Sjögren sendromu ön tanısı ile tükürük bezi biyopsisi yapılan hastaların demografik, klinik, laboratuvar ve patolojik bulgularının değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAKIRKÖY DR. SADİ KONUK SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DİLA DELİVELİ
Danışman: Cemal BES
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Sjögren sendromu(SS), ekzokrin bezlerin, özellikle gözyaşı ve tükürük bezlerinin inflamasyonu ile karakterize sistemik, otoimmün bir hastalıktır. Ülkemizde hastalığın tüm bileşenlerini (klinik, serolojik, patolojik bulgular) dikkate alarak yapılmış olan çok az çalışma vardır. Bu çalışmamızda Sjögren Sendromu ön tanısı ile tükürük bezi biyopsisi yapılan 300 hastanın demografik, klinik, laboratuvar ve patolojik verileri retrospektif olarak incelenmiş olup Sjögren Sendromunun prevalansı ve hastaların epidemiyolojik, immünolojik ve patolojik verilerinin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, 01.01.2016 ile 31.12.2018-01 tarihleri arasında T.C Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Romatoloji polikliniği ve/veya servisinde takip edilen, 18 yaşının üzerinde ve Sjögren Sendromu ön tanısı ile tükürük bezi biyopsisi yapılan ve ACR/EULAR 2016 Sjögren Sendromu sınıflandırma kriterlerini karşılayan 300 hasta dahil edildi. Hastaların klinik yakınmaları, laboratuvar bulguları (antinükleer antikor (ANA), C3, C4, ENA panelleri, romatoid faktör (RF), sedimantasyon, CRP, hemogram değerleri), objektif kseroftalmi testleri olan Schirmer ve gözyaşı kırılma zamanı (break up time-BUT) sonuçları kayıtlardan incelendi. Tüm hastaların tükürük bezi biyopsileri patoloji hekimi tarafından değerlendirilerek Focus Skorları hesaplandı. Bulgular: 300 hastanın %96,7'si (n=290) kadın, %3,3'ü (n=10) erkekti. Olguların yaşları 18 ile 84 arasında değişmekte olup, ortalama yaş 51,59±12,23 olarak saptandı. Hastaların %75'inde (n=225) ağız kuruluğu, %79'unda (n=237) göz kuruluğu, %1'inde (n=3) parotis şişliği, %8,7'sinde (n=26) deri döküntüsü vardı. Bu hastaların %54,7'sinin (n=164) son tanısının Sjögren, %4,3'ünün (n=13) romatoid artrit ve %1'inin (n=3) SLE olduğu gözlendi. Son tanısı Sjögren olan hastaların %45,1'inin (n=73) Focus skoru ≥1'di (p=0,001; p<0,01). Hastaların son tanılarının Sjögren olması durumuna göre olguların ANA titreleri ve ANA paternlerinin dağılımları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptandı (p=0,001;p<0,01). Buna göre hastaların ANA titresinin 1/1280 ve 1/2560 olması oranı ve ANA paterninin ince benekli olması son tanısı Sjögren olanlarda, olmayan olgulardan yüksek tespit edildi. Sjögren son tanılı hastaların %63'ünde anti-SSA, %44'ünde anti-SSB pozitif olarak görüldü (p=0,001; p<0,01). Diğer ENA panelleri, C3 ve C4 değerlerinin sonuçlarında ise Sjögren Sendromu son tanılı ve diğer hastalar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığa rastlanmadı. Hastalar Focus Skorlarına (FS) göre de karşılaştırılmış olup, FS ≥1 olan hastalarda anti-SSA ve anti-SSB'nin yüksek olması, ANA titresinin 1/1280 ve 1/2560 olması ve ANA paterninin sentromerik olması; FS <1 olan hastalardan istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek görüldü. Sonuç: Sjögren Sendromu, değişik klinik belirti ve bulgularla prezente olabilen sistemik bir hastalıktır. Hastalığın prezentasyonunun değişken olması ve zengin klinik bulguları nedeniyle tanının gecikmesi ve tanıda zorluklar yaşanması kaçınılmaz olmaktadır. SS tanısı, klinik bulgular, objektif ağız ve göz kuruluk testleri, serolojik testlere ve histopatolojik incelemelere göre konulur. Her ağız ve göz kuruluğu SS'na bağlı değildir. Tükürük bezi biyopsisi bulguları tanısal özellikte olmakla birlikte her SS hastasında pozitif bulguların olmayabileceği de akılda tutulmalıdır. Anahtar Kelimeler: Göz kuruluğu, halsizlik, cinsiyet.