Mezotelyoma tanılı hastalarda bevacizumab tedavi yanıtının değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ADANA TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AYTEN GÖZDE OĞUZ
Danışman: Timuçin ÇİL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Mezotelyoma Tanılı Hastalarda Bevacizumab Tedavi Yanıtının Değerlendirilmesi Malign mezotelyoma (MM), vücutta çeşitli mezotelyal zarlardan gelişen, nadir görülen ve kötü prognozlu primer malign tümördür. Histolojik alt tiplerine göre tedavilere yanıt ve sağkalım oranı değişen bu tümör için hala rutin olarak benimsenmiş bir tedavi protokolü olmayıp bu konuda çalışmalar devam etmektedir. Malign mezotelyoma standart kemoterapi tedavilerine yeterince iyi yanıt vermediğinden, olgularda daha uzun sağkalım elde etmek adına yeni tedavi seçenekleri denenmeye başlanmıştır. Bu konuda geçmişten günümüze malign mezotelyoma patogenezinde birçok yolak değerlendirilmiştir. Henüz küratif tedavisi olmayan ve yapılan birçok çalışmada hedeflenen tedavi başarı oranı sağlanamayan bu hastalıkta, kür sağlamayı amaçlayan hedefe yönelik tedaviler oldukça önem arz etmektedir. Özellikle metastatik olgularda tümör büyümesinde anjiyogenezisin rolü tartışmasız olup biz bu çalışmamızda, kliniğimizde malign mezotelyoma tanısı olup standart tedavi basamaklarına yanıt vermeyen hastalarda anti-VEGF (Vasculer Endotelial Growth Factor) tedavisi olan Bevacizumab tedavi yanıtını ve bu tedavinin hastaların progresyonsuz sağkalım sürelerine olan etkisini değerlendirmeyi amaçladık. Çalışmamızda tüm dünyada ve Türkiye'de belirli bölgeler dışında çok nadir görülen malign mezotelyoma hastalarının tedavisinde bize tedavi seçenekleri ve hastaların sağkalımları konusunda yön gösterecek olan patolojik özellikler ve prognostik faktörler kliniğimizde retrospektif olarak taranmıştır. Çalışmamızın sonucunda olguların %50,6'sı kadın iken %49,4'ü erkek cinsiyette idi. Olguların medyan yaşı 62 olarak saptandı, bunların %12,7'si 75 yaşın üzerindeydi. Ortalama sağkalım ECOG performans skoru iyi olanlarda, birinci basamak kemoterapi alanlarda, tedavi öncesi platelet değeri ve beyaz küre sayısı normal olanlarda daha uzun saptandı. Tedavi öncesi platelet ve hemoglobin değerleri normal olan, birinci basamak tedavide pemetrexed + sisplatin tedavisi alan hastaların progresyonsuz sağkalım süreleri anlamlı derecede daha uzun saptandı. Olguların cinsiyetleri, tedavi öncesi albümin değerleri, histolojik alt tipleri, evreleri, tedavi öncesi LDH değerleri ile progresyonsuz sağkalım süreleri arasında anlamlı ilişki bulunmadı. Hastaların tedavi öncesi platelet değeri ve beyaz küre sayılarının prognostik faktör olarak kullanılabileceği düşünüldü. Başlangıç tedavileri pemetrexed + sisplatin + bevacizumab tedavi kolu ile pemetrexed + sisplatin kolu alan hastalar ortalama sağkalım süresi açısından kıyaslandığında, gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı, fakat Pemetrexed + sisplatin tedavi kolunun progresyonsuz sağkalım süresi açısından diğer gruba istatistiksel açıdan anlamlı bir üstünlüğü olduğu görüldü. Tanı anında çoğu hastanın ileri evre, metastatik ve un-rezektabl olması sebebi ile kılavuzlar tarafından multimodal tedavi; cerrahi, radyoterapi ve sistemik tedavi önerilmesine karşın birçok hasta için sadece sistemik tedavi seçeneklerinin uygulanabildiği görülmektedir. Sistemik tedavi seçeneklerinin son yıllarda artış göstermesi tedavi başarısını arttırabilecek bir unsurdur. Son yıllarda Bevacizumab ve immünoterapi tedavi seçenekleri olmuştur. Ancak tedavi sıralaması ve önceliklendirilmesi çok önemli bir tartışma konusunu ortaya çıkarmıştır. Henüz küratif tedavisi olmayan bu hastalıkta tedavi seçiminde net olarak belirlenmiş veya standardize olmuş bir biyobelirteç ortaya konmaması nedeniyle hastalığın tedavi stratejisi; hasta seçimi ve hastalıkla ilgili faktörlere dayanmakta ve hastanın tanı anındaki histolojik tip ve tümör yayılımı, evresi, hastanın yaşı, kardiyopulmoner durumu, komorbiditeleri ve performans durumuna göre tedavi şekli değişmektedir. Uygulanacak tedavilerin endikasyonları, kontrendikasyonları ve yan etkileri iyice düşünülerek multidisipliner hasta yönetimi esas olmalıdır. Yapılan faz çalışmalarında, bir anti-VEGF tedavi seçeneği olan Bevacizumab'ın birinci basamak tedavide uygulanmasının hastaların ortalama ve progresyonsuz sağkalım süreleri üzerinde olumlu etkileri olduğu görülmüş ve NCCN kılavuzlarında birinci basamak tedavide pemetrexed ile sisplatin ve bevacizumab kombinasyon tedavisi önerilmiştir. Türkiye'de asbest maruziyetine bağlı gelişen, kötü prognozla seyreden malign mezotelyoma olgularının tedavisi ve kılavuzlarda yerini almış bu tedavi seçeneğinin tüm hastalar için standart rejim haline gelebilmesi ve asbest maruziyeti olan Türkiye'deki hastalarımız için çok merkezli ve hasta popülasyonunun geniş olduğu randomize çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Mezotelyoma, bevacizumab, kemoterapi