YETİŞKİN DEJENERATİF SKOLYOZLU HASTALARDA UNİLATERAL YAKLAŞIMLA BİLATERAL DEKOMPRESYON İLE SINIRLI DEKOMPRESYON VE FÜZYON YÖNTEMLERİNİN POSTOPERATİF KLİNİK VE RADYOLOJİK SONUÇLARININ KARŞILAŞTIRILMASI


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FERAS ELHATİB

Danışman: İlhan YILMAZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Dejeneratif skolyoz cerrahi tedavi stratejileri konusunda literatürde halen tartışmalar sürmektedir. Bu çalışmanın amacı, lomber dar kanal ile birlikte görülen dejeneratif skolyoz olgularında unilateral yaklaşımla bilateral dekompresyon ve kısa segment füzyon cerrahilerinin klinik ve radyolojik sonuçlarını karşılaştırarak, her iki yöntemin etkinliğini ve uygulanabilirliğini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışmada, 2021–2025 yılları arasında Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nde erişkin dejeneratif skolyoz ile ilişkili LDK nedeniyle cerrahi tedavi uygulanan hastalar incelendi. Hastalar, UYBD ve kısa segment füzyon cerrahisi yapılan iki gruba ayrıldı. Klinik değerlendirmede VAS ve ODI skorları, radyolojik değerlendirmede ise Cobb açısı, SVA, CBD ve spinopelvik parametreler karşılaştırıldı. Bulgular: Toplam 72 hasta değerlendirildi; 36'sına kısa segment füzyon, 36'sına UYBD uygulandı. Her iki grupta da postoperatif VAS ve ODI skorlarında anlamlı iyileşme gözlendi, ancak füzyon grubunda klinik iyileşmenin yanı sıra Cobb açısı ve koronal balans başta olmak üzere radyolojik düzelme daha belirgindi. Dekompresyon grubunda ameliyat süresi ve komplikasyon oranı daha düşük olduğunu gözlendi. Sonuç: Dejeneratif lomber skolyoz tedavisinde cerrahi yaklaşım, deformitenin ciddiyeti, spinal denge ve hastaya özgü faktörlere göre belirlenmelidir. Kısa segment füzyon, yapısal stabiliteyi sağlamak ve bel ağrısında daha belirgin klinik ve radyolojik iyileşme sunarken; UYBD daha az invaziv ve düşük komplikasyonlu bir seçenek olarak özellikle radiküler semptomlarda etkilidir. Her iki yöntem de uygun endikasyonlarla seçildiğinde güvenli ve etkili bir tedavi alternatifi oluşturur, cerrahi karar ise hastanın klinik durumu ve risk profiline göre bireyselleştirilmelidir.