Renal transplant biyopsilerinin klinikopatolojik değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DIŞKAPI YILDIRIM BEYAZIT SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MUSTAFA ERGİN
Danışman: Ebru GÖK OĞUZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: Günümüzde böbrek transplantasyonu SDBH'nin en seçkin tedavisidir. Greft fonksiyonunda bozulmanın en önemli nedenlerinden biri rejeksiyondur ve tanısı greft biyopsisiyle konulur. Bu çalışmayla transplantasyon polikliniğinde takipli renal transplant hastalarına yaptığımız endikasyon renal biyopsi bulgularını hastaların klinik, demografik ve laboratuvar verileriyle karşılaştırarak kendi verilerimizi ortaya koymayı amaçladık. GEREÇ ve YÖNTEM: Çalışma retrospektif olarak transplantasyon polikliniğimizde 2013-2017 yılları arasında takipli renal biyopsi yapılmış gönüllü 45 hasta alınarak gerçekleştirildi, toplam 49 biyopsi incelendi. BULGULAR: Hastaların SDBH primer nedenleri incelendiğinde 45 hastanın 6'sında(%13,3) diyabet, 16'sında(%35,5) hipertansiyon, 13'ünde(%28,8) glomerülonefrit, 5'inde(%11,1) postrenal nedenlerdi. Toplam 49 biyopsi incelendiğinde en sık olarak 34 biyopsi(%69,4) ABH nedeniyle yapıldı. Patolojik incelemeler neticesinde 49 biyopsinin 4'ünde(%8,1) akut hücresel rejeksiyon, 8'inde(%16,3) akut humoral rejeksiyon saptandı. Kronik hücresel rejeksiyon 4 biyopside(%8,1) izlenirken, 7 biyopside(%14,2) kronik humoral rejeksiyon bulundu. Kalsinörin inhibitörü toksisitesi 10 biyopside(%20,4) ve kronik allograft nefropatisi de 11 biyopside(%22,4) görüldü. Çalışmamızda rejeksiyon saptanmış olan 23 biyopsiyle rejeksiyon saptanmayan 26 biyopsi karşılaştırıldığında; rejeksiyon saptanan grupta erkek cinsiyet adına istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır(p=0,043, p<0,05). Gruplar arasında hemoglobin, glukoz, ürik asit, TK, CRP parametreleri açısından incelendiğinde rejeksiyon saptanan grupta bu parametreler yüksek olarak saptanmıştır(p=0,044, p=0,008, p=0,004, p=0,005, p=0,025 p<0,05). Hemoglobin düzeyinde rejeksiyon saptanan grupta daha düşük olmak üzere istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı(p<0,05). SONUÇ: Biyopsi sonuçlarının yaklaşık yarısını rejeksiyonlar oluşturuyordu. Tanının patolojik olarak konulduğu düşünülürse biyopsi endikasyonlarında kreatinin artışının biyopsi endikasyonunda önemli olduğu ama diğer uyarıcı durumlarda da biyopsi yapılabileceği bilinmelidir. Böylelikle rejeksiyonlar atlanmayarak uygun tedaviyle greft ömrü uzatılabilecektir. Çalışmamızda bir önemli sonuç da rejeksiyonu olan grupta ürik asit, glukoz, total kolesterol yüksekliği ve hemoglobin düşüklüğüdür. Bu belirteçlerin renal nakilli hasta takibinde kullanılabileceğini ve daha fazla sayıda hasta içeren çalışmalarla greft survisini ilişkilendiren çalışmaların yapılması gerektiğini düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: renal transplantasyon, biyopsi, rejeksiyon