COVİD-19 pandemisi sonrası süreçte pulmoneremboli sıklığı, şiddeti ve sonuçlarında meydanagelen değişikliklerin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL PROF. DR. CEMİL TAŞÇIOĞLU ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MERVE ALTINEL
Danışman: Meral Gülay KADIOĞLU KOÇAK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: Koronavirüs (SARS-Cov-2) 2019 yılı başlarında ortaya çıkmış, tüm dünyada önemli mortalite ve morbiditeye neden olmuş bir virüstür. Virüse bağlı COVID-19 enfeksiyonu pulmoner emboli (PE) gibi tromboembolik olaylara yatkınlık yaratmaktadır. SARS-Cov-2 virüsünün direkt endotel hasarı ve hiperkoagülabilite yoluyla PE sıklığını artırdığı bilinmektedir. Ancak COVID-19 enfeksiyonuna bağlı gelişen PE'nin şiddeti ile ilişkili yeterli veri yoktur. Çalışmamızda pandemi sırasında gelişen PE şiddetini ve klinik sonuçlarını değerlendirmeyi ve bu sonuçları pandemi öncesi dönem ile karşılaştırmayı amaçladık. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmamız Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde retrospektif ve tek merkezli yapılmıştır. Pandemi öncesi Mart 2019- Mart 2020 ve pandemi sonrası Mart 2020-Mart 2021 birer yıllık benzer zaman diliminde servis veya yoğun bakımlarda PE tanısı ile yatarak izlenen 1907 hastanın verileri incelendi. Çalışmaya dahil edilme kriterlerine uyan pandemi öncesindeki 170 ve pandemi sonrasındaki 170 hastanın demografik verileri, komorbiditeleri, laboratuvar tetkikleri (d-dimer, pro-BNP, troponin, hemogram ve biyokimyasal parametreler), radyolojik tetkikleri (BT pulmoner anjiografi, EKO, doppler USG), hastanede yatış süreleri, yoğun bakım gereksinimi ya da trombolitik tedavi ihtiyacı olup olmadığı kaydedildi. COVİD-19 enfeksiyonu pozitifliği RT-PCR testi pozitif saptananlar ve test sonucu negatif olmasına rağmen akciğer BT'de virüs tutulumu olup klinik tanı konulan hastalar olarak tanımlandı. Tüm hastaların Pulmoner Emboli Severity Index (PESI) ve modifiye Miller skoru hesaplandı. BULGULAR: Demografik veriler açısından bakıldığında pandemi sonrası süreçteki PE olgularında erkek cinsiyet oranı anlamlı yüksek, kronik akciğer hastalığı ve KBH oranı anlamlı derecede düşüktü (sırasıyla p=0.019, p=0.003 ve p=0.024). PE klinik şiddetini belirlemede kullanılan PESI skorunun ve myokard hasar belirteci olan troponın I'nın pandemi sonrası süreçte öncesi sürece göre anlamlı derecede düşük olduğu görüldü (sırasıyla p=0.036 ve p<0.001). Radyolojik olarak PE şiddetini belirleyen modifiye Miller skoru açısından pandemi öncesi ve sonrası dönem arasında fark yoktu. Yoğun bakım ünitesi (YBÜ) yatışı olanlarda (p=0,009), EKO'da sağ ventrikül dilatasyon bulgusu olanlarda (p<0,001) ve exitus olanlarda (p=0,017) PESİ skoru istatistiksel olarak anlamlı yüksekti. Regresyon analizlerinde PESI skorunu en fazla etkileyen değişkenlerin hipertansiyon (p=0,024), kronik akciğer hastalığı (p=0,021), kalp yetmezliği (p=0,001) varlığı olduğu saptandı. Modifiye Miller skorunu YBÜ takibi gerekenlerde (p=0,022), trombolitik tedavi verilenlerde (p=0,001) ve exitus olanlarda (p=0,038) istatistiksel olarak anlamlı yüksek olduğu görüldü. Regresyon analizlerinde modifiye Miller skorunu en fazla etkileyen değişkenlerin sağ ventrikül dilatasyonu (p=<0,001) ve derin ven trombüsü (DVT) varlığı (p=<0,001) olduğu saptandı. Pandemi sonrası süreçte PE olup COVID-19 geçirenler geçirmeyenler ile kıyaslandığında; PESI, modifiye Miller skoru ve kardiyak hasar belirteçleri arasında fark yoktu. Klinik sonlanımlara bakıldığında, COVID-19 geçirenlerde hastane yatış süresi anlamlı derecede yüksek iken (p=0,001), yoğun bakım ya da trombolitik tedavi ihtiyacı ve mortalite oranları açısından fark yoktu. SONUÇ: Koronavirüs ilişkili PE olguları patofizyoloji ve klinik ciddiyet açısından klasik venöz tromboemboliden (VTE) belirgin farklılıklar göstermektedir. Koronavirüsün sistemik ve masif embolilere yol açmaktan çok, in-situ immunotromboz ve mikrotrombozlara neden olduğu düşünülmektedir. Pandemi dönemi PE olgularının PESI skoru ile belirlenen klinik şiddetinin daha düşük olduğu görülmektedir. Bu sonucun da, pandemi sırasında görülen PE olgularında, daha az komorbidite (kronik akciğer hastalığı, KBH) ve daha az oranda kolaylaştırcı risk faktörü (son 1 ay içinde alt extremite operasyonu ve DVT varlığı) olmasına bağlı olduğunu düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: COVID-19, Pulmoner Emboli, PESI Skoru, Modifiye Miller Skoru.