Meme kanseri tanısı almış olgularda memedeki kanser lokalizasyonu ile aksiller lenfadenopati varlığı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HAKAN SİME
Danışman: Ahmet Mesrur HALEFOĞLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Meme kanserli hastalarda aksiller lenf nodu tutulumunun en önemli prognostik faktörlerden biri olduğu bilinmektedir. Çalışmamızın amacı; meme kanseri tanısı alan hastalarda tümörün lokalizasyonu, tümörün en geniş çapı ve tutulan aksiller lenf nodu sayısı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Meme kanseri tanısı almış ve histopatolojik olarak aksiller lenf nodu metastazı varlığı kanıtlanmış 70 hastanın tedavi öncesi ilk meme MRG ve PET/BT leri retrospektif olarak değerlendirildi.Tanı anındaki tümörün lokalizasyonu memenin anatomik olarak dört kadrana bölünmesi ile tanımlandı. MRG görüntüleri üzerinde tümörün en geniş çapı 50 mm olarak sınıflandırılıp ölçüldü. PET/BT lerinden tutulan lenf nodu sayıları UICC (Union Internationale Contre le Cancer) ve AJCC (American Joint Committee on Cancer) tümör (T), nod (N), metastaz (M) sınıflamasında metastazlı lenf nodlarının sayısına göre üç gruba ayırdığı nodal hastalık sınıflaması gereği N1: 1-3 lenf nodu, N2: 4-9 lenf nodu, N3: > 10 lenf nodu olarak belirlendi. Tümörün lokalizasyonu, en geniş çapı, aksiller lenf nodu tutulumu ve tutulan lenf nodu sayısı arasındaki ilişki araştırıldı. Bulgular: Tümör 43 hastada (%61,4) üst dış kadranda, 11 hastada (%15,7) üst iç kadranda, 9 hastada (%12,9) alt dış kadranda ve 7 hastada (%10) alt iç kadranda yerleşimli bulundu. MRG görüntüler üzerinden ölçülen tümör çapları 27 hastada (%38,6) 50 mm ölçüldü. En küçük boyutlu metastatik tümörlerin üst dış kadranda ( 20 mm, ≤ 50 mm aralığında saptandı. Ayrıca en büyük çaplı tümörlerin tümü (%100) üst kadran yerleşimli idi. Ancak üst kadran yerleşimli tümörlerin sadece %15'inde tümör çapı > 50 mm saptandı. Hastaların 50'sinde (%71,4) 1-3 lenf nodu, 13'ünde (%18,6) 4-9 lenf nodu ve 7'sinde (%10) >10 lenf nodu izlendi. Sonuç: Aksiller lenf nodu metastazı olan tüm tümörlerin %77.1'inin ÜİK ve ÜDK (%61.4) yerleşimli olarak bulunması üst kadran yerleşimli tümörlerin aksillaya metastaz olasılığının arttığını ve hastaların %50'sini tümör çapının >20 mm, ≤ 50 mm olması tümör viii çapı arttıkça aksiller metastaz olasılığının arttığını düşündürmüştür. Ancak tümör çapı <20 mm olan hastaların %38.6 olması bu konuda yeterince bilinçlendirme olmadığını ve meme kanseri tarama programlarımızın yetersiz kaldığını düşündürmektedir. Tümör lokalizasyonları ve çapları ile aksiller lenf nodu sayıları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptamadığımız çalışmamızda, bu durumun çalışmamızdaki eksikliklerden biri olan, tümör moleküler alt tipleri ve grade'i bilgisinin eksikliği ile ilgili olabileceğini düşünmekteyiz.