Plasenta migrasyon ve invazyon anomalisi saptanan hastalarda fetal gelişimin değerlendirilmesi ve fetal gelişimin invazyonu öngörmedeki rolünün araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, BURSA YÜKSEK İHTİSAS SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: EVRİM KOCA

Danışman: Burcu DİNÇGEZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Çalışmamızda; plasenta previa ve plasenta akreata spektrumu tanısı olan gebelerde, intrauterin fetal gelişimin olumsuz yönde etkilenebileceği ve bunun sonucunda fetal gelişimin antenatal dönemde invazyon derecesini öngörmedeki rolünün değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma; bir retrospektif kesitsel çalışmadır. Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'nde hastanemizde kullanılan hasta bilgi sistemi yoluyla veri taraması yapılarak Ocak 2018 ve Aralık 2023 tarihleri arasında hastanemizde doğum yapmış plasenta previa ve plasenta akreata spektrumu tanısı almış, 18-45 yaş arası gebeler çalışmamıza dahil edilmiştir. Hastalar plasenta previa tanısı alanlar ve plasenta akreata spektrumu tanısı alanlar olmak üzere 2 ana grup şeklinde incelenmiştir. Plasenta akreata spektrumu tanısı almış hastalar kendi içinde plasenta akreata-inkreata ve plasenta perkreata şeklinde alt gruplara ayrılmıştır. Tüm gruplar demografik veriler, önceki doğum verileri, tanı ve doğum haftası, doğum ve cerrahi özellikleri, fetal persantil, fetal ve maternal yoğun bakım ihtiyaçları gibi parametrelerle karşılaştırıldı. İstatistiki veri analizinde SPSS 22.0 ve Med Calc 18 programları kullanıldı. Bulgular: Plasenta akreata spektrumu (PAS) olan ile invazyon olmayan plasenta previa olguları arasında fetal persantiller incelendiğinde; PAS grubunda medyan fetal persantilin 30,3 (2,5-97,5) ve plasenta previa grubunda 53,85 (2,5-97,5) olduğu ve PAS olan grupta daha düşük olduğu saptandı. Fetal persantilin plasenta previa olgularında PAS varlığını öngörmedeki rolünü değerlendirildiğinde; fetal persantilin 52,5 ve altında olmasının %75,51 sensitivite, %51,50 spesifite ile PAS'ı öngördüğü tespit edildi. PAS için risk faktörlerini değerlendirdiğimiz çok değişkenli regresyon analizinde; geçirilmiş sezaryen sayısındaki 1 birim artışın PAS riskini yaklaşık 2,5 kat artırdığı, fetal persantilin 52,5 ve altında olduğu olgularda olmayanlara oranla PAS riski yaklaşık 4 kat artırdığı izlendi. Fetal büyümenin yol gösterici bir belirteç olup olmadığını değerlendirdiğimizde; fetal persantilin plasenta perkreata ve plasenta akreata- inkreata bozukluklarında anlamlı farklılık göstermediği tespit edildi. Sonuç: Plasenta lokalizasyonu ve serviksle ilişkisi, fetal büyüme rutin ultrasonografik incelemelerde değerlendirilen parametrelerdir. Güncel çalışmalar plasenta bozuklukları ile fetal gelişim arasındaki ilişkiye dikkat çekmektedir. Biz de bu çalışmada, rutin olarak kullandığımız fetal persantilin, son derece yüksek maternal mortalite ve morbiditeye sahip bir durum olan PAS olgularında kullanımını değerlendirdik. Plasenta previa olgularında geçirilmiş sezaryen sayısı, plasenta lokalizasyonu, lakün varlığı gibi birçok klinik ve sonografik belirtece ek olarak fetal persantilin de invazyon öngörüsünde kullanılabileceği kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Plasenta previa, plasenta akreata spektrumu, fetal gelişim