Tekrarlayan ateş nedeni ile takipli hastalarda demografik ve klinik özelliklerin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DR. SAMİ ULUS KADIN DOĞUM ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BAHAR DEMİRBAŞ
Danışman: Mehmet BÜLBÜL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Periyodik ateş sendromları ülkemizde sıklığı giderek artan kronik hastalıklardır. Bu hastalıklara sahip olan hastaların büyük kısmında ilk başvuru yakınması tekrarlayan ateş olup, bu yakınmayla başvuran hastalarda periyodik ateş sendromları akla getirilmelidir. Ülkemiz özellikle Ailesel Akdeniz Ateşi Hastalığı' nın oldukça sık görüldüğü bir ülkedir. Yeni tanımlanan otoinflamatuvar hastalıklar olmasına rağmen ülkemizde tekrarlayan ateş şikayeti ile başvuran hastalarda halen ilk akla getirilmesi gereken tanı Ailesel Akdeniz Ateşi Hastalığı'dır. Gereç ve Yöntem: Tekrarlayan ateş şikayeti çocuklarda yaygın görülmektedir ancak literatürde bu konudaki bilgiler kısıtlı olup vaka raporları ve küçük vaka serileri şeklindedir. Çalışmamızda hastanemiz çocuk nefroloji ve romatoloji kliniğinde tekrarlayan ateş ile takipli 300 çocuk hastanın demografik ve klinik özelliklerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Ankara Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Sağlık Uygulama Merkezi Çocuk Nefroloji ve Romatoloji Polikliniği'ne 01.07.2018 ve 01.07.2019 tarihleri arasında tekrarlayan ateş yakınması ile başvuran ve ilk ateş atağı yaşı beş yaş altında olan 300 çocuk hasta dahil edildi. Tüm hastaların cinsiyetleri, ilk ateş atağı yaşları, tanı alma yaşları, ateş süreleri, tekrarlayan ateşe eşlik eden semptom ve bulguları, atak anında ve ataklar arasında ölçülen laboratuvar değerleri, genetik analiz sonuçları, aldıkları tanılar, önerilen tedavi seçenekleri, tedavi öncesi ve sonrası yıllık atak sayıları, eşlik eden hastalıkları ve ameliyat öyküleri, soygeçmiş özellikleri kaydedildi. Çalışmanın istatistiksel analizi SPSS versiyon 23.0 programı kullanılarak yapıldı. 0,05 altında oldan p değerleri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Olgularda kız/erkek oranı 1,13'tü. Olguların % 77,3'ü AAA, % 18'i PFAPA, % 0,3'ü CAPS tanısı aldı. Olguların ilk ateş atağı yaşı ortalaması 2,11 yıl, tanı yaşı ortalaması 4,73 yıl, ateş süresi ortalaması 2,75 gündü. Tekrarlayan ateşe en sık eşlik eden semptom karın ağrısı, en sık saptanan bulgu kript idi. Olgulara en sık eşlik eden hastalık HSP idi. % 15,3 olguda anne baba arası 1. derece akrabalık, % 11,3 olguda anne baba arası 2. derece akrabalık, % 48,3 olguda ailede veya akrabalarda AAA öyküsü, % 8,7 olguda ailede veya akrabalarda KBY ve diyaliz öyküsü, % 2,3 olguda aile veya akrabalarda tonsillektomi öyküsü, % 3,7 olguda ailede veya akrabalarda Behçet Hastalığı öyküsü mevcuttu. Olgularda en sık saptanan mutasyonlar sıklık sırasına göre M694V, M680I, E148Q, V726A olarak saptanırken, % 10,6 olguda MEFV geninde mutasyon saptanmadı. MEFV geninde mutasyon saptanmayan olguların 8' inden periyodik ateş sendromları paneli için genetik analiz gönderildi ve negatif saptandı. En sık genetik analiz sonucu sırasıyla M694V/M694V, M694V/N, M694V/V726A olarak bulundu. % 35,7 olguda homozigot, % 29,5 olguda heterozigot, % 24,6 olguda birleşik heterozigot mutasyon saptandı. Olguların tümünde atak anında CRP yüksekliği, % 98,7'sinde ESR yüksekliği, % 74'ünde fibrinojen yüksekliği, % 13,4'nde lökositoz saptandı. Ataklar arasında olguların % 39,3 ünde ESR yüksekliği, % 15,3 'ünde SAA yüksekliği saptandı. Atak anında ölçülen tüm akut faz belirteçleri ataklar arasında ölçülen değerlere göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek saptandı (p<0,05). 