Behçet hastalığında tanı sırasındaki semptom ve laboratuvar belirteçlerinin takipte major organ tutulumunu öngörmesi mümkün müdür?


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: OYA ALTUN

Danışman: Cemal BES

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Behçet hastalığı, mukokutanöz bulgulardan majör organ tutulumuna kadar geniş bir spektrumda seyreden kronik, multisitemik, inflamatuar bir hastalıktır. Majör organ tutulumu, hastalarda prognozu olumsuz yönde etkileyen, mortalite ve morbidite açısından başlıca faktörlerdendir. Bu çalışmada Behçet hastalığı tanısı alan olgularda başlangıçtaki klinik özellikler ve laboratuar bulgularının, takip sürecinde gelişebilecek yeni majör organ (YMOT) açısından prediktif rolünü değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada, retrospektif, tek merkezli ve kesitsel olarak planlanmış olup, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Romatoloji kliniğinde takipli olan ve Uluslararası Çalışma Grubu (ISG) kriterlerine uygun şekilde tanı alan 94 Behçet hastası incelenmiştir. Hastaların tanı anında demografik verileri, oral aft, genital ülser, follikülit, eritema nodosum gibi klinik bulguları ve CRP, sedimentasyon ,hemogram, biyokimya tetkikleri, HLA-B51 gibi laboratuar sonuçları kaydedildi. İzlem döneminde gelişen oküler, vasküler, nörolojik ve gastrointestinal tutulumlar YMOT olarak tanımlandı. Hastalar YMOT gelişimine göre iki gruba ayrılarak, başlangıç parametrelerinin prediktif değeri istatistiksel olarak incelendi. Bulgular: Toplam 94 hasta çalışmaya dahil edilmiş olup, bunların 15'inde (%16) izlem sürecinde en az bir YMOT gelişti. Cinsiyet dağılımı açısından gruplar arasında fark gözlenmedi ancak YMOT gelişen hastaların daha ileri yaş grubunda olduğu görüldü (33' e karşı 40, p=0.06). Tanıda majör organ tutulumu varlığı YMOT gelişmeyen grupta daha sık gözlense de fenotipler arasında anlamlı fark bulunmadı. YMOT gelişen 15 hastadan biri hem oküler hem vasküler tutulum göstermiş olup toplam 5 oküler, 8 vasküler, 1 nörolojik ve 2 gastrointestinal tutulum saptandı. Gruplar arasında tanı anındaki bulgular genel olarak benzerdi ancak follikülit YMOT gelişmeyen grupta daha yüksek oranda bulundu (%60.8' e karşı %33.3, p=0.047). Genital ülser ise anlamlı fark oluşmasa da ayrışmış görülmekteydi (%69.6' ya karşı %53.3, p=0.175). İzlem boyunca YMOT gelişen grupta tromboflebit, derin ven trombozu ve arteriyel tutulum oranları daha yüksekti. Tanıda MOT ile prezente olanlarla arasında farklılık bulunmasa da, CRP, ESH, LDH YMOT gelişenlerde anlamlı şekilde yüksek görüldü (CRP için 5.5' e karşı 23.6, p=0.034, ESH için 11' e karşı 25.5, p=0.005). HLA-B51 sıklığında ise gruplar arasında fark bulunmadı (p>0.05). Sonuç: Bu çalışma, Behçet hastalığında YMOT gelişimini tanı anında öngörülebilecek bazı klinik ve laboratuar göstergeler olabileceğini ortaya koymuştur. Tekrarlayan oral aft, hastalığın tanısal kriterleri arasında temel bir bulgu olmasına rağmen, ilerleyen süreçte MOT gelişimini öngörmede belirleyici değildir. Genital ülser ve follikülit varlığı ise mukokutanöz fenotipe daha özgü kabul edilebilecek bulgular olup, bu semptomların hastalığın mukokutanöz formda kalma eğilimini desteklediği izlenmektedir. Tanı anında ölçülen yüksek CRP, ESH ve LDH değerleri, hastalığın inflamatuar aktivitesi ve vasküler/trombotik eğilimi ile ilişkili olup YMOT riskinin artışıyla anlamlı şekilde bağlantılı bulunmuştur. HLA- B51 pozitifliğinin YMOT gelişimini öngörücü bir rol oynamadığı görülmüştür. Bu bulgularla Behçet hastalarında tanı anındaki klinik ve laboratuar değerlendirmelerin yalnızca tanı koymada değil aynı zamanda hastaların ilerleyen süreçteki prognozunu belirlemede de değerli olduğu sonucuna varılabilmektedir. Özellikle yüksek akut faz reaktanları saptanan olguların erken dönemde daha yakın takip edilmesi, komplikasyonların önlenmesi ve tedavi stratejilerinin doğru yönlendirilmesi açısından önem arz etmektedir. Anahtar kelimeler: Behçet hastalığı, majör organ, prognoz, CRP, sedimentasyon