Tavşan kulağında subperikondreal ve subSMAS diseksiyon planlarının kıkırdak ve perikondrium üzerine etkisinin karşılaştırması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KARTAL DR. LÜTFİ KIRDAR ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, PLASTİK CERRAHİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BÜKEM CÜCE
Danışman: Gaye FİLİNTE
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Rinoplasti operasyonlarında tercih edilecek diseksiyon planı hakkında değişik görüşler olduğu görülmektedir. Avasküler bir doku olan kıkırdak beslenmesini perikondriyum yapısından sağlamaktadır. Yüzeyel müsküler aponörotik sistem (SMAS) altında izlenen bir diseksiyon planında, perikondriyum ve kıkırdak bütünlüğü korunarak kıkırdak dokunun beslenmesinin bozulmayacağı varsayılsa da bu plandaki vasküler yapıların fazlalığı intraoperatif ve postoperatif dönemde artmış kanama ve ödem olarak karşımıza çıkabilmektedir. Subperikondriyal planda diseksiyon yapıldığında ise avasküler kıkırdak dokusunun şekillendirilmesi cerrah için daha da kolaylaşmakla beraber postoperatif kanama ve ödem görülme ihtimali de azalmaktadır. Öte yandan bu plandaki diseksiyonun dezavantajı olarak ise avasküler bir doku olan kıkırdağı besleyen perikondriyumundan ayırmanın, kıkırdağın iyileşmesini tehlikeye atabileceği ve doku perfüzyonunu bozabileceğidir. Bu çalışmada; kıkırdağın beslenmesinde önemli rol oynayan perikondriyumun diseksiyona dahil edildiği ve edilmediği durumlarda, kıkırdak ve perikondriyumda meydana gelebilecek histopatolojik, biyomekanik ve dokulardaki rejenerasyon kabiliyetindeki değişikliklerin araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma daha önce yapılan güç analizi sonuçlarına göre grup başına 3 denek olacak şekilde toplam 3 grup ve 9 adet yeni zelanda beyaz tavşanı ile planlanmıştır. Deneklerin her iki kulağı da araştırmaya dahil edilmiştir (n:18) Subperikondriyal, subSMAS ve intraperikondriyal diseksiyon modelleri planlandı. Çalışma bitiminde deneklerin kulaklarından alınan doku örnekleri elektron ve ışık mikroskobisi ile değerlendirildi. Ayrıca dokuların biyomekanik davranışlarının anlaşılabilmesi için de gerim kuvveti testi uygulandı. Bulgular: Çalışmamızda fibrozisin en az izlendiği grup subperikondriyal diseksiyon yapılan C grubu en fazla fibrozis izlenen grup ise intraperikondriyal diseksiyon yapılan A grubu olarak görüldü. A grubu ve C grubu arasındaki fark (p=0.002) ve B grubu ile C grubu arasındaki fark (p=0.006) istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Ayrıca gruplarda yeni kıkırdak oluşumu gözlenmemiş olsa da subperikondriyal diseksiyon yapılan C grubunun kıkırdak kalınlığı bakımından B grubuna göre anlamlı üstünlüğü olduğu (p=0.013); intraperikondriyal diseksiyon yapılan A grubunun da anlamlı olarak subsmas diseksiyon yapılan B grubundan üstün olduğu (p<0.001) görülmüştür. Sonuç: Doğru yapılmış bir subperikondriyal diseksiyonun kıkırdağı güçsüzleştirmeyebileceği aksine rejenerasyonu tetikleyip kıkırdak kalınlığında artışa ve dolayısıyla kıkırdak direncinde artışa neden olabilir. Örneklem sayısı arttırılıp, yeni kartilaj oluşumunun daha hassas yöntemlerle değerlendirilmesiyle çalışmamız diğer araştırmacılar için öncü niteliğinde olacaktır.