıldı ve literatür eşliğinde tartışıldı. Gereç ve Yöntem T.C. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Atatürk Göğüs Hastalıları ve Göğüs Cerrahisi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde Ocak 2010 ile Aralık 2020 tarihleri arasında 370 hastaya pnömonektomi operasyonu yapıldı. 71 hastanın postoperatif dönemdeki takiplerinin olmaması veya eksik olması nedeniyle çalışmadan çıkarıldı. Çalışmaya dahil edilen 299 hastanın radyolojik ve fiberoptik bronkoskopi (FOB) raporları değerlendirildiğinde 44 hastada postpnömonektomik bronkoplevral fistül (PPBPF) geliştiği görüldü. BPF'nin tanısı ve genişliği FOB raporlarına göre değerlendirildi. Malign hastaların patolojisi 8. TNM Evreleme Sistemine göre evrelendi. Bulgular Araştırmaya dahil edilen 299 hastanın 44'ünde (%14,7) BPF oluşmuştur. Cinsiyet dağılımı 271 erkek (%90,6), 28 kadın (%9,4) şeklindedir. Yaş ortalamaları 56,63 idi. x Serum protein değeri, sağ pnömonektomi, tamamlayıcı pnömonektomi (TP), bronş sütürasyonu, ileri evre, neoadjuvan tedaviden geçen süre, dren kalma süresi, hastanede yatış süresi, bronş güdüğü uzunluğu ve postoperatif tedavi BPF ile anlamlı derecede ilişkili bulundu. Malignitelerde sigara kullanımı anlamlı saptanırken, benign ve kronik enfeksiyöz nedenlerle opere edilen hastalarda serum albümin değeri anlamlı bulundu. BPF gelişip gelişmemesine göre gruplandırıldığında cinsiyet, yaş, kronik hastalık, diyabetes mellitus (DM), sigara, birinci saniye zorlu ekspirasyon hacmi (FEV1), preoperatif tedavi, histopatolojik sınıflandırma, tedaviye başlama süresi, postoperatif mekanik ventilasyon, postoperatif enfeksiyon istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. BPF grubunun ortalama sağkalım süresi 2348,26±94,31 gün ve 5 yıllık sağkalım oranı %18,2 ile BPF gelişmeyenlere göre anlamlı derecede düşük saptandı. Sonuç Preoperatif tedavinin (KT ve/veya RT) son dozu ile operasyon süresi uzamış olanlarda daha yüksek oranda BPF gelişmekte olup risk faktörü olarak değerlendirilmelidir. Anatomik risk faktörleri sağ pnömonektomi olması, TP yapılması iken, cerrahi tekniğe bağlı risk faktörü ise bronşu kapatmada manuel sütürasyon kullanılmasıdır. Lokal ileri ve ileri evre tümörlerde BPF için risk faktörü olarak saptanmıştır. Bronş güdüğü uzunluğunun 1 cm'den uzun olması BPF oluşma riskini her zaman arttırmayabilir.