20 olgudan Ig D düzeyi gönderildi ve hepsi normal saptandı. % 79 olguya kolşisin tedavisi başlanırken, % 8 olguya atak anında steroid tedavisi, % 10 olguya tonsillektomi önerildi. % 10,3 olguda kolşisine ek bir tedaviye ihtiyaç duyuldu ve bu amaçla kanakinumab, adalimumab, anakinra, etanersept, tosilizumab kullanıldı. Olguların yıllık atak sayıları tedavi öncesi ortalama 20, tedavi sonrası ortalama 2 olarak görüldü. AAA ve PFAPA olguları arasında cinsiyet, ilk ateş atağı yaşı, tanı yaşı, döküntü, kusma, ishal, artritin ağrı dışındaki bulguları, ELE, göz bulguları, aile veya akrabalarda Behçet Hastalığı görülme sıklığı, tedavi öncesi ve sonrası yıllık atak sayıları açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı. PFAPA olgularında ateş süresi AAA olgularına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde fazla bulundu (p<0.05). AAA olgularında karın ağrısı, göğüs ağrısı, eklem ağrısı, anne baba arası akrabalık, aile veya akrabalarda AAA, KBY ve diyaliz öyküsü sıklığı PFAPA olgularına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p<0,05). PFAPA olgularında boğaz ağrısı, ağızda aft, lenfadenopati, kript, ataklar arasında ESR ve CRP yüksekliği, aile veya akrabalarda tonsillektomi öyküsü sıklığı AAA olgularına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p<0,05). Olguların hiçbirinde hepatosplenomegali saptanmadı. M694V homozigot ve diğer AAA olguları arasında cinsiyet, ilk ateş atağı yaşı, tanı yaşı, ateş süresi, boğaz ağrısı, aft, döküntü, kusma, ishal, göz bulguları, kript, soygeçmiş özellikleri, tedavi öncesi yıllık atak sayısı açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı. AAA olgularının hiçbirinde lenfadenopati görülmedi. M694V homozigot olgularda karın ağrısı, eklem ağrısı, göğüs ağrısı, artrit, ELE, ataklar arasında ESR, CRP ve SAA yüksekliği sıklığı, tedavi sonrası yıllık atak sayısı diğer AAA olgularına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek saptandı (p<0,05). AAA olgularında cinsiyetler arasında tanı yaşı, ilk ateş atağı yaşı, semptomlar, bulgular, tedavi öncesi ve sonrası yıllık atak sayısı açısından istatistik olarak anlamlı farklılık saptanmadı. PFAPA olgularında cinsiyetler arasında tanı yaşı, ilk ateş atağı yaşı, semptomlar, bulgular açısından istatistik olarak anlamlı farklılık saptanmadı. PFAPA olgularında tedavi öncesi ve sonrası yıllık atak sayıları yeterli sayıda veri olmadığından karşılaştırılamadı. Sonuç: Periyodik ateş sendromları ülkemizde ve dünyada sıklığı giderek artan hastalıklar olup erken tanı ve tedavi ile atak sıklığı ve hastalığa bağlı komplikasyonlar azaltılabilmekte ve yaşam kalitesi artırılabilmektedir. Bu nedenle tekrarlayan ateş ile başvuran hastalarda bu duruma neden olabilecek diğer nedenler dışlandıktan sonra periyodik ateş sendromları akla getirilmelidir. Yeni tanımlanan otoinflamatuvar hastalıklar olmasına rağmen ülkemizde halen tekrarlayan ateş yakınmasıyla başvuran hastalarda akla getirilmesi gereken ilk tanı AAA'dır. Bu farkındalığın artırılması bu hastalıklar ile ilgili demografik ve klinik özelliklerin gösterildiği çalışmalar sayesinde mümkün olabilecektir. Şu ana kadar bu hasta grubuna dair tek merkez deneyimiyle bu denli fazla hasta sayısı içeren çalışma sayısı kısıtlıdır. Bu nedenle çalışmamız ile literatüre katkı sağlayacağımızı düşünüyoruz. Bununla birlikte periyodik ateş sendromları ile ilgili çok daha fazla sayıda çalışmaya ihtiyaç olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Tekrarlayan ateş, periyodik ateş sendromları, AAA, PFAPA