Spontan subaraknoid kanamalı hastalarda nötrofil/lenfosit ve platelet/lenfosit oranlarının klinik vazospazmla olan ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ADANA TIP FAKÜLTESİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SALİH BURAK KUTLU

Danışman: Emre BİLGİN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve amaç: Vazospazm, subaraknoid kanamadan (SAK) günler sonra başlayan, serebral arterlerin uzun süreli fakat geri dönüşümlü daralmasıdır. Patofizyolojisi tam olarak aydınlatılamasa da en yaygın görüş, subaraknoid mesafeye geçen kandaki vazoaktif ajanların rol oynadığı inflamatuar süreçtir. Çalışmamızda bu inflamatuar süreçle ilişkili olabileceğini düşündüğümüz nötrofil/lenfosit (N/L) ve platelet/lenfosit (P/L) oranlarının, SAK'lı hastalarda klinik vazospazmı öngörmede kullanılabilecek bir belirteç olup olamayacağını araştırmayı amaçladık. Gereç ve yöntem: Çalışmamız Eylül 2017- Eylül 2022 yılları arasında T.C. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Adana Şehir Hastanesi Nöroşirurji Kliniği'nde retrospektif olarak gerçekleştirildi. Çalışma grubu anevrizmal subaraknoid kanama (aSAK) tanısı ile takip edilmiş vazospazm gelişen 43 ve vazospazm gelişmeyen 304 hasta ile toplamda iki alt gruptan ve 347 hastadan oluşturuldu. Kontrol grubu ise nöroşirurji polikliniğine başvurmuş sağlıklı 80 hastadan oluşturuldu. Kontrol grubundan alınan kandaki N/L ve P/L oranları, çalışma gruplarındaki 1. gün N/L ve P/L oranları ile karşılaştırıldı. Ardından çalışma grubunda, vazospazm olan ve vazospazm olmayan alt grupların 1., 3., 7. gün N/L ve P/L oranları önce gruplar içerisinde sonrasında gruplar arasında karşılaştırıldı. Son olarak cerrahi ve endovasküler tedavi yöntemlerinin bulunan sonuçlar üzerine etkisi araştırıldı. Çalışmamıza bilinen kan hastalığı olan, travma öyküsü olan, ilk haftada hidrosefali gelişen ve ilk 4 gün içerisinde cerrahi yada endovasküler tedavi uygulanmamış hastalar dahil edilmedi. Bulgular: Vazospazm olan grupta 1.gün N/L oranı(p<0,001) ve P/L oranı(p<0,001) kontrol grubuna kıyasla anlamlı yüksekti. Vazospazm olmayan grupta 1.gün N/L oranı(p<0,001) ve P/L oranı(p<0,001) kontrol grubuna kıyasla anlamlı yüksekti. Vazospazm olan grupta N/L oranı 1.güne kıyasla 3.günde(p<0,05) ve 3.güne kıyasla 7.günde(p<0,05) ve 1.güne kıyasla 7.günde(p<0,01) anlamlı olarak yüksek bulundu. Vazospazm olmayan grupta N/L oranını 7.günde 1.güne(p<0,001) ve 3.güne(p<0,01) kıyasla anlamlı olarak düşük bulundu. Vazospazm olan grupta N/L oranları vazospazm olmayan gruba kıyasla 7.günde anlamlı olarak yüksek bulundu(p<0,001). Vazospazm olmayan grupta P/L oranı 1.güne kıyasla 3.günde(p<0,001) ve 7.günde(p<0,001) anlamlı olarak düşüktü. Cerrahi tedavi uygulanan hastalarda, endovasküler tedavi uygulanan hastalara kıyasla N/L ve P/L oranlarında hiçbir günde anlamlı fark bulunmadı. Sonuç: Çalışmamızda aSAK sonrasında N/L ve P/L oranlarının ilk gün hatta saatler içinde artmış olacağı tespit edildi. İlk 7 günlük takipte artma eğilimi gösteren N/L oranının, artmış vazospazm riskini gösterdiği ve aynı zamanda 3. Günden sonra azalma eğilimi gösteren N/L oranının, azalmış vazospazm riskini gösterdiği sonucuna vardık. Asak sonrasında 3. Günden itibaren azalma eğilimi gösteren P/L oranının, azalmış vazospazm riskini gösterdiği sonucuna vardık. Bu hastalarda seçilen tedavi yöntemi ister cerrahi ister endovasküler olsun sonuçların değişmediği, N/L ve P/L oranlarının serebral vazospazmı öngörmede kullanabileceğimiz bir biyobelirteç olabileceği sonucuna vardık. Anahtar kelimeler: Nötrofil/Lenfosit Oranı, Platelet/Lenfosit Oranı, Subaraknoid Kanama, Klinik Vazospazm.