Lupus nefriti tanılı hastaların klinik, patolojik bulguları ve tedavi sonuçlarının değerlendirilmesi : Tek merkez deneyimi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DIŞKAPI YILDIRIM BEYAZIT SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BATUNAY DURAN
Danışman: Ebru GÖK OĞUZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ:Sistemik lupus eritematozusun (SLE) böbrek tutulumu lupus nefriti (LN) olarak bilinir. LN tanısı olan lupus hastalarının prognozu böbrek tutulumu olmayanlara göre daha kötüdür. Uygun ve zamanında uygulan tedavi ile lupus nefriti tanılı hastalarda renal sağ kalım iyileştirilebilir. Renal biyopsi ile kliniğimizde LN tanısı alan hastaların klinik ve patolojik bulgularının, merkezimizde uygulanan tedavi sonuçlarının ve renal sağ kalımın literatürle karşılaştırılması çalışmamızın temel amacıdır. Ayrıca renal prognozda etkili olası faktörleri tespit etmek çalışmamızın bir diğer amacıdır. Hastalarda olası prognostik faktörleri tespit ederek ve bu sayede renal prognozu düzelterek lupus nefritinin son dönem böbrek hastalığına gidişini önleyebiliriz. Bu çalışma ile LN tanılı hastalarda renal sağ kalıma katkıda bulunmayı amaçladık. GEREÇ VE YÖNTEM:Çalışmamıza 2012 Ocak-2021 Ocak tarihleri arasında lupus nefriti tanısı alan 44 hasta dahil edildi. Hasta verileri geriye dönük olarak incelenmiştir. İstatistiksel analizler SPSS V.15 ile yapıldı.Çalışmadaki istatistiksel analizlerde p<0.05'in altındaki değerler istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. BULGULAR:Çalışmaya dahil edilen 44 hastanın 32'si kadın, 12'si erkek idi. Hastaların tamamında proteinüri mevcuttu. En sık sınıf IV LN saptandı. Hastaların çoğunluğu proliferatif LN grubundaydı. Proliferatif LN ile non-proliferatif LN tanısı olan hastalar arasında serum kreatinin, potasyum yüksekliği, serum kompleman düşüklüğü, anti-dsDNA antikor varlığı ve aktif idrar sedimenti varlığı açısından anlamlı fark bulundu. 12.ayda tam remisyonda olan hastalar ile remisyonda olmayan hastalar arasında tanı anındaki kan basıncı ve GFR seviyesinde düşüklük açısından anlamlı fark saptandı. 12.ayda tam remisyonda olmayan hastaların çoğunun proliferatif LN grubunda olduğu görüldü. Proliferatif LN başlangıç tedavisinde MMF tedavisi alan grubun siklofosfamid tedavisi alan gruba göre tam remisyona ilk ulaşma süresinin daha kısa olduğu görüldü ve istatiksel olarak anlamlı saptandı. Takipli hastaların %9'unda SDBY geliştiği ve SDBY gelişme oranının literatür ile uyumlu olduğu tespit edildi. 2 hastanın takipler sırasında exitus olduğu görüldü. 8 hastada hastada nüks saptandı ve nüks saptanan hastaların yarısından fazlasında 12.ayda tam remisyonun elde edilemediği görüldü. Nüks saptanan hastalarda nüks saptanmayan hastalara kıyasla tanı anında daha yüksek sistolik kan basıncı ve serum total kolesterol düzeyi saptandı. Ayrıca nüks saptanan hastalarda tanı anında daha yüksek seviyede proteinüri olduğu tespit edildi. SONUÇ:Lupus nefriti, SLE hastaları için önemli morbidite ve mortalite kaynağı olmaya devam etmektedir. SLE hastaları düzenli olarak böbrek tutulumu açısından tetkik edilmelidir. Lupus nefriti tanısı olan hastaların yaklaşık %10'ununda SDBY gelişmektedir. LN'yi erken teşhis etmek, teşhis edildiğinde gecikmeden uygun tedaviye başlamak renal ve hasta sağ kalım açısından önemlidir. Çalışmamızdaki istatiksel olarak anlamlı saptanan verilerin çoğunluğu mevcut literatürler ile uyumlu bulundu. Çalışmamızda literatürden farklı olarak saptadığımız prognostik öneme sahip olabilecek veriler mevcuttur. Fakat bu verileri hasta katılımının fazla olduğu çalışmalarla doğrulanması gerekmetedir. Lupus nefriti tedavisinde ve prognozunda olumlu sonuçlar elde edebilmek için geniş çaplı çalışmalar yapılması gerektiği aşikardır. Anahtar Kelimeler:Sistemik lupus eritematozus, lupus nefriti, son dönem böbrek yetmezliği, proteinüri