Premenstrüel sendromlu olgularda oreksin-A kan düzeylerinin semptom şiddeti ile ilişkisinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ETLİK ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DUYGU ÖZEN

Danışman: Yasir ŞAFAK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

ÖZET Amaç: Bu çalışmanın temel amacı, sağlıklı kadın popülasyonunda luteal fazdaki serum oreksin-A düzeyleri ile premenstrüel sendrom (PMS) semptom şiddeti arasındaki ilişkiyi incelemek; ayrıca, anksiyete ve depresyon düzeyleri, uyku kalitesi,duygusal iştah ve yaşam kalitesinin PMS semptom şiddeti üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel ve ilişkisel nitelikteki bu araştırmaya, Ankara Etlik Şehir Hastanesi'nde görev yapan, 18-45 yaş aralığında, düzenli adet döngüsüne sahip ve bilinen psikiyatrik/metabolik hastalığı olmayan 88 gönüllü kadın sağlık çalışanı dahil edilmiştir. Katılımcıların tahmini adet tarihinden bir hafta önceki luteal fazda; Sosyodemografik Veri Formu, Premenstrüel Sendrom Ölçeği (PMSÖ), Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), Duygusal İştah Anketi (DİA), Beck Anksiyete Ölçeği(BAÖ), Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ve WHOQOL-BREF Yaşam Kalitesi Ölçeği uygulanmıştır. Aynı gün katılımcılardan alınan venöz kan örneklerinde serum oreksin-A düzeyleri ELISA yöntemiyle ölçülmüştür. Verilerin analizi, örneklemin dağılım özellikleri dikkate alınarak uygun parametrik ve non-parametrik testler kullanılarak gerçekleştirilmiştir. İleri düzey istatistiksel değerlendirmeler kapsamında korelasyon analizleri ile hiyerarşik çoklu doğrusal regresyon analizleri uygulanmıştır. Bulgular: Katılımcıların serum oreksin-A düzeyleri geniş bir aralıkta dağılmıştır (24,2–369,3 pg/mL; medyan=114,20). Serum oreksin-A düzeyi ile PMS şiddeti arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. PMS şiddeti,PMS puanına göre hafif (PMS 0,05). Buna karşın, PMS şiddeti yüksek grupta anksiyete ve depresyon puanları daha yüksek, uyku kalitesi puanları daha yüksek ve yaşam kalitesi alan puanları daha düşük bulunmuştur (tümünde p≤0,025). DİA alt ölçek puanları PMS şiddetine göre anlamlı farklılık göstermemiştir (tümünde p>0,05). Çoklu regresyon analizinde BAÖ ve BDÖ, PMS toplam puanını bağımsız olarak pozitif yönde yordarken; VKİ, ilk adet yaşı ve medeni durum negatif yönde anlamlı yordayıcılar olarak saptanmıştır; oreksin-A ise bağımsız bir yordayıcı olarak saptanmamıştır. Sonuç: Bulgularımız, periferik oreksin-A düzeylerinin PMS şiddetini açıklamada/öngörmede anlamlı bir biyobelirteç olarak desteklenmediğini; buna karşın bazı sosyodemografik değişkenler (yaş, medeni durum) ve klinik özelliklerin (VKİ) yanı sıra, anksiyete ve depresif belirti düzeylerinin PMS'nin klinik görünümü ve semptom şiddeti ile daha güçlü ilişki gösterdiğini ortaya koymaktadır. Çalışmamızda biyolojik değişkenlerle PMS semptom şiddeti arasında anlamlı bir ilişki saptanmamış olmakla birlikte; demografik ve klinik özelliklerin yanı sıra anksiyete ve depresyon gibi psikolojik değişkenlerin PMS şiddeti ile ilişkili bulunması, PMS'nin değerlendirme ve yönetiminde biyopsikososyal yaklaşımın gerekliliğini desteklemektedir. Öte yandan oreksin-A'nın PMS şiddeti açısından periferik bir biyobelirteç olarak kullanılabilirliğini netleştirmek için, luteal fazın objektif olarak doğrulandığı ve tekrarlayan ölçümler içeren uzun dönem çalışmalara gereksinim vardır. Anahtar Kelimeler: Premenstrüel sendrom, oreksin-A, anksiyete, depresyon, uyku kalitesi.