Acil serviste akut koroner sendrom tanısı alan hastalarda, eozinofil/monosit oranı, eritrosit dağılım genişliği ve prokalsitonin düzeylerinin prognoza etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAĞCILAR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: YUSUF AYDOĞAN
Danışman: Abuzer COŞKUN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Akut Koroner Sendrom(AKS) tanısında birçok spesifik marker kullanılmasına rağmen tanıda halen başarısızlıklar yaşanması yardımcı yöntemleri destekleyici laboratuvar belirteçleri araştırma gerekliliği doğurmuştur. Bu amaçla hemostaz-tromboza, oksidatif strese, enerji homeostazına, inflamasyon ve plak instabilitesine ait biyomarkerlar araştırılmaktadır. Çalışmamızda acil servise başvuran AKS tanısı alan hastalarda, diğer konvansiyonel kardiyak belirteçlerle beraber AKS' de kullanılabilir markerlar olarak Eozinofil/Monosit, RDW ve Prokalsitonin düzeylerinin prognoza etkisini öngörmeyi amaçladık. Metod: Bu çalışmada Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) İstanbul Bağcılar Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi, Acil Servis Kliniği'ne göğüs ağrısı şikayeti ile başvurmuş, akut koroner sendrom ön tanısı almış 18 yaş ve üzeri kişilerin verileri prospektif olarak toplandı. Çalışmaya alınan hastaların yaş, cinsiyet, ek hastalık, risk faktörleri, RDW, eozinofil/monosit oranı, Prokalsitonin düzeyleri, koroner anjiografi ile belirlenen koroner arter tutulumları ve sonlanımları incelendi. Hastalar, dahil edilme ve dışlama kriterleri göz önüne alınarak Unstabil Anjina, STEMİ, NSTEMİ olarak gruplara ayrıldı. Elde edilen veriler geçerliliği kanıtlanmış istatistiksel metod/metodlar ile değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya toplamda 80 hasta dahil edildi. AKS tanısı almış 80 hastanın %76' sının erkek olduğu, yaş ortalamalarının 58,4612,33 (min=32, max=85) olduğu görüldü. UA tanılı hastaların yaş ortalamalarının STEMI ve NSTEMI gruplarına göre daha düşük olduğu görüldü. Çalışmamızda 80 hastanın % 33,7' si NSTEMI tanısı alırken, 53,7 'si STEMI, %12,5' i UA tanısı aldı. Hastaların % 65' inin en az bir eşlik eden risk faktörü olduğu, bunların arasında en sık %42 ile HT, %38 ile KAH ve %27 ile DM olduğu görüldü. AKS öngörme için yapılan lojistik regresyon analizinde yaş ve EOZ/MON univarite ve multivarite modelin her ikisinde de istatistiksel olarak anlamlı sonuç verdi. Mortaliteyi öngörme için yapılan lojistik regresyon analizinde ise Prokalsitonin, Ejeksiyon Fraksiyon(EF) ve Eozinofil/Monosit oranı (EOZ/MON) istatistiksel olarak anlamlı sonuç verdi. Sonuç: Çalışmamızda başvuru anındaki Eozinofil/Monosit oranının akut koroner sendromu öngörebileceğini ve akut koroner sendromlu hastalarda kötü sonlanımın bir göstergesi olabileceğini belirledik. Prokalsitonin, RDW ve Eozinofil/Monosit oranının akut koroner sendromdaki rolünü belirlemek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu düşünmekteyiz.