Hipergliseminin hastanede yatırılarak takip edilen COVİD-19 pnömonisinin ciddiyeti ve prognozuna etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR DR. SUAT SEREN GÖĞÜS HASTALIKLARI VE CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: OSMAN HİLMİOĞLU

Danışman: Semra BİLAÇEROĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışma, COVID-19 pnömonisi nedeni ile hastaneye yatırılarak tedavi edilen hastalarda, hipergliseminin COVID-19 pnömonisinin ciddiyeti ve prognozuna (oksijen satürasyonu, solunum yetmezliği, hastanede yatış süresi ve hastanede mortaliteye) etkisini araştırmak amacıyla yürütülmüştür. Gereç ve Yöntem: Retrospektif kohort tasarımında yürütülen bu çalışmada, hastanede yatan COVID-19 pnömonili hastalarda hiperglisemisi (akut/kronik hiperglisemi ve diabetes mellitus) olan ve olmayan iki grup, COVID-19 pnömonisi ciddiyeti ve prognozu (oksijen satürasyonu, solunum yetmezliği, hastanede yatış süresi, hastanede mortalite) açısından karşılaştırılmıştır. Hiperglisemi grubu, yatış süresince kan glukozu ≥2 kez >140 mg/dL ve/veya HbA1C: %5.7-6.4 olan hastalar (hiperglisemi alt grubu) ve HbA1C ≥ %6.5 olan ve/veya diabetes mellitus tanısı bulunan hastalar (diabetes mellitus alt grubu) olarak tanımlanmıştır. Hiperglisemi olmayan (normoglisemik) grup ise, kan glukozu >70mg/dL- ≤140mg/dL ve/veya HbA1C düzeyi %4.7-5.6 olan ve diyabet tanısı olmayan hastalar olarak tanımlanmıştır. Kontrollü hiperglisemi (>140 ve 58, kan LDH, d-dimer, CRP, üre, nötrofil düzeyleri veya nötrofil/lenfosit oranında artışın ve lenfosit düzeyinde azalmanın hastane içi mortalite açısından risk faktörü oldukları saptandı (p 58, komorbidite, KOAH, malignite veya toraks BT'de 7 konsolidasyon varlığı yanısıra kan üre, LDH, d-dimer, CRP, lökosit, nötrofil ve nötrofil/lenfosit oranında artış ile ilişkili bulunurken (p 58, konsolidasyon varlığı ve d-dimer>1209 mcg/L idi ama sadece birbirinden bağımsız parametreler dahil edildiğinde hiperglisemi, KOAH ve malignite olarak saptandı (p 704 mcg/L, nötrofil/lenfosit oranı>7.93, sistemik kortikosteroid ve antidiyabetik ilaç kullanımı iken (p 58, VKİ≥30, d-dimer>677 mcg/L, üre>37.9 mg/dL, NLR>4.27 ve sistemik kortikosteroid kullanımı olarak kaydedildi (p<0.05). PCR-pozitif hiperglisemik COVID-19 hastalarında, hastane içi mortalite (%12.5 vs %1.83; p=0.0631), solunum yetmezliği (%60.8 vs %18.3) ve <%94 oksijen satürasyonu oranı (%89.4 vs %52.3) daha yüksek ve hastanede yatış süresi (8 gün; 2 – 60 gün vs 6.5 gün; 2 – 25 gün) daha uzun saptandı (p<0.001). PCR-negatif hiperglisemik COVID-19 hastalarında da, hastane içi mortalite, solunum yetmezliği, oksijen satürasyonu ve hastanede yatış süresi açısından benzer bulgular izlenmiştir. Sonuç: Hiperglisemi, hastanede yatan COVID-19 pnömonili hastalarda daha yüksek oranda düşük oksijen satürasyonu, solunum yetmezliği ve hastane içi mortalite yanısıra daha uzun hastane yatış süresine yol açarak, hastalığın ciddiyetini artırmakta ve prognozu kötüleştirmektedir. Anahtar kelimeler: COVID-19 pnömonisi, hiperglisemi, oksijen satürasyonu, solunum yetmezliği, hastanede yatış süresi, hastane içi mortalite