Vitreoretinal cerrahi sonrası farklı intravitreal tamponad kullanılan gözlerde lens saydamlığındaki değişikliklerin scheimpflug lens dansitometri ile değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ULUCANLAR GÖZ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: KÜBRA ÖZDEMİR YALÇINSOY
Danışman: Yasemin ÖZDAMAR EROL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Vitreoretinal cerrahi sonrası farklı intravitreal tamponad kullanılan gözlerde cerrahi sonrası lens saydamlığının Scheimpflug lens dansitometri ile değerlendirilmesi, uygulanan farklı intravitreal tamponadların lens dansitesine etkisinin belirlenmesi ve sonuçların cerrahi geçirmemiş gözler ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Prospektif, karşılaştırmalı klinik çalışmamıza retina kliniğimizde takipli 33'ü regmatojen retina dekolmanı, 11'i diyabetik retinopati dışı çeşitli nedenlere bağlı vitre içi hemoraji, 18'i epiretinal membran, 20'si maküler hole tanıları nedeniyle vitreoretinal cerrahi planlanan ve her iki gözde fakik kristalin lense sahip olan 82 hastanın 82 gözü ile kontrol grubu olarak kabul edilen aynı hastaların işlem görmeyen sağlıklı diğer 82 gözü olmak üzere toplamda 164 göz çalışamaya dahil edilmiştir. İntravitreal tamponad kullanılmayan (Serum grubu) ve üç farklı intravitreal tamponad [perfloropropan (C3F8), sülfür hekzaflorid (SF6) ve Silikon yağı] uygulanan gruplar çalışma grupları olarak kabul edildi. Hastaların lens dansitometri ölçümleri Pentacam HR cihazında Scheimpflug kamera ile gerçekleştirildi. Tüm muayene ve ölçümler ameliyat öncesinde ve ameliyat sonrası 2. haftada, 1. ayda ve 3. ayda tekrarlandı. Bulgular: Vitreoretinal cerrahi uygulanan 82 gözün 25'ine (%30.5), %14 C3F8 intravitreal gaz tamponad, 19'una (% 23.2), %20 SF6 gaz tamponad, 16'sına (%19.5) silikon yağ (1000 cSt veya 5000 cSt) tamponad uygulandı ve geriye kalan 22 (%26.8) göze tamponad uygulanmadı. Çalışma grupları arasında yaş ve cinsiyet bakımından istatistiksel düzeyde anlamlı farklılık izlenmedi (P > 0.05). Lens dansitometri değerleri postoperatif izlemde preoperatif değerler ile karşılaştırıldı. C3F8 grubunda; Zon 1, Zon 2 ve Zon 3'de ortalama lens dansitesi ile average lens dansitesinde (ALD) postoperatif 3. ayda istatistiksel olarak anlamlı artış izlendi (P 0.05). Silikon grubunda; Zon 1, Zon 2 ve ALD değerlerinde postoperatif 1. ve 3. ayda anlamlı olarak artış tespit edilirken (P 0.05). SF6 grubunda; Zon 1, Zon 2, Zon 3 ve ALD değerlerinde postoperatif 2. haftada, 1. ayda ve 3. ayda istatiksel olarak anlamlı artış izlenirken (P < 0.05), max lens dansitesi postoperatif 3. ayda anlamlı olarak yüksekti(P < 0.05). Çalışma grupları arasında; hem operasyon öncesinde, hem de operasyon sonrası 2. haftada, 1. ayda ve 3. aydaki tüm zonlarda lens dansitometri değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı. Çalışma grupları kontrol grupları ile karşılaştırıldığında; C3F8 grubunda, postoperatif 1. ayda ve 3. ayda Zon 1, Zon 2, Zon 3 ve ALD değerleri kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha yüksek bulundu (P < 0.05). Serum grubunda; postoperatif 3. ayda ALD'de kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir artış tespit edildi (P < 0.05). Silikon grubunda; Zon 1, Zon 2 ve ALD değerleri kontrol grubuna göre postoperatif 1. ve 3. ayda, Zon 3 değeri ise postoperatif 3. ayda anlamlı olarak yüksek bulundu(P < 0.05). SF6 grubunda; postoperatif 1. ayda ve 3. ayda Zon 1, Zon 2, Zon 3 ve ALD değerleri kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha yüksekti(P < 0.05). Sonuç: Vitrektomi sonrası tamponad kullanımının postoperatif erken dönemden itibaren lens dansitesinde artışı hızlandırdığı, ancak farklı tamponadlar arasında anlamlı fark olmadığı kantitatif bir yöntemle gösterilmiştir. Tüm gruplarda lens dansitesinde artış izlenmesi hem metabolik aktivitesi hemde bir bariyer görevi olan vitreus rolünün önemini göstermektedir. Gelecekte vitreus cerrahi yöntemlerinin ve vitreus yerine geçebilecek yeni hidrojellerin geliştirilmesi ile lens hasarının engellenebilmesi ve katarakt gelişiminin önlenmesi mümkün olabilir.