Robotik radikal prostatektomi uygulanan hastalarda modifiye üretral anastomoz tekniğimiz: Rutin yapılan mesane boynu koruyucu, üretra mesane boynu yaklaştırması yöntemlerine ek olarak tüp şeklinde daraltılan mesane boynunun erken dönem kontinans üzerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: YASİN AKTAŞ
Danışman: Kayhan YILMAZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Biz bu çalışmada RARP yapılan hastalarda modifiye üretral anastomoz tekniğimiz olarak tanımladığımız tüp şeklinde daraltılan mesane boynunun erken dönem kontinans üzerine etkisini incelemeyi amaçladık. Aynı zamanda kontinansa etki edebilecek bazı preoperatif , perioperatif ve patolojik özelliklerin kontinans üzerine etkisini incelemeyi hedefledik. Gereç ve Yöntem: Sağlık Bilimleri Üniversitesi Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji kliniğinde Eylül 2017- Ocak 2020 tarihleri arasında prostat kanseri sebebi ile RP yapılan hastaların verileri retrospektif olarak tarandı. Modifiye tekniğimizle anastomoz yaptığımız 74 hasta (grup 2) ile standart anastomoz yaptığımız 75 hasta (grup 1) çalışmaya dahil edildi. Neoadjuvan hormonal tedavi ve radyoterapi alan hastalar çalışma dışında bırakıldı. Ayrıca TUR-P yapılan, üretral darlık öyküsü bulunan ve üriner inkontinansı bulunan hastalar da çalışma dışı bırakıldı. Hastaların yaş, cinsiyet, ek hastalık durumları, International Index of Erectile Function-5 (IIEF-5) skorları, prostat hacmi, prostat biyopsi patolojisi sonuçları kaydedildi. Perioperatif parametrelerden; lenf nodu diseksiyonu, sinir koruma durumu, operasyon tekniği, ameliyat süresi (dk), kanama miktarı (ml) not edildi. Ameliyat sonrası 1.ayda poliklinik kontrolüne çağrılan hastaların patoloji spesmen ve PSA sonucu değerlendirildi. Kontinans sorgulaması International Consortium on Incontinence Questionnare (ICIQ-SF) Türkçe versiyonu ve günlük ped kullanımı ile sorgulandı. Hiç ped kullanmayan ve ICIQ-SF skoru ≤6 olan hastalar kontinan kabul edildi. Ereksiyon sorgulaması IIEF-5 formu ile yapıldı. Daha sonrası 3.ay, 6.ay ve 12.ayda rutin PSA kontrolüne gelen hastalara yukarıda belirtilen anket formları tekrar doldurtuldu. İki gruptan elde edilen veriler, özellikle kontinans durumu değerlendirilerek karşılaştırıldı. Bulgular: Hastaların yaş ve VKİ ortalamaları iki grupta benzerdir. Ek hastalıklar değerlendirildiğinde grup 1'de hipertansiyon açısından anlamlı bir yükseklik vardır (p=0,003). İki grup arasında preoperatif PSA, prostat hacmi, IIEF-5 skoru, total Gleason skoru, ISUP derecesi, klinik evre ve D'Amico risk sınıflaması değerlendirmesine göre fark saptanmamıştır. Grup 2'deki hastalara daha fazla lenf nodu diseksiyonu yapılmıştır(p=0,026). Sinir koruma açısından iki grup arasında anlamlı farklılık yoktur. İki grup arasında grup 2 lehine anastomoz süresi daha uzun sürmüştür(p=<0,001) ve grup 2'de kateterizasyon süresi daha kısadır(p=<0,001). RP spesmeninin histopatolojik değerlendirmesi sonuçları iki grupta da benzerdir. Ancak lenf nodu pozitifliği grup 2'de istatistiksel açıdan daha yüksek oranda tespit edilmiştir(p=0,018). Hastaların ameliyat sonrası kontinans durumlarını değerlendirirken kullanılan ped sayısı ve ICIQ-SF skoru yeni teknik uyguladığımız grupta 1.ay, 3.ay ve 6.ayda anlamlı şekilde daha düşük tespit edilmiştir (sırasıyla p=<0,001, p=<0,001, p=0,005). Bizim çalışmamızda ameliyat sonrası kontinans oranları grup 1 ve grup 2'de sırasıyla 1.ayda (%36,5-%18,7), 3.ayda (%63,5-%38,7), 6.ayda (%77-%56) ve 12.ayda (%91,9-85,3) oranlarında olmuştur ve yeni tekniğimiz istatistiksel açıdan ilk 6 ay daha üstün sonuçlar vermiştir (sırasıyla p=0,015, p=0,002, p=0,007, p= 0,208). 12 ayın sonunda toplamda 132 hasta (%88,6) kontinan olmuştur. Tek değişkenli analize göre düşük D'Amico risk sınıfı, düşük patolojik evre, düşük biyopsi Gleason skoru ve yeni cerrahi teknik olarak uyguladığımız mesane boynu daraltma işlemi 1.ay, 3.ay ve 6.ayda kontinansa etki eden faktörler olarak bulunmuştur. Çok değişkenli analiz sonucunda mesane boynu daraltma 1.ay, 3.ay ve 6.ayda; cerrahi sınır pozitifliği ise 3.ayda kontinansı bağımsız olarak etkileyen faktörler olarak tespit edilmiştir. Sonuç: Modifiye üretral anastomoz tekniğimiz 1 yıllık takiplerde standart yaptığımız anastomoz tekniğine göre ilk 6 aylık dönemde kontinans sağlama açısından daha üstündür. Yeni tekniğimiz onkolojik açıdan güvenilir, basit ve kolay uygulanabilir bir tekniktir. Anahtar Kelimeler: prostat kanseri, robotik radikal prostatektomi, kontinans