The effect of demographic and clinical characteristics of the patient on the prognosis in acute pulmonary thromboembolism


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HATİCE ÇETİNDOĞAN

Danışman: Nesrin ÖCAL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Pulmoner tromboemboli (PTE) tanısı alan hastaların tanı anındaki demografik, klinik, radyolojik özellikleri hastalığın prognozu ile ilişkili olabilir. Bu noktaların yüksek olgu sayısına sahip gerçek yaşam verileri ile aydınlatılması bireyselleştirilmiş tanı, tedavi ve takip yaklaşımının PTE hastalarında ön plana alınmasına katkıda bulunabilir. Bu çalışmada PTE tanısı konulan hastaların tanı anındaki kişisel ve klinik özelliklerinin hastalığın progresyonuyla ilişkisi olup olmadığı, bu özelliklerin güncel rehberlerde önerilen risk skorlamaları ile ilişkilerini ortaya koymak hedeflenmiştir. Çalışmamızda Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Gülhane Eğitim Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları kliniğinde 1 Ekim 2016-1 Ekim 2020 tarihleri arasında akut PTE tanısı konularak tedavi edilmiş hastalarının demografik özellikleri (yaş, cinsiyet), komorbiditeleri, klinik özellikleri, tanı aracı olarak kullanılan görüntüleme yöntemleri ve bulguları, laboratuvar tetkikleri ile olasılık ve risk skorları retrospektif olarak incelenerek prognozla ilişkileri incelenmiştir. Çalışma sonuçlarımızda mortalite ve sağkalım grupları arasında yaş ortalaması anlamlı düzeyde farklılık gösteriyordu (p= 0.035). Yaş dekatlarına göre hastalar gruplara ayrılarak grupların mortalite ilişkisine bakıldığında en yüksek mortalite oranı 6. ve 9. dekat hastalarda görülmüş olup diğer dekatlardan anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p= 0.025 ve p= 0.036 sırasıyla). Başvuru semptomlarının mortaliteyle ilişkisi incelendiğinde senkop ile başvuranlarda (tüm hastaların %12.3'ü) mortalite oranı %21.6 ile en yüksek değere sahipti (p 0.05). 30 günlük erken mortalite risk değerlendirmesinde ise yüksek risk skoru olan 30 (%10) hastadan 21'i (%7.6) taburcu, 9'u (%40.9) eksitus olmuştur. Yüksek risk grubunda mortalite sıklığı tüm gruplara göre anlamlı düzeyde fazlaydı (p= 0.02). D-dimer yüksekliği mortalite ile ilişkilendirilmiştir (p <0.001). Ortalama Prohormon Beyin Natriüretik Peptit (ProBNP), Troponin I ve Kreatin Kinaz-Miyokard İzoenzimi (CK-MB) ise mortalite ile anlamlı ilişki göstermemiştir. Genetik trombofili taramasında homozigot mutasyon saptanan hastaların içinde FV-Leiden mutasyonu %46.15 oranıyla ilk sırayı almaktaydı. İleri yaş, senkop öyküsü, yüksek D-dimer, santral yerleşimli trombüs, EKO'da sPAB yüksekliği, global hipokinezi, sağ kalp dilatasyonu, AF ve KBH komorbiditelerine sahip olmak, yüksek Pulmoner Emboli Şiddet İndeksi (PESİ) ve Basitleştirilmiş Pulmoner Emboli Şiddet İndeksi (sPESİ) ile yüksek erken mortalite risk skoru akut PTE hastalarında mortalite ile anlamlı ilişkiye sahiptir. CKİ mortalite grubunda daha yüksek ortalamaya sahip olmakla beraber prognozla anlamlı ilişkisi saptanmamıştır. Klasik mortalite risk değerlendirmelerin yanı sıra hastalara bireysel bakış açısı ile değerlendirme yapmak prognoz üzerine olumlu katkıda bulunabilir.