2019-2022 yılları arasında çocuk sağlığı hastalıkları servisinde 1 ay- 18 yaş arası epsteın barr (EBV) virüs enfeksiyonu tanısı ile yatan hastaların laboratuvar ve radyolojik yönlerden incelenmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, HAMİDİYE ULUSLARARASI TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DİLARA ÇİÇEKLİ YENER
Danışman: Ayşe KARAASLAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Çocukluk çağında akut Epstein Barr Virus (EBV) enfeksiyonu tanısı alan hastaların demografik, klinik, laboratuvar ve radyolojik özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kartal Dr Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği'ne 01 Ocak 2019 - 31 Aralık 2022 tarihleri arasında başvuran ve serviste yatarak izlenen 1 ay- 18 yaş arası EBV IgM serolojisi pozitif olan 48 hastanın başvuru yakınmaları, klinik, laboratuvar ve radyolojik bulguları retrospektif olarak incelendi. Bulgular: Hastaların 25'i (%52,0) erkek, 23'ü (%47,9) kızdır. Hastaların yaşları 1 ay ile 18 yaş arasında değişmekte olup yaş medyanı 66 ay (5,5 yaş) saptandı. Ateşi olan hastaların yaş ortalamaları ateşi olmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulundu (p=0,005). Hastaların hastaneye başvuru ayları değerlendirildiğinde 19'unun (%39,5) sonbahar, 13'ünün (%27,0) kış, 9'unun (%39,5) yaz, 7'sinin (%14,5) ilkbaharda başvurduğu saptandı. Başvuruların sonbahar ve kış mevsiminde yoğunlaştığı görüldü ancak mevsimlere göre dağılım incelendiğinde istatiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmedi. Hastaneye başvuru şikayetleri değerlendirildiğinde, en sık başvuru nedeninin ateş olduğu saptandı. 28 (%58,3) hastanın ateş ile başvurduğu ve 20'sinde (%71,4) ateş süresinin 5 günden az, 8'inde (%28,5) ateş süresinin 5 gün ve üzerinde olduğu görüldü. Diğer başvuru şikayetlerine bakıldığında ise; 17 (%35,4) hastanın boyunda şişlik, 9 (%18,75) hastanın kusma, 9 (%18,7) hastanın döküntü, 8 (%16,6) hastanın boğaz ağrısı, 8 (%16,6) hastanın burun akıntısı, 7 (%14,5) hastanın öksürük, 5 (%10,4) hastanın karın ağrısı, 2 (%4,1) hastanın halsizlik, 1 (%2,0) hastanın konvülziyon ile başvurduğu saptandı. Hastaların fizik muayene bulgularına bakıldığında %62,5 oranında splenomegali, %62,5 oranında hepatomegali, %60,4 oranında lenfadenopati (LAP) saptandı. Hastaların diğer fizik muayene bulgularına bakıldığında 25 (%52) hastada orofarenks muayenesinin normal, 16 (%33,3) hastada hiperemik, 11 (%22,9) hastada kriptik, 11 (%22,9) hastada hipertrofik, 3 (%6,2) hastada membranöz, 2 (%4,1) hastada peteşiyel olduğu görüldü. Ateşi olan hastalarda orofarenkste hiperemi bulgusunun ateşi olmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu bulundu (p=0,023). Orofarenksi normal olanların ise ateşi; orofarenksi normal olmayanlara göre anlamlı derecede düşük bulundu (p=0,036). Prokalsitonin, CRP, lökosit ve lenfosit sayısı ortalama değerleri ateşi olan grupta olmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu (p=0,039, p=0,008, p=0,025, p=0,011). Ateşi 5 gün ve üzerinde olan hastalarla ateşi 5 günden az olanların tüm özellikleri karşılaştırıldığında sodyum ve lökosit ortalamalarının 5 gün ve üzerinde ateşi olanlarda yüksek saptanması haricinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı (p=0,021, p=0,013). LAP'ı olan ve olmayan hastaların tüm özellikleri karşılaştırıldığında, döküntü ve boyunda şişlik şikayetinin LAP'ı bulunan hastalarda istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek saptandığı gözlendi (p=0,009, p=0,0001). LAP'ı olan hastaların abdomen USG'deki splenomegali varlığı değerlendirildiğinde istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu (p=0,049). LAP'ı 3cm ve üzerinde olanlarla, 3cm altında olanların tüm özellikleri karşılaştırıldığında bir farklılık saptanmadı. Sonuç: Çocukların başvuru şikayetleri, klinik, laboratuvar ve radyolojik bulguları değerlendirildiğinde EBV pozitif hastaların çoğunlukla ateş ile başvurduğu, akut faz reaktanlarının yükseldiği, hafif bir klinik seyir gösteren enfeksiyöz mononükleoz kliniğinin geliştiği görüldü.