Non-obez geç adölesanlarda yağlı karaciğer indeksleri (yağlı karaciğer indeks, FIB-4 skoru, APRİ skoru, NAFLD fibrozis skoru) ve antropometrik ölçümlerin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: FURKAN DUMAN
Danışman: Elif Serap ESEN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Non-obez geç adölesanlarda yağlı karaciğer indekleri (yağlı karaciğer indeks, FİB-4 skoru, APRİ skoru, NAFLD fibrozis skoru) ile antropometik ölçümlerin birbirini nasıl etkilediğinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma Ocak 2024 – Şubat 2024 tarihleri arasında Şişli Hamidiye Etfal Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Aile Hekimliği Polikliniklerine herhangi bir sebeple başvuran ve çalışmaya katılmayı kabul eden 18-21 yaş arasında bireylerden obez olmayan ve çalışmaya katılmayı kabul eden kişiler dahil edilecektir. Sosyo- demografik verileri içeren 8 soruluk bilgi formu yüzyüze sorgulama yöntemi ile uygulandı ve öncesinde sözel onam alındı. Antropometrik ölçümleri ise Xiaomi Mi 2 yağ ölçer fonksiyonlu akıllı tartı, Mipcase vücut yağ kalipper cihazı ve mezura ile ölçüldü. Retrospektif olarak son 6 ay içindeki kan tetkikleri e-nabız sistemi üzerinden tarandı. Yağlı karaciğer indeks için GGT, trigliserit, bel çevresi, vücut kitle indeksi; FIB-4 indeksi için AST, ALT, yaş ve trombosit sayısı; APRI için AST ve trombosit sayısı; NAFLD fibrozis skoru için yaş, vücut kitle indeksi, AST, ALT, trombosit sayısı ve albümin değerleri kullanıldı. İstatistiksel analiz için SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmamıza, 72 non-obez geç adölesan birey katılmış olup katılımcıların %22,2'sinin (n=16) 19 yaşında olduğu, %56,9'unun (n=41) kadın olduğu, %62,5'inin (n=45) lisans ve üstü eğitim düzeyine sahip olduğu, %94,4'ünün (n=68) bekâr olduğu, %58,3'ünün (n=42) öğrenci olduğu, %65,3'ünün (n=47) sigara kullanmadığı, %80,6'sının (n=58) alkol kullanmadığı, %87,5'inin (n=63) kronik bir hastalığının olmadığı, kronik hastalığı olanların %44,4'ünün (n=4) Hipo/hiper tiroidi hastalığı oluğu, %88,9'unun (n=64) ameliyat öyküsünün olmadığı, %70,8'inin (n=51) NSYVD doğum şekline sahip olduğu ve %61,1'inin (n=44) normal BMI değerlerine sahip olduğu belirlenmiştir. Erkeklerin FLI skorları kadınlara kıyasla daha yüksek saptanmıştır. FLI skorları ile BMI değerleri arasında istatistiki anlamlı bulunmuştur. Kilolu olan katılımcıların zayıf veya normal kiloda olan katılımcılara göre FLI skorları daha yüksek saptanmıştır. NFS ile FIB4 skoru, APRI skoru arasında pozitif yönlü istatistiki anlamlı bir ilişki bulunmuştur. FLI skoru ile VKİ arasında, yağ oranı (%), Bel çevresi (cm), sistolik TA, diastolik TA ve Göbek Cilt ve Cilt altı Kalınlığı (Mm) değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki saptanmıştır. FLI skorları ile AST, ALT, ALP, GGT, trigliserit, Total kolesterol, Açlık kan şekeri, HBA1C ve serum albümin arasında istatistiki anlamlı pozitif yönlü ilişki saptanmıştır. BMI skoru arasında ile yağ oranı (%), Bel çevresi (cm), sistolik TA, diastolik TA ve Göbek Cilt ve Cilt altı Kalınlığı (Mm) değerleri arasında pozitif yönlü istatistiki anlamlı ilişki bulunmuştur. BMI ile ALT değerleri, ALP değerleri, GGT değerleri, Trigliserit, Total kolesterol, LDL değerleri, HBA1C değerleri ve albümin arasında pozitif yönlüyken HDL değerleri arasında ise negatif yönlü istatistiki olarak anlamlı bulunmuştur. NFS ile albumin değerleri ve platelet sayısı arasında istatistiki anlamlı ilişki saptanmış olup bu ilişkinin negatif yönlü olduğu bulunmuştur. FIB-4 skorları ile AST değerleri arasında pozitif yönlü, albumin değeri ve platelet sayısı arasındaysa negatif yönlü olan istatistiki olarak anlamlı ilişki saptanmıştır. APRI skorları ile AST ve ALT değerleri kıyaslandığında pozitif yönlü, platelet sayısı kıyaslandığında ise negatif yönlü istatistiki anlamlı bir ilişki saptanmıştır. AST değerleri ile yağ oranı (%), bel çevresi (cm) arasında pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. AST değerleri ile trigliserit değeri kıyaslandığında pozitif, HDL değeri kıyaslandığında ise negatif yönlü olan istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. ALT değerleri ile yağ oranı (%) bel çevresi (cm), sistolik TA, diastolik TA, göbek cilt ve cilt altı kalınlığı (mm) arasında pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. ALT değerleri ile trigliserit değeri ve HBA1C arasında pozitif yönlü özellik gösteren istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. ALP değeri ile yağ oranı (%), bel çevresi (cm), sistolik TA değerleri ile kıyaslandığında pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. ALP değerleri ile LDL değerleri, HBA1C değerleri ve albümin arasında pozitif yönlü, HDL değerleri arasında ise negatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. GGT değerleri ile yağ oranı, bel çevresi (cm), sistolik TA, diastolik TA, göbek cilt ve cilt altı kalınlığı (mm) kıyaslandığında pozitif yönlü olan istatistiki olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. GGT değerleri ile trigliserit değerleri, Total kolesterol değerleri, LDL değerleri, AKŞ değerleri, HBA1C değerleri arasında istatistiki anlamlı pozitif yönlü bir ilişki bulunurken HDL değerleri arasında ise istatistiki anlamlı olan negatif yönlü ilişki bulunmuştur. Trigliserit değerleri ile yağ oranı (%), bel çevresi (cm) kıyaslandığında pozitif yönlü istatistiki anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Total kolesterol değerleri ile bel çevresi (cm), sistolik TA, göbek cilt ve cilt altı kalınlığı (mm) ve triceps cilt ve cilt altı kalınlığı arasında pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı olarak bulunmuştur. LDL değerleri ile yağ oranı (%), bel çevresi (cm), sistolik TA, diastolik TA, göbek cilt ve cilt altı kalınlığı (mm) ve triceps cilt ve cilt altı kalınlığı kıyas yapıldığında pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespitedilmiştir. HDL değerleri ile yağ oranı (%), bel çevresi (cm), sistolik TA arasında negatif yönlü, triceps cilt ve cilt altı kalınlığı arasında ise istatistiksel olarak anlamlı olarak saptanan pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Sonuç: NAFLD ile ilişkili sağlık harcamaları, tedavi maliyetleri ve ekonomik yük, toplumlar için önemli bir sorun oluşturmaktadır. Bu hastalığın yaygınlığının ve komplikasyonlarının azaltılması, sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahiptir. Bu nedenlerle, yağlı karaciğer hastalığının önlenmesi, erken tanı ve etkili yönetimi için çaba gösterilmesi gerekmektedir. Özgün ve özgül non invazif testlerin olmayışı NASH'nin tanımlanmasını önemli ölçüde kısıtlamıştır. Serum aminotransferaz düzeyleri ve ultrason, bilgisayarlı tomografi (BT) ve MR gibi görüntüleme testleri, NAYKH'lı hastalarda karaciğer histolojisinin spektrumunu güvenilir şekilde yansıtmaz. Bu nedenle, NAYKH'lı hastalarda NASH ve NAYK ayrımını sağlamak için klinik tahmin kuralları ve invaziv olmayan biyobelirteçler geliştirmeye önemli bir ilgi vardır. Fibrozu değerlendirmek için kan parametrelerinin kombinasyonunu temel alan çeşitli puanlama formülleri vardır. Bu çalışma yağlı karaciğer indeksleri ile antropometrik değerlerle yapılan karşılaştırmalarda anlamlı sonuçlara ulaşıldığını göstermektedir.