Serebral anevrizma nedeniyle açık cerrahi geçirmiş hastalarda rezidü anevrizmatik dolum varlığında yapılan endovasküler tedavi sonuçlarının değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: İDRİS GÜRPINAR
Danışman: Ergün DAĞLIOĞLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Nüks veya rezidüel anevrizma boyutu ne olursa olsun kanama riski nedeniyle ciddi mortalite ve morbidite sebebidir. Bu sebeple yeniden tedavi gerektirir. Güncel yaklaşımda bu hastalarda mikrocerrahi ile klipaj (MCK) ve endovasküler embolizasyon (EE) tedavi seçenekleridir. Bu çalışmada daha önce serebral anevrizma nedeniyle mikrocerrahi ile klipaj (MCK) veya "wrapping" operasyonu geçirmiş hasta grubunda nüks veya rezidüel anevrizma saptanması durumunda yapılan farklı endovasküler embolizasyon (EE) tedavi yöntemlerinin erken ve geç dönem klinik ve radyolojik sonuçlarını, tedavide etkililik ve güvenilirliğini değerlendireceğiz. Gereç ve Yöntem: 2012 ile 2022 yılları arasında Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve bu hastanenin kapanması sonrasında Ankara Şehir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği'ne daha önce anevrizma nedeniyle açık cerrahi ile tedavi edilen ancak nüks veya rezidüel anevrizma nedeniyle tarafımıza başvuran ve tedavi edilen hastaların klinik ve radyolojik verileri retrospektif olarak incelendi. Bütün hastalar aynı ekip tarafından tek merkezde tedavi edildi. Hastaların cinsiyet, yaş, ilk operasyon tarihleri ve EE tarihleri, yapılan EE tedavi metodları değerlendirildi. EE tedavisi sonrası tedavi başarısının değerlendirilmesinde klinik sonuçlar Glaskow Koma Skalası (GKS) ve Modifiye Rankin Skoru (mRS) ile değerlendirilirken, radyolojik sonuçlar değerlendirilirken O'Kelly-Marotta Sınıflandırması (OKM) ve Modifiye Raymond-Roy Sınıflandırması (MMRC) gibi sınıflandırma sistemleri kullanıldı. Ayrıca hastaların mortalite ve morbiditesi, gelişen komplikasyonlar değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya belirlenen kriterlere uygun 68 hasta dahil edildi. 68 hastada toplam 70 anevrizma tedavi edildi. Hastaların 44 tanesi kadın (%64,7) iken, 24 tanesi erkek (%35,3) idi. Anevrizma lokalizasyonuna göre sınıflandırma yaparsak, ACA grubunda 21 anevrizma (%30), ICA grubunda 13 anevrizma (%18,57), MCA grubunda 34 anevrizma (%48,58) ve PCOM grubunda ise 2 anevrizma (%2,85) mevcuttu. Hastaların ilk tedavi ile ikinci tedavi arasındaki süre en az 1 ay iken, en fazla 192 ay idi. (39,98±53,62) Anevrizma boyutları karşılaştırıldığında; anevrizma genişliği ortalama 4,24±2,6 mm iken, anevrizma yüksekliği ortalama 4,42±2,53 mm idi. Anevrizma yüksekliğinin anevrizma boynuna oranı (Dome-Neck Ratio) en küçük 0,34 saptanırken, en yüksek 4,7 olarak saptandı. (1,50±0,89) Tedavi edilen anevrizmalarda tam kapanma (OKM-D, MMRC-1) 45 anevrizmada (%64) sağlanmış iken, tama yakın kapanma (minimal boyun dolumu) da bu gruba dahil edildiğinde 65 anevrizma ile %92 oranında iyileşme sağlanmıştır. Modifiye Rankin Skalası(mRS) değerleri preoperatif ve postoperatif olarak değerlendirildiğinde postoperatif takiplerde istatistiksel olarak düzelme saptanmıştır. (p<0,001) Çalışmamızda kalıcı morbidite %4,4, mortalite ise %1,4 olarak saptandı. Toplam 3 (%4,41) hastada EE tedavisi sonrası nüks anevrizmatik dolum saptandı ve tekrar EE tedavi yöntemleri ile başarılı bir şekilde tedavi edildi. Sonuç: Çalışmamızda hastaların postoperatif klinik ve radyolojik sonuçları istatistiksel olarak tatmin edici düzeydedir. Literatür ile karşılaştırıldığında benzer sonuçlar elde edilmiştir. Literatür incelendiğinde çalışmamızın, tek merkezli olup en yüksek hasta sayılarına ulaşmış olması bilimsel anlamda değerlidir. Ancak arka sirkülasyon anevrizmalarına yönelik bir veri sunulamamasını, çalışmamızın zayıf yönü olarak değerlendirilebilir. İlerleyen zamanda yapılacak çalışmalarda, daha büyük hasta gruplarının çalışmalara dahil olması ve daha uzun dönem sonuçların yayınlanması ile elde edilen sonuçların güvenilirliği daha da artacaktır. Bu da tekrarlayan anevrizma tedavisine yönelik yaklaşımların en etkili ve güvenlisinin bulunmasını sağlayacaktır. Anahtar Sözcükler: Rezidüel anevrizma, Nüks anevrizma, Klipe anevrizma, Endovasküler tedavi