Metabolic dysfunction-Associated steatotic liver disease (MASLD) tanılı hastalarda serum ürik asit ve lipit düzeylerinin hastalığın şiddetiyle ilişkisi ve USG ile MRI görüntüleme yöntemlerinin karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HÜMEYRA AKTEPE ÜNAL

Danışman: Sevil UYGUN İLİKHAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Metabolic dysfunction–Associated Steatotic Liver Disease (MASLD), karaciğer parankiminin %5'inden fazlasında yağ birikimi (steatoz) saptanması ve bununla birlikte en az bir metabolik disfonksiyon göstergesinin (örneğin tip 2 diyabet, obezite, hipertansiyon, dislipidemi veya insülin direnci) bulunmasıyla tanımlanan, metabolik kökenli steatotik karaciğer hastalığıdır. Dünya genelinde prevalansı gittikçe artmaktadır ve bu artışın diyabet, obezite, metabolik sendrom gibi çeşitli faktörlerle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmamızda MASLD tanılı hastalarda serum ürik asit ve lipit profilinin B-mod Ultrasonografi (USG) steatoz dereceleri, MRIPDFF değerleri ile FIB-4 indeks risk kategorileri ile ilişkisini incelemeyi; korelasyon saptanması halinde bu parametrelerin hastalığın tanı ve takibinde prediktif bir değer olup olmadığını değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif kesitsel çalışmaya Ankara Bilkent Şehir Hastanesi İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji polikliniklerine başvuran 261 MASLD tanılı hasta dahil edildi. Katılımcılar B-mod Ultrasonografi (USG) steatoz dereceleri, MRI-PDFF, FIB-4 indeks risk kategorilerine göre gruplandırıldı. Bu gruplar arasında hastaların demografik, klinik ve laboratuvar sonuçları karşılaştırıldı. Bulgular: MASLD tanılı erkek hastalarda ortalama yaş 46.4 iken kadın hastalarda yaş ortalaması 49.4 idi. Çalışmadaki katılımcıların 92 'si kadın (%35, 2), 169 'u erkektir(%64, 8). Vücut kitle indeksi ortancası 28, 1 (26, 0-30, 9), bel/kalça oranı ortancası 0.90 (0.85-0.93) idi. Diyabet hastaların 93'ünde (%35, 6) görüldü ve FIB-4 index risk kategorilerine göre yüksek riskli grupta daha fazlaydı.(p<0.001) NLR, PLR, ALP, GGT, GPR, Total Kolesterol, HDL, LDL, n-HDL B-mod USG steatoz dereceleri ile karşılaştırıldığında aralarında anlamlı fark saptanmadı. (sırasıyla, p=0.40, p=0.86, p=0.48, p=0.11, p=0.40, p=0.22, p=0.12, p=0.54, p=0.06) NLR, PLR, AAR, ALP, GGT, GPR, HDL, LDL MRI-PDFF kategorileri ile karşılaştırıldığında aralarında istatistiksel olarak anlamlı fark görülmedi.(sırasıyla, p=0.19, p=0.59, p=0.20, p=0.40, p=0.27, p=0.50, p=0.25, p=0, 14) NLR, ALP, ürik asit, Total kolesterol, trigliserid, LDL, VLDL, n-HDL, UHR ile FIB-4 indeks risk kategorileri arasında anlamlı ilişki görülemedi. ( sırasıyla, p=0.47, p=0.06, viii p=0.90, p=0.73, p=0.33, 0, 84, p=0.33, p=0.92, p=0, 05 ) Kadın hastalarda SUA düzeyi ile B-mod USG, MRI-PDFF, FIB-4 indeks arasında istatistiksel olarak anlamlı fark görülmedi. (sırasıyla, p=0.28, p=0.24, p=0.99) Erkek hastalarda SUA düzeyi ile FIB-4 indeks arasında anlamlı ilişki saptanmadı. (p=0.87) FIB-4 indeks risk kategorileri B-mod USG steatoz dereceleri ve MRI-PDFF sınıflaması ile karşılaştırıldığında anlamlı fark saptanmadı. (sırasıyla, p=0.31, p=0.23) Sonuç: Tez çalışmamızda MASLD tanılı erkek hastalarda SUA düzeyi ile Bmod Ultrasonografi (USG) steatoz derecesi ve MRI-PDFF arasında pozitif korelasyon olduğu, SUA düzeyinin B-mod USG ile belirlenen steatoz derecesinin bağımsız bir prediktif değer olabileceği saptanmıştır. Ayrıca erkek hastalarda SUA düzeyleri normal aralıkta bulunmasına rağmen steatoz derecesinin artması ile serum ürik asit değerinin artış eğiliminde olduğu ve SUA düzeylerinin cinsiyete özgü kesim noktaları belirtilerek klinik olarak anlam taşıyabileceği belirtilmiştir. Çalışmamızda UHR'nin USG temelli ölçümlere göre Manyetik Rezonans (MR) temelli yöntemlerle ölçülen steatozu öngörmede daha güvenilir bir parametre olduğu düşünülmektedir. Çalışmamızda trigliserit düzeyi ile B-mod USG steatoz dereceleri ve MRI-PDFF sınıflaması arasında pozitif korelasyon görülürken; FIB 4 indeks risk kategorileri ile arasında anlamlı ilişki görülememiştir. B- mod USG ve MRI-PDFF arasında anlamlı ilişki olduğu görülürken, FIB-4 indeks ile aralarında korelasyon saptanmamıştır. Bu çalışmanın kısıtlılıkları arasında tek merkezli olması, hasta sayısının sınırlı kalması ve retrospektif tasarımı nedeniyle farklı radyologlar tarafından değerlendirmelerin yapılmış olması yer almaktadır. Bu çalışma, literatürde ilk kez B-mod USG, MRIPDFF ve FIB-4 indeks risk kategorilerini biyokimyasal parametrelerle birlikte değerlendiren çalışmalardan biridir. Daha geniş katılımlı, prospektif ve çok merkezli çalışmaların bu sonuçların genellenebilirliğini artıracağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: MASLD, SUA, lipit, USG, MRI-PDFF, FIB-4 indeks