Radyoterapi alan hastalarda kutanöz bulguların klinik ve dermoskopik değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL PROF. DR. CEMİL TAŞÇIOĞLU ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLAR ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: NAĞME ÖZDEMİR
Danışman: Ezgi AKTAŞ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Meme kanseri tanısıyla adjuvan radyoterapi (RT) alan hastalarda gelişen akut radyodermatitin demografik ve klinik risk faktörlerinin belirlenmesi; meme ve aksillada izlenen radyasyon toksisitesinin zamansal seyrinin ve bu toksisitenin dermoskopik yöntemlerle erken dönemde öngörülebilirliğinin araştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, adjuvan RT planlanan ve eş zamanlı kemoterapi almayan 44 meme kanseri hastası ardışık olarak dahil edildi. Klinik şiddet değerlendirmeleri ve dermoskopik incelemeler tedavi öncesi, RT ortası, RT sonu ve RT sonrası 1. ayda meme ve aksilladan yapıldı. Görüntüler iki bağımsız dermatolog tarafından değerlendirildi ve gözlemciler arası uyum analiz edildi. Bulgular: Klinik faktörlerin analizinde, Fitzpatrick Tip 1 deri yapısı (p= 0,031) ve RT öncesi kemoterapi öyküsü (p= 0,044) tedavi sonundaki şiddetli (grade 2–3) radyodermatit için en güçlü bağımsız risk faktörleri olarak belirlendi. Dermoskopide vasküler bulgular RT sonunda en yüksek düzeye ulaşıp 1. ayda geriledi (p< 0,001); buna karşın skuam ise RT sonrasında artarak 1. ayda istatistiksel olarak anlamlı şekilde en yüksek düzeye ulaştı (p< 0,001). Öte yandan, RT ortasında memede saptanan foliküler tıkaç (p= 0,016) ve yapısız alan varlığı (p= 0,020), tedavi sonunda gelişen yüksek dereceli radyodermatiti öngörmede en güçlü ve bağımsız erken belirteçler olarak saptandı. Anatomik bölgelerin karşılaştırılmasında aksillada vasküler dağılımın memeye göre daha nadir (p< 0,001) ve perifoliküler beyaz rengin ise daha belirgin olduğu görüldü (p=0, 004). Gözlemciler arası uyum analizinde, temel vasküler ve foliküler yapılar için mükemmel ve iyi düzeylerde uyum saptandı (к= 0,62-1,00). Sonuç: Bu çalışmada akut radyodermatit gelişiminde açık ten ve kemoterapi öyküsü bağımsız ve en güçlü risk faktörleri olarak saptanmıştır. RT ortasında dermoskopide foliküler tıkaç ve yapısız alan varlığı ise yüksek dereceli radyodermatiti öngören güvenilir belirteçler olup, dermoskopinin şiddetli radyodermatiti erken dönemde öngörebilen güvenilir, objektif ve tekrarlanabilir bir izlem aracı olarak klinik değerini desteklemektedir.