Kardiyopulmoner resüsitasyon uygulanan hastalarda santral venöz ve arteriyel parsiyel oksijen (PO2) ve parsiyel karbondioksit (PCO2) basınçlarının laktat ile korelasyonu ve prognoz ile ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KONYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ABİDİN BARAN
Danışman: Ramazan KÖYLÜ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi erişkin acil servise arrest olarak gelen yada acil serviste arrest olan 18 yaş üstü, travma hastası olmayan hastalardanKPR esnasındasantral venöz ve arteriyel parsiyel oksijen (PO2) ve parsiyel karbondioksit (PCO2) basınçlarının laktat ile korelasyonu ve prognoz ile ilişkisini araştırmayı planladık. Gereç ve yöntem :Çalışmaya Kasım 2016 ile Haziran 2017 tarihleri arasında acil servise gelen kardiyak arrest tanısı olan hastalardan 18 yaş üstü, gebe olmayan acil serviste arrest olan veya arrest getirilen hastalar dahil edildi.Ağır kafa travmalı hastalar,18 yaş altı hastalar, gebe hastalar ,kanama diyatezi olan hastalar, hastanın klinik durumuna göre santral juguler kateter endikasyonu olmayan ve yakınları tarafından onam alınamayan hastalar çalışma dışı bırakıldı.Çalışmaya alınan hastaların; demografik özellikleri, özgeçmişi (bilinen kronik obstrüktif akciğer hastalığı, koroner arter hastalığı, kronik böbrek yetmezliği, diyabetes mellitus, hipertansiyon, kronik karaciğer hastalığı)kaydedildi.Arrest hastaların başlangıç ritmi(NEA,VF,VT,asistoli),defibrilasyon uygulanıp uygulanmadığı,uygulandıysa kaç kez uygulandığı, kardiyopulmoner resüsitasyon süresi,arrest nedeni,kardiyak olup olmadığı ve spontan sirkülasyona dönüp dönmediği kaydedildi.Spontan sirkülasyona dönen hastalarda;takiplerinde hipotansiyon süresi APACHE (Acute Physiology and Chronic Health Evaluation),SOFA (Sepsis-related Organ Failure Assessment) skorları,multiorgan yetmezliği gelişimi kaydedildi. Bulgular: Çalışmaya 99 hasta dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen hastaların 54'ü ( % 54,5) erkek 45'i (%45,5) kadındı. Çalışmaya dahil edilen hastaların ortalama yaşının 65,7 ± 18,3 olduğu tespit edildi.Çalışmaya alınan 99 hastanın 29'unda (%29,3) spontan dolaşım geri dönmüştür.Yine hastaların 61'inin (% 61,6) kardiyak nedenli arrest olduğu, 38'inin ( % 38,4) ise non-kardiyak nedenler ile arrest olduğu tespit edildi. Kardiyak nedenler ile arrest olan vakaların 12'sinin (%19,7) non- kardiyak nedenler ile arrest olan vakaların 17'sinin (%44,7) SDGD (+) olduğu saptandı. Arrest nedenleri ile spontan dolaşımın geri dönüşü (SDGD) arasında anlamlı ilişki saptandı (p<0.05).Hastaların acil servisteki arrest ritmleri incelendiğinde hastaların 60'ında (% 60,5) asistoli , 1 (%1) hastada VT, 14 (%14,1) hastada VF ve 24 (%24,2) hastada ise NEA tespit edildi. Asistoli gelişen 60 hastanın 20'si (%33,3) , VF gelişen 14 hastanın 8'inde (%53,3), NEA ritminde olan 24 hastanın ise yalnızca 1'inde (%4,2) SDGD (+) olarak saptandı. Juguler PH , juguler PO2 , juguler SpO2 ve juguler laktat düzeyleri ile SDGD arasında anlamlı ilişki saptandı (p<0.05).J.SpO2≥ % 50 olan 31 hastanın 15'inde (% 48,4) spontan dolaşım dönerken, J.SpO2<% 50 olan 68 hastanın 14'ünde spontan dolaşımın döndüğü tespit edildi. Elde edilen veriler incelendiğinde Hastaların tansiyon verileri incelendiğinde hipotansif olan 17 hastanın 11'nin (%78,6) J.SpO2değerlerinin % 50'nin altında olduğu, hipotansif olmayan 12 hastanın ise 3'ünün ( %21,4) J.SpO2değerlerinin % 50'nin altında olduğu tespit edildi. Yine veriler incelendiğinde hipotansif olan hastalara vazopressör desteği başlandığı ve yine bu hastaların 11'inde ( %78,6) J.SpO2değerlerinin % 50'nin altında olduğu tespit edildi. Vasopressör ihtiyacı ile J.SpO2<% 50 olması arasında anlamlı ilişki tespit edildi( p<0.05). Sonuç:Juguler venöz saturasyon ölçümü, KA ile gelen vakalarda SDGD 'nin bir göstergesi olabilir. Ayrıca döndükten sonraki post kardiyak arrest bakımda vazopressör ihtiyacı, şok gelişimi ve düşük SOFA skoru gibi parametreler ile ilişkili olabilir. Bundan sonra hastaya yapılacak müdahaleleri belirlemede yardımcı olabilir.