Pelvik inflamatuvar hastalık (PID) veya tubaovaryan apse (TOA) tanısı olan hastalarda immatür granülosit (IG) düzeyinin biyobelirteç olarak kullanılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ALPER AYKUT YETKİN
Danışman: Hasan Ali İNAL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmanın amacı, Pelvik İnflamatuvar Hastalık(PID) veya Tubaovaryan Apse (TOA) tanısı almış kadın hastalarda immatür granülosit(IG) düzeyinin enfeksiyon biyobelirteci olarak kullanılabilirliğini değerlendirmektir. Gözlemsel, retrospektif, analitik vaka-kontrol deseniyle yürütülen bu çalışmaya, SBÜ Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'nde PID veya TOA tanısı ile yatırılan 80 hasta ve aynı merkeze başvuran sağlıklı 82 kadın dahil edilmiştir. Her iki grubun IG düzeyleri karşılaştırılmış, istatistiksel analizler SPSS 23.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Parametrik veriler için Student t testi, nonparametrik veriler için Mann Whitney U testi uygulanmıştır. P <0.05 değeri anlamlılık düzeyi olarak kabul edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda hasta grubunda nötrofil, lökosit, immatür granülosit ve CRP gibi inflamatuvar belirteçlerde artış, hemoglobin ve hematokrit düzeylerinde ise düşüş saptanmıştır. Nötrofil/lenfosit oranı da hasta grubunda anlamlı şekilde yüksek bulunmuş ve bu parametrenin enfeksiyöz süreçlerin ayırt edici bir göstergesi olabileceği değerlendirilmiştir. Çalışmada hastalarda uygulanan girişim türleri arasında CRP, IG%, IG#, Nötrofil/Lenfosit Oranı(NLR) ve WBC değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmazken, apse çapı laparotomi uygulanan hastalarda anlamlı düzeyde daha yüksek saptanmıştır. Histerektomi uygulanan hastaların yaş ortalamasının diğer girişimsel gruplara kıyasla anlamlı biçimde daha yüksek olduğu belirlenmiş, diğer değişkenlerde fark gözlenmemiştir. Apse çapı ile antibiyotik tedavi süresi ve hastanede yatış süresi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuş; apse büyüklüğünün artışıyla birlikte klinik seyrin uzadığı görülmüştür. Ayrıca CRP ve IG# düzeylerinin yatış süresiyle pozitif yönde ilişkili olduğu, CRP düzeylerinde taburculukta anlamlı azalma meydana geldiği, IG% ve IG# değerlerindeki düşüşün ise istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlenmiştir. Son olarak, drenaj yapılan hastalarda apse çapı, antibiyotik tedavi süresi ve hastanede yatış süresinin drenaj yapılmayanlara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Taburculuk dönemine ait analizlerde ise drenaj, L/S veya L/T uygulaması gibi girişimlerin inflamatuvar parametreler (CRP,IG% ve IG#) üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Pelvik İnflamatuvar Hastalık, Tubaovaryan Apse, İmmatür Granülosit