Adölesanlarda obezite sıklığı ve lipid profili ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL PROF. DR. CEMİL TAŞÇIOĞLU ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AYŞE MADEN UYANIK
Danışman: Seçil ARICA
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: Obezite küresel ölçekte bir halk sağlığı haline gelirken bu durum adölesanlarda da giderek artmaya başlamıştır. Obez bireylerde lipid profili bozuklukları da sıklıkla görülmektedir. Bu çalışmanın amacı bir aile hekimliği biriminde kayıtlı olan 10-21 yaş grubu bireylerde obezite sıklığını belirlemek ve obezite ile lipid profili değerleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. GEREÇ ve YÖNTEM: Araştırmamız 01.01.2025 ile 30.03.2025 tarihleri arasında İstanbul Esenler Ferhatpaşa Aile Sağlığı Merkezi 34.17.114 nolu birime herhangi bir nedenle başvuran 10-21 yaş arası kişilerin boy kilo ve kan basıncı ölçümleri yapılarak ve sağlık kayıtlarından lipit profili bilgileri kaydedilerek yapılmıştır. Çalışmamıza İstanbul ili Esenler ilçesi Ferhatpaşa Aile Sağlığı Merkezi 34.17.114 nolu aile hekimliği birimine kayıtlı olarak başvuran araştırmaya dâhil edilme kriterlerini karşılayan 273 kişi dahil edildi. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS statistics 15 programında analiz edildi ve p<0.05 anlamlı kabul edildi. BULGULAR: Katılımcıların %57,1'i kadın %42,9'u erkektir. Çalışmamızda obezite prevalansı %16,1 olarak saptanmıştır. Erkeklerdeki obezite oranı, kadınlardan istatiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Kilolu ve obez grupta trigliserit, Castelli 1 indeksi, Castelli 2 indeksi, aterojenik plazma indeksi (APİ) skoru ve kan basıncı değerleri zayıf ve kilolu gruptan daha yüksek, yüksek yoğunluklu kolesterol (HDL-K) daha düşük bulunmuştur. Vücut kitle indeksi (VKİ) ile düşük yoğunluklu kolesterol (LDL-K) ve total kolesterol (TK) arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır. Kızlarda kilolu olma durumu ve erkeklerde ise obez olma durumu daha fazla saptanmıştır. Erkeklerde HDL-K düzeyi daha düşük, Castelli 1 indeksi ve APİ skoru daha yüksek saptanmış ve kadınlarda TK ve LDL-K düzeyi yüksek bulunmuştur. Trigliserit, kan basıncı ve Castelli 2 indeksi açısından cinsiyetler arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Adölesan dönemi yaş gruplarında obezite oranı en yüksek olan grup 10-14 yaş grubu iken, kilolu olma oranı en yüksek grup ise 19-21 yaş grubuydu. Adölesan dönemi yaş gruplarına göre HDL-K sınırda yüksek ve yüksek olma oranı ve hipertansif olma oranı 19-21 yaş grubunda daha yüksek saptanırken, trigliserit sınırda yüksek ve yüksek olma oranı düşük bulunmuştur. Adölesan dönemi yaş gruplarına göre HDL-K düzeyleri, trigliserit düzeyleri, LDL-K sınıflaması ve düzeyleri, TK sınıflaması ve düzeyleri, Castelli 1 indeksi, Castelli 2 indeksi ve APİ skoru açısından anlamlı fark bulunmamıştır. VKİ ile HDL-K arasında negatif yönlü; VKİ ile trigliserit, LDL-K, Castelli 1 indeksi, Castelli 2 indeksi ve APİ skoru arasında pozitif yönlü korelasyon saptanmıştır. Ortalama kan basıncı ile HDL-K arasında negatif yönlü; ortalama kan basıncı ile trigliserit, Castelli 1 indeksi ve APİ skoru arasında pozitif yönlü korelasyon saptanmıştır. Yaş grupları ile HDL-K, LDL-K, trigliserit, TK, Castelli 1 indeksi, Castelli 2 indeksi ve APİ skoru arasında korelasyon saptanmamıştır. SONUÇ: Bu çalışmada adölesan dönemde obezite ile dislipidemi ve hipertansiyon arasında anlamlı düzeyde ilişki olduğunu tespit ettik. Erişkin dönemde kardiyovasküler hastalıkların önlenmesi çocukluk çağı ve adölesan dönemde risk faktörlerinin erken tespiti ve önlenmesinden geçmektedir. Adölesan dönemde obezite ile mücadele hem dislipideminin hem de hipertansiyonun azalmasına katkı sağlayacaktır. Bu dönemde yapılan tarama, eğitim ve müdahalelerin yoğun bir şekilde oluşturup devam ettirilmesi gerekmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Adölesan, obezite, lipid profili