Azospermik ve ağır oligospermik hastalarda varikoselektomi ve/veya testiküler sperm ekstraksiyonu (TESE) başarısının anogenital mesafe ile ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: EMRE KORKMAZ

Danışman: Halil Lutfi CANAT

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Erkek infertilitesi tüm dünyada çiftlerin yaklaşık %10–15'ini etkilemekte olup olguların yarısında erkek faktörleri rol oynamaktadır. Azospermi ve ağır oligospermi infertilite spektrumunun en önemli alt gruplarını oluşturur. Son yıllarda anogenital mesafe (AGD), prenatal androjen maruziyetini yansıtan ve erişkin dönemde testis fonksiyonlarıyla ilişkili olabilecek non-invaziv bir biyobelirteç olarak öne çıkmıştır. Bu çalışmada, azospermik ve ağır oligospermik hastalarda varikoselektomi ve/veya testiküler sperm ekstraksiyonu (TESE) başarılarının AGD ile ilişkisi araştırılmış, cerrahi sonrası fertiliteyi öngörmedeki potansiyel prognostik değeri değerlendirilmiştir. Gereç ve Yöntem: Şubat 2021–Ekim 2024 tarihleri arasında TESE uygulanan 73 hasta ve ağır oligospermik olup varikoselektomi uygulanan 44 hasta incelenmiştir. Toplam 117 olguya ait demografik, klinik, biyokimyasal ve radyolojik veriler analiz edilmiştir. Anogenital mesafe standart kurbağa bacağı pozisyonunda ölçüldü. Operasyon öncesi ve sonrası sperm parametreleri, hormon profili, testis hacmi ve operasyon detayları kaydedilmiştir. İstatistiksel analizlerde Shapiro-Wilk testi, Mann– Whitney U testi, ki-kare testi ve lojistik regresyon kullanılmıştır. ROC eğrileri oluşturularak AUC değerleri hesaplanmış ve cut-off değerleri Youden indeksi ile belirlenmiştir. Bulgular: Varikoselektomi sonrası sperm konsantrasyonu, motilitesi ve total motil sperm sayısında anlamlı artış saptanmıştır. Lojistik regresyon analizinde AGD'nin hem varikoselektomi hem de TESE grubunda canlı doğum başarısını öngördüğü gösterilmiştir. ROC analizinde AGD için elde edilen cut-off değerleri yüksek duyarlılık ve özgüllük sağlamıştır. Ayrıca TESE grubunda AGD ile folikül stimülan hormon (FSH) düzeyleri arasında ters yönde ilişki bulunmuştur. Sonuç: Anogenital mesafe, erkek infertilitesinde cerrahi tedavi başarısını öngörmede kullanılabilecek basit, non-invaziv ve klinik olarak uygulanabilir bir biyobelirteçtir. Bu parametre, hasta seçiminde yol gösterici olabilir, cerrahi girişim öncesinde danışmanlık süreçlerine katkı sağlayabilir ve bireyselleştirilmiş tedavi stratejilerinin geliştirilmesine zemin hazırlayabilir.