Hastaneye yatış gerektiren toplum kökenli pnömoni olgularında toraks ultrasonografisinin tanı ve takipteki yeri
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, HAMİDİYE ULUSLARARASI TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ERDEM EMRE GÜLŞEN
Danışman: Sevda CÖMERT
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Pnömoni, akciğer parankiminin enflamasyonu olarak tanımlanır ve günümüzde yaygın antibiyotik kullanımı ve etkin bağışıklama programlarına rağmen tüm dünyada enfeksiyon kaynaklı ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer almaktadır. Bu nedenle erken ve doğru tanı koyularak tedavisinin başlanması, mortalite ve morbiditenin azaltılması açısından oldukça önemlidir. Uygun klinik bulguların varlığında çekilen PA (postero-anterior) grafide infiltrasyonun görülmesi tanı için yeterli olmakla birlikte PA grafi'nin tek boyutlu olması, yorumcular arasında değişkenlik göstermesi ve kör noktalarda lezyonun gözden kaçabilmesi nedeni ile pnömoni tanısında güçlük yaşanabilmektedir. Ayrıca yatan hastaların tanı ve takibinde birden fazla grafi çekilmesi, hastaları radyasyon maruziyeti altında bırakmaktadır. Çalışmanın amacı ise son yıllarda akciğer görüntülemede kullanım sıklığı oldukça artan, uygulama sırasında radyasyon maruziyeti olmayan, daha düşük maliyetli, portable olarak kullanılabilen, daha kolay ulaşılabilir ve tekrarlanabilir bir yöntem olan ultrasonografinin, toplum kökenli pnömoni tanısında ve takibinde güncel rehberlerde belirtilen metodolojiler ışığında PA grafiye alternatif olarak kullanılabileceğini göstermektir. Materyal ve Metod: Çalışmaya Şubat 2021 - Haziran 2022 tarihleri arasında Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniği'ne toplum kökenli pnömoni tanısı ile internasyonu yapılan 28 hasta dahil edildi. Lokal etik kurul onayı alınan çalışma, tek merkezli ve prospektif bir çalışma olarak planlandı. Çalışma kriterlerine uygun 28 hastaya; yatışında, yatışının 3-4. günlerinde ve yatışının 7-10. günlerinde olmak üzere toplam 3 kez ultrasonda deneyimli tek hekim tarafından ultrason uygulandı. Ultrasonografik muayene, hekimin yatış ve takip süresince hastaların radyolojik bulguları hakkında bilgisi olmadan yapıldı ve bulgular kayıt altına alındı. Aynı zamanda hastaların yatışında klinik, laboratuar ve PA grafi bulguları kayıt altına alındı. Hastaların yatış ultrason bulguları ile yatış PA grafi bulguları karşılaştırıldı. Ayrıca ultrason bulgularının takipteki değişimi ile klinik, laboratuar ve PA grafi bulgularının takipteki değişimi karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmamız %64,3'ü (n=18) erkek, %35,7'si (n=10) kadın toplam 28 toplum kökenli pnömoni hastası ile yapılmıştır. Çalışmaya katılan hastaların yaşları 28 ile 91 arasında değişmekte olup, ortalama 62,89±15,67 yaş olarak saptanmıştır. Ultrasonografinin toplum kökenli pnömoni'yi saptamadaki duyarlılığı %100, PA grafinin ise %89,2 olarak bulunmuştur. Ultrasonografi ve PA grafi arasında pnömonik infiltrasyon alanının lokalizasyonunu saptama açısından anlamlı farklılık saptanmamıştır (p>0.05). Ultrasonografi ve PA grafi ile hastaların yatış anında bakılan lezyon boyutları arasında istatistiksel anlamlı farklılık saptanmamıştır (p<0.01). Ayrıca hastaların yatışında ultrason ile hesaplanan toplam LUS skoru ile lezyonun PA grafide ölçülen boyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır (p=0,019). PA grafide lezyonun yatış ve 7-10. gün kontrolleri arasındaki boyut farkı ile ultrasonda lezyonun yatış ve 7-10. gün kontrolleri arasındaki boyut farkı arasındaki ilişki değerlendirildiğinde, aralarında pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır (r=0,731; p<0,01). Hastaların ultrasonografik takiplerindeki LUS skoru değişiminin CRP değerlerindeki değişim ile anlamlı şekilde korelasyon gösterdiği saptanmıştır (p=0,041). Hastaların ultrasonografik takiplerindeki LUS skoru değişiminin plevral efüzyonun seyri ile olan ilişkisine bakıldığında da en fazla LUS skoru farkının plevral efüzyonun regrese olduğu grupta olması dikkat çekici olmakla birlikte anlamlı bulunmamıştır (p= 0,369). Ayrıca hastaların ultrasonografik takiplerindeki lezyon boyutu değişiminin hem CRP hem prokalsitonin değerlerindeki değişim ile anlamlı şekilde korelasyon gösterdiği bulunmuştur (sırası ile p=0,043, p=0,007). Ultrasonografinin plevral efüzyonu saptamadaki sensitivitesi %100, negatif prediktif değeri %100 iken PA grafinin sensitivitesi %50, negatif prediktif değeri ise %60 bulunmuştur. 7-10. gün ultrasonda hesaplanan toplam LUS skoru ise PA grafide tam regresyon olan ve olmayan hasta gruplarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir (p=0,015) Sonuç: Ultrasonografi; toplum kökenli pnömoninin tanısında PA grafiye göre daha duyarlı, takipte ve komplikasyonların saptanmasında ise en az PA grafi kadar başarılı bir tanı aracıdır. Ayrıca yatak başı ve hızlı uygulanabilen, radyasyon maruziyeti olmadan sık aralıklar ile takibe izin veren, düşük maliyetli bir yöntem olması nedeni ile PA grafiye güçlü bir alternatif olanağı sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Pnömoni, Ultrasonografi, PA grafi, LUS