Ratlarda sisplatin ile olusturulan ototoksisitede ezetimibin koruyucu etkilerinin araştırılması, deneysel hayvan çalışması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ETLİK ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, KULAK BURUN BOĞAZ VE BAŞ-BOYUN CERRAHİSİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ZUHAL AYBÜKE GAZELOĞLU

Danışman: Sibel ALİCURA TOKGÖZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Ototoksisite, kimyasal ve farmakolojik maddeler, yüksek ses maruziyeti ve enfeksiyon gibi dış etkenlerin iç kulaktaki yapıların bozulmasına ve işlev kaybına neden olmasıdır. Bu durum, özellikle kimyasal ve farmakolojik ajanların vestibüler ve işitsel fonksiyonlarda bozulmaya yol açacak şekilde hücresel ve yapısal hasar oluşturmasıyla ortaya çıkar. Literatürde tanımlanan ototoksik maddeler arasında en yaygın bilinenler; aminoglikozid grubu antibiyotikler (streptomisin, amikasin, gentamisin), platinyum bazlı kemoterapi ilaçları, loop diüretikleri (furosemid, etakrinik asit), antimalaryal ajanlar ve salisilatlardır. Sisplatin, testis kanserleri, baş-boyun kanserleri, küçük hücreli akciğer kanseri, over kanserleri, merkezi sinir sistemi (SSS) maligniteleri, mide kanserleri ve mesane kanseri gibi birçok farklı malignitenin tedavisinde yaygın ve başarılı bir şekilde kullanılan güçlü bir kemoterapötik ajandır. Ancak klinik uygulamalarda sisplatinin kullanımını sınırlayan en önemli yan etkilerden biri ototoksisite ve diğeri nefrotoksisitedir. Sisplatin kaynaklı işitme kaybı genellikle ilerleyici, çift taraflı, simetrik ve geri dönüşümsüz sensörinöral bir işitme kaybı şeklinde görülür. Bu işitme kaybı öncelikle yüksek frekanslarda ortaya çıkar ve zamanla konuşma frekanslarını da etkileyebilir. Öte yandan, ezetimib safra asitleri, yağ asitleri, yağda eriyen vitaminler ve trigliseridlerin emilimini değiştirmeden, bağırsaklardan diyet ve safra kaynaklı kolesterolün emilimini engelleyen bir ilaçtır. Moleküler düzeyde baskılayıcı etkilerinin yanı sıra antiinflamatuar özelliklere sahip olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada, ototoksik etkisi kanıtlanmış sisplatinin bu etkisine karşı ezetimibin koruyucu bir etkisinin olup olmadığını ve ayrıca ezetimibin kendisinin herhangi bir ototoksik etkisinin bulunup bulunmadığını ABR, DPOAE ve histopatolojik yöntemler kullanarak değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: 40 adet sağlıklı dişi Wistar Albino cinsi rat 4 gruba randomize olarak ayrıldı. Çalışma 40 adet sağlıklı, 5-6 aylık ve ağırlığı 200-250 gr arasında olan dişi Wistar Albino cinsi rat üzerinde yapıldı. Toplam 40 ratın 80 kulağı çalışmaya alındı. Odyolojik ölçümler öncesinde ratlar sıcak bir örtü üzerine yatırılarak genel anestezi altında otoskopik muayene yapıldı. Dış kulak yolu, orta kulak veya timpanik membran patolojisi saptanan hayvanların çalışma dışı bırakıldı. 1. grup (n:10) kontrol grubu olarak belirlendi ve sadece 1 ml/gün salin intraperitoneal uygulandı. 2.grup(n:10) ilk 2 gün, günde bir kere olmak üzere 8 mg/kg intraperitoneal sisplatin aldı. 3.grup(n:10) ilk 2 gün, günde bir kere olmak üzere 8mg/kg intraperitoneal sisplatin aldı, İlk hafta sonunda ABR ve OAE ölçümü aldıktan sonra 10 gün boyunca günlük 10mg/kg ezetimib gavaj (oral) şeklinde aldı. 4.grup (n:10 ) 10 gün süresince, günlük 10mg/kg ezetimib gavaj (oral) şeklinde aldı. Bu enjeksiyonlar öncesi bütün ratların genel anestezi altında işitsel beyin sapı yanıtları ve otoakustik emisyon ölçümleri yapıldı. Enjeksiyon öncesi yapılan işitsel beyin sapı yanıtları ve otoakustik emisyon ölçümleri 0. gün olarak kabul edildi ve ratların bazal işitme eşikleri belirlendi. Ratların 1.hafta sonunda işitsel beyin sapı yanıtları ve otoakustik emisyon ölçümleri ölçümleri alındı ve 16.gün (çalışmanın sonunda) her gruptaki ratların işitsel beyin sapı yanıtları ve otoakustik emisyon ölçümleri yapıldı.16. gün ölçümleri sonrası ratlara genel anestezi altında ötenazi uygulandı ve dekapitasyon sonrası kohlea formaldehit ile tespit edildi ve histopatojik değerlendirme için hazırlandı. Bulgular: Araştırmada 4, 8,16 ve 32 kHz frekanslarındaki SNR (Signal to Noise Ratio) OAE değerleri ile ABR NHL (Auditory Brainstem Response – Normal Hearing Level) ölçümlerinin, zaman içinde ve farklı deney grupları arasında gösterdiği değişimler analiz edilmiştir. 4 kHz ölçümlerinde, ilk ölçümde gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmazken izole sisplatin ve sisplatin+ezetimib gruplarında diğer gruplara göre ara ölçümlerde istatistiksel olarak anlamlı düşüşler meydana gelmiştir (p < 0.05). Buna karşın ezetimib ve kontrol gruplarında değerler stabil kalmıştır. Son ölçümde ise, sisplatin grubu ara ölçümle benzer şekilde en düşük ortalamaya sahipken, sisplatin+ezetimib grubunda ara ölçüm değerine göre anlamlı bir yükselme gözlenmiştir (p<0.05). 8 kHz ölçümleri de benzer bir eğilim göstermiş, sisplatin içerikli gruplarda anlamlı azalmalar gözlenmiş, diğer gruplarda ise başlangıç değerlerine yakın sonuçlar görülmüştür (p < 0.05).Yani son ölçümler değerlendirildiğinde, sisplatin+ezetimib ve sisplatin grupları diğer iki gruptan istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük değerlere sahiptir. Ayrıca sisplatin+ezetimib ve sisplatin grupları arasındaki fark da anlamlı bulunmuştur. (p < 0.05). 16 kHz ölçümleri açısından ise ara ölçümde sisplatin+ezetimib ve sisplatin gruplarında değerler neredeyse sıfıra yaklaşmış, yalnızca kontrol grubunda değerler önemli ölçüde sabit kalmıştır. Son ölçümde sisplatin+ezetimib grubunda bir miktar toparlanma gözlenirken, sisplatin grubunda herhangi bir değişiklik olmamış, ezetimib ve kontrol grupları ise stabil kalmıştır.İstatistiksel analiz sonuçlarına göre, ara ölçümde özellikle sisplatin+ezetimib ve sisplatin gruplarının 16 kHz SNR değerleri diğer gruplara göre anlamlı düşüktür (p<0.05). Son ölçüm değerinde, sisplatin grubu ara ölçümle benzer şekilde sıfıra yakın kalırken, sisplatin+ezetimib grubunda son ölçüm değeri, ara ölçüm değerine göre anlamlı yükselmiştir (p<0.05). 32 kHz OAE ölçümlerinde ise anlamlı sonuçlar alınamamıştır.ABR eşik değer (NHL) sonuçları incelendiğinde, özellikle sisplatin grubunda zamanla belirgin bir artış gözlenmiş; bu artışın ara ve son ölçümlerde de devam ettiği rapor edilmiştir (p < 0.05). Sisplatin+ezetimib grubunda ise ara ölçümde yükselen değerler son ölçümde anlamlı şekilde azalmıştır (p<0.05). Oysa ezetimib ve kontrol gruplarında ise anlamlı bir değişim gözlenmediği belirtilmiştir. Genel olarak bulgular, sisplatin ve sisplatin+ezetimib gruplarının işitsel parametreler açısından zaman içinde daha olumsuz etkilendiğini ve bu etkinin hem frekansa hem de ölçüm zamanına göre farklılık gösterdiğini ,bu değişimin de sisplatin+ezetimib grubunda sisplatin grubuna göre daha az olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca çalışmada, dış tüy hücreleri (DTH), stria vaskülaris (SV) ve spiral ganglion'daki histopatolojik değişiklikler gruplar arasında karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. DTH açısından, kontrol ve ezetimib gruplarında %100 oranında üç adet intakt hücre tespit edilerek yapısal bütünlüğün korunduğu belirlenmiştir. Sisplatin+ezetimib grubunda bu oran azalmakla birlikte hücre bütünlüğünün kısmen korunduğu; buna karşın yalnızca sisplatin verilen grupta hücresel bütünlüğün ciddi düzeyde bozulduğu ve %50 oranında DTH kaybının mevcut olduğu saptanmıştır(p< 0,001). Stria vaskülaris değerlendirmelerinde, kontrol ve ezetimib gruplarında herhangi bir büzülme izlenmemiştir. Sisplatin+ezetimib grubunda stria vaskülaris büzülmesi hafif ve orta düzeyde gözlenirken, sisplatin grubunda orta ve ciddi derecede büzülme oranları belirgin şekilde artmıştır. Gruplar arasındaki bu fark da istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur ( p < 0,001). Spiral ganglion değerlendirmesinde, kontrol ve ezetimib gruplarında yapısal bütünlük korunmuşken, sisplatin+ezetimib grubunda hafif ve orta düzeyde değişiklikler saptanmıştır. Sisplatin grubunda ise ileri derecede dejeneratif değişikliklerin baskın olduğu görülmüştür. Bu bulgular da istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğunu ortaya koymuştur ( p = 0,001). Sonuç olarak, sisplatin uygulamasının koklear yapılarda belirgin hücresel ve yapısal hasara yol açtığı; ezetimibin ise bu ototoksik etkileri kısmen önleyici bir rol oynayabileceği gösterilmiştir. Sonuç: Bu çalışmada, sisplatin ile oluşturulan ototoksisite modelinde ezetimibin koruyucu etkileri ABR, DPOAE ve histopatolojik bulgularla değerlendirilmiştir. DPOAE sonuçlarında, sisplatin uygulanan gruplarda otoakustik emisyonda SNR değerlerinde belirgin azalma görülürken, ezetimib ve kontrol gruplarında bu değerler sabit kalmıştır. ABR ölçümlerinde ise sisplatin grubunda eşik değeri ve latans süresi artarken, ezetimibin bu etkileri azalttığı gözlenmiştir. Histopatolojik incelemelerde de sisplatin grubunda dış tüy hücreleri, spiral ganglion ve stria vaskülariste ciddi hasar saptanmış; bu hasarın ezetimib ile azaldığı belirlenmiştir. Sonuçlar, ezetimibin sisplatin kaynaklı ototoksisiteyi azaltmada etkili olabileceğini göstermektedir; ancak bu alanda yeterli çalışma olmadığından daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